Oğuz Tongsir’e mektup!
Erdem Övüç

Erdem Övüç

erdemovuc@gmail.com

30 Aralık 2020 Çarşamba - 01:37

Yazarın Tüm Yazıları

Spor 41

Sevgili TSYD Başkanı Oğuz Tongsir…

Kendimi anlatmayı çok sevmiyorum.

Ekran önü, ekran arkası, saha içi, tribün vs…

Spor gazeteciliği adına ne varsa yaptım, yapmaya da devam ediyorum.

Hamdolsun 20 yılım sona erdi.

Kısacası spor basını emekçisiyim.

 

DERTLİYİM

Çok sıkıntı çekiyorum, sıkılıyorum ve geriliyorum.

İnanıyorum ki benim gibi onlarca hatta yüzlerce spor basını emektarı da dertlidir.

Berbat başlayan 2020, berbat devam etti ve berbat bir şekilde bitti.

Mart’tan beri, adı önce Korona sona da Covid olan bir lanet dünyayı durdurdu.

Belki de bu salgın işi milenyumun büyük bir oyunudur…

Bunu zamanla anlayacağız.

Bu berbat yıl nasıl geldi ve nasıl geçti anlamadık.

ALLAH (cc) beterinden saklasın.

 

ANLAMSIZ KARARLAR, TALİMATLAR

Salgın nedeni ile sportif organizasyonlar da yerle bir oldu.

Koskoca olimpiyatlar bile 1 yıl ileriye attı.

Haliyle Türkiye’de de sıkıntılar büyük.

Sporun başındakiler kararlar alıyor.

Evet şu zamanda idarecilik kolay değil ancak liyakat sorununun sivri bir şekilde yaşandığı canım ülkemde kimi konuları da sorgulamak zorundayım.

Çünkü benim işim bu.

Sorgulamak, tespit etmek, çözüm önerisi sunmak ve kişi ya da kurumları harekete geçirmek durumdayım.

Kamu vicdanı bunu bekler, bunu ister…

 

MESLEĞİMİZ İKİ PARALIK HALE GELDİ

Size bu kararların, gereksiz talimatların mesleğimizi nasıl iki paralık hale getirdiğini “Yaşayan” birisi olarak yazıyorum.

TFF… Yani Türkiye Futbol Federasyonu…

En yukarısından en alt tabakasına kadar elden geçirilmesi lazım.

Kurullar işlemiyor, ehliyetsizler direksiyonun başında duvara çarpıp çarpıp duruyor.

Koltuklar sıcak olduğu için kimse rahatının bozulmaması için bir yerlerini kımıldatmıyor!

Bu işlemeyen mekanizma da son derece anlamsız talimatlarla biz basın emekçilerine resmen “Çalışma” diyor.

 

ÖRNEKLER Mİ?

Ohoooo… Saymakla bitmez.

Biliyorum, kararları FIFA alıyor, bizimkiler de uyarlıyor.

Farkındayım. Belki sesim FIFA’daki dayılara da gider!

Röportaj konusu.

Arkadaşlarımız kimi statlarda maçın ardından röportaj yapacağı kişileri taksi ile yüz küsür metre dışarıya taşıyıp, D-100’den, E-5’ten görüş alabiliyor.

Sadece Başakşehir’in Başkanı Göksel Gümüşdağ, Fenerbahçe maçından bizimle ilgili olan saçma talimatlara kısa da olsa değindi.

 

HANGİ SOSYAL MESAFE?

Seremonideki anlamsız sosyal mesafeli diziliş mesela…

Yahu 2 dakika sonra futbolcular sürtüne sürtüne oynayacaklar zaten.

Bu dizilişle hangi sosyal mesajı kime veriyorsunuz?

Bilakis el alem bilmem nereleri ile gülüyor, “Bunlar neyin peşinde” diyor…

Gol sevinçlerinde futbolcuların hepsi birbirine girip hamur gibi oluyor, ama seremonide bir birine uzak durmak zorundasın.

Korona adamı çarpar çünkü!!!

Maç öncesi ritüel haline gelen 11 fotoğrafı almayı özledik.

Maç sonrasında saha içinde sevinç fotoğrafına da izin yok.

Tamam, biz foto muhabirleri zaten dışarıdayız ancak saniyeler önce birdirbir oynayanlar maçın hemen ardından neden bize görüntü veremiyor?

Bu nasıl bir mantık.

Bu talimatlar, kişiler ne yerken, ne içerken yazılıyor, ne hayal ediliyor?

Ve biz neden soyunma odalarından başkalarının kalabalık fotoğraflarını kullanalım?

 

TEMSİLCİ Mİ KRAL FAYSAL MI!

Ben de PCR testi olmak istiyorum diye yalvardım, yakardım.

Olsam da faydası yok ki…

Kimse dinlemiyor.

Temsilcilerle ile köşe kapmaca oynamaktan maça konsantre olamıyoruz.

Sadece kale arkasında gezinebiliyoruz.

Önümüzdeki yedekler ısınırken açımıza girmeleri yetmiyor, resmen sahanın içine girip taktik veriyor. Uyarmaktan ve tartışmaktan bıktım artık.

Derince maçında temsilciye diyorum ki “Şuraya mantar koydurun, futbolcular önümüzden geçmesin, onların mesafesi belli”

Adam diyor ki “Sen gelme buraya”

Dövsem olmaz, sövsem olmaz.

Hayır yani ne anlatabilirim ki bu saatten bu zihniyete!

Adamın işi bitmiş. Bir de eski emniyet amiri olacak!

 

EMİR ERİ MUAMELESİ

Temsilciler…

Hepsi için diyemem ama çoğu kraldan çok kralcı.

Dediğim gibi, temsilciler içinde geçmişte amirlik, memurluk yapanlar az değil.

Sanıyorlar ki biz onların emir eriyiz.

Üsluplar yerlerde.

Gözleri sadece bizde.

Kendileri, PCR testi olmayan tomarla yönetici arasında oturur, sesi çıkmaz.

Foto muhabirleri kale arkasından yan tarafa burnunu çıkarsın, anında yazarlar.

 

BABAMIN OĞLUNU TANIMIYORUM

Top toplayıcı kardeşlerim alınmasın.

Saha içinde onlar kadar bile değerimiz yok.

Ki biz gazeteciler ülkenin aklıyız, diliyiz, beyniyiz.

Ama gelin görün ki, adam değiliz!

Çünkü biz PCR testi yaptırmıyoruz ya ikinci sınıf insanız kimi suratsızlara göre!

Bana bir temsilci “Senin PCR testin yok” türünde bir şey dediğinde karşımdaki kim olursa ağzının payını veriyorum.

Gölcük maçında adam çıkmış “Yaklaşma, gelme, çekme, gitme. Sen testsizsin, uzaklaş” dediğinde ona hayatının en büyük dersini verdim.

Gıkını çıkaramadı.

Üzerime gelseydi ağır rezil edeceğimi anladı.

Kocaelispor’un bir maçında temsilci olacak tip benim emektar arkadaşıma elini kaldırıp “Dur yaklaşma, senin testin yok, uzaktan anlat” demiş.

İyi ki yoktum! İyi ki!

Önce üslup!  

Emir kipleri ile üstten bakanlara gelemiyorum.

Bu tür terbiyesizlikler karşısında susan dilsiz şeytandır!

 

TSYD GÖREVLİLERİ

TSYD’nin bölge görevlileri ne için var?

Bize yardım etmek için değil mi?

Ancak öyle değişik, öyle burnu Kaf dağına bakan TSYD görevlileri ile denk geliyorum ki, sanki o olmasa ben ne stada girebilirim ne de fotoğraf çekebilir ne de haber yazabilirim.

İşlerini yaparken lütuf kasmıyorlar mı, aman aman aman… Sanırsın ki stat inşaatının temelini atmış!

Bu arkadaşlarımız bizlere hizmet etmek zorunda.

Bizlere destek vermek, eksiklerimizle ilgilenmek zorunda.

Kimse temsilci rolüne girmesin!

Hoş kendilerinin de PCR testi olmamasına rağmen, statta at koşturup da bizim meslek örgütünden olmalarına rağmen bize hendek kazmaları ya da yokuş göstermelerini en iyi dille ayıplıyorum.

Başıma son dönemde iki olay geldi.

Burada yazmayacağım.

Onlar adına sadece üzülüyor, daha da ileriye gideceğim, utanıyorum!

 

NEDEN?

Maç sonlarında doğru düzgün toplantı yapamıyoruz.

Ben kağıda soru yazarak soru sormak istemiyorum.

Başkan, teknik sorumlu ya da futbolcu sorumu belki yanlış anlayacak?

Ajanslardaki görevli meslektaşlarıma “Lütfen!” izin var.

İyi de ajansların ayrıcalığı ya da özelliği ne?

Belki gazetem benden açıklamaları isteyecek ve o an kişinin anlattıklarını kayda geçmek zorundayım?

Neden ses kayıtlarını ya da ajansın yazacağı haberi bekleyeyim ki?

(Bu arada İHA'dan Gönül Efe'ye teşekkür ederim. O da olmasa hiç bir şekilde kişilerle konuşamayacağız) 

Otururum uzakta köşede bir yerde işimi yaparım.

Kamera basın toplantılarına neden alınmıyor?

Kameradan Covid mi zıplar adamın suratına!

Alt liglerde yüzlerce maç var ve doğru düzgün hiçbir yerel kanalda basın toplantısı haberi yok.

Çünkü izin yok…

Stadın dışında da kameraya izin vermiyorsun.

Dediğim gibi kişiyi otobana götürmen gerekiyor.

Kısacası bize diyorlar ki, git maçını izle ama hiçbir şeyi kaydetme, vatandaşa da hiçbir şey anlatma.

Bir fırıncıya “Ekmek çıkarma, satma” demek değildir de nedir bu bizim yaşadıklarımız?

Futbolun marka değeriymiş…

Bu ülkede futbolun can çekiştiğini görmemek için kör olmak lazım.

İyi de nasıl olacak bu işler! He nasıl!

He Sayın Tongsir?

 

BİZ DE PCR TESTİ YAPTIRALIM

Şu T Alanı olayı.

Kale arkasına atılan ve ikinci sınıf insan muamelesine maruz bırakılan foto muhabirleri ne protokol, ne teknik direktör, ne de futbolcuları cepheden alabiliyor.

Çaprazdan yanak ve çene çekmekten usandık!

Kurşun asker oyuncağı gibi, komik ve konusuz fotoğraflarla sayfa doldurmak istemiyorum artık!

Diyelim ki benim Covid testim pozitif ve bundan haberim yok.

Yanımdaki top toplayıcı çocuğa ya da bir pozisyonda yanıma kadar gelen futbolcuya hastalığımı bulaştırabilirim.

Bunun vebali benim üzerimde olacak, TFF’deki mega beyinlerin değil!

Uzun uzun yazdığım sorunlarımızı aşmak çok kolay aslında.

Sevgili Oğuz Tongsir…

Çıkıp diyeceksiniz ki… Spor gazetecileri de ya da en azından saha içindeki görevli foto muhabirleri PCR testi yaptırsın.

Biz de T Alanı geri zekalılığı dayatmasından ve Azrail gibi çöken temsilcilerin muamelesinden kurtulalım!

Sezon başından beri dil döküyorum, bir türlü derdimi anlatamadım.

Siz bu konuda bize yardımcı olmalısınız.

Çünkü sizden başka muhatap olacak bir örgütümüz yok.

 

ŞARTLAR YERLERDE

Sadece spor medyasının değil, tüm gazeteci arkadaşlarımın, büyüklerimin ve kardeşlerimin şartları çok zor.

Doğru düzgün sosyal hakları yok ve iki dudak arasındasın.

Gazeteciler evlerine ekmek götürmek için mesleğinin ilkelerinden ödün vermek zorunda kalıyor.

Çünkü yazıları, soruları ya da haberleri birilerinin hoşuna gitmezse kapı önüne konulacağını düşünüyor.

Çekinenden gazeteci olmaz. Halka ilişkiler dersi vermiyoruz. Kişilik haklarını gözeterek, kamu adına sormak, sorgulamak zorundayız.

Ama olmuyor, bir yerde bu iş tıkanıyor.

Arkamızda sağlam bir örgütümüz olsa, belli bir güvence ve sağlıklı ekonomik şartlar altında çalışsak inanın bana bu ülkede spor adına habercilik yapacak o kadar sağlam kalemler var ki...

Eskiden olduğu gibi, öyle haberler yapılır ki, kulüpler de borçlanmaz, futbolumuz ve sporumuz içindeki kirlilikleri temizlemek için en sağlam kol biz yani spor gazetecileri oluruz!

Ancak meslek değeri yerle bir olmuş durumda.

Çoğu gazete patronu, bir partiye bağlı, kasıktan sondalı ve göbekten hortumlu.

Sana “Ya bu deveyi güdersin, ya da bu diyardan gidersin” diyorlar.

Toparlamak gerekirse o 3 maymun oynanmalı!

 

TEL TEL DÖKÜLÜYOR

Kimi statlar rezil ötesi durumda…

Son deplasmanımı Ankara’da yaptım. (Hacettepespor – Kocaelispor)

Etimesgut Belediyesi Stadı’na gidip bakın.

İçi, dışı, her yeri dökülüyor.

Sentetik zemin kelleşmiş, betonlaşmış.

Her maç o statta sakat veriliyor.

Kocaelispor’dan İrfan da zemindeki çukura bastı ve sağ ayak tarak kemiğini kırdı.

Yazmak çok zoruma gidiyor ama Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün adı var statta.

Stattaki içler acısı durum ile ilgili haberi geniş bir şekilde derledim.

 

ÇARE BULAMADILAR

Böylesi çok sayıda statta (stat demeye bin şahit lazım) futbol oynanmasına hatta spor yapılmasına karşıyım.

Futbolcu kardeşlerimiz ekmek paralarını kimi kişilerin işgüzarlıkları yüzünden kaybetmemeli.

Bunu şunun için anlattım.

Bu stattaki kale arkasında kocaman bir kale var.

Kalenin köşe gönderine ulan uzaklığı sadece 2 metre.

Dedim ki temsilcilere “Kaleyi burada tutmazsınız değil mi?”

Adamlar çare bulamadılar.

Çünkü kalenin taşınacağı herhangi boş bir alan yok.

Maç boyunca kalın direkli kale hep orada kaldı.

Olur mu olur… ALLAH (cc) korusun, bir pozisyon sonrası futbolcu kafasını direğe çarpsa her şey olabilir.

TFF, biz gazetecilere talimat yağdıracağıma, rezil statlarda hem de profesyonel futbol maçı oynanmasına izin vermesin!

 

SON OLARAK

Aylar önce değerli kurumumuz TSYD üyeliği için evraklarımı teslim ettim.

TSYD sorumlumuz Metin Karan abimiz evraklarımı merkeze gönderdi.

Daha sonra “İki evrak eksik” denildi.

Onları da telefon ettikten sonra elektronik posta yolu ile ibraz ettim.

Ancak üyeliğim ile ilgili her hangi bir gelişme gerçekleşmedi.

Bu arada İzmit’te üyeler içinde sporla hiçbir alakası olmayan, yıllardır değil stada gitmeyi, maç bile izlemeyen kişiler var.

Bilginize…

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
05:53
07:32
13:24
16:29
18:56
20:24