Yusuf Yazıcı ve Merih Demiral ciddi sakatlık geçirdiler sezonu kapattılar. İyi de neden..?
İki milli futbolcumuzu ne yazık ki Avrupa şampiyonası öncesi kaybetmiş olduk.
Acil şifalar diliyorum.
Bilindiği üzere Yusuf, Trabzonspor’un sezon başı kampını tamamladıktan sonra transferi Fransa’nın Lille takımına gerçekleşti.
Türkiye şartlarına göre hazır olarak oraya gitti.
Öyle ya, sezon başı kampı geçirmiş, hazırlık maçları oynamış, sonrasında transfer olan bir futbolcudan bahsediyoruz.
Gittiği takımın teknik adamı yapılan testler sonucunda Yusuf’un takım arkadaşlarının çok gerisinde olduğunu, arkadaşlarına oranla güçsüz olduğunu ve bu açığı kapatmak için çok çalışması gerektiğini söylemişti.
Yusuf da buna uymak zorundaydı ve o antrenman seviyeye çıkabilmesi gerekiyordu.
Teknik adamın açıklamalarından şu sonuçları da çıkartabiliriz.
Türkiye’deki antrenman seviyesi, Fransa’daki antrenman seviyesinin altındadır.
Türkiye’de oynanan maçların temposu da Fransa’da oynanan maçların altındadır.
Diğer bir deyişle ülkemizde futbol daha yavaş oynanmaktadır.
Biz antrenmanlarda tempoyu yüksek tutup maçlarda düşük tutmuyoruz antrenmanda ne yapıyorsak maça da bu yansıyor.
İYİ PLANLANMIŞ ANTRENMAN ÇOK ÖNEMLİ
Eğer Türkiye’de maçların temposunun yüksek olmasını istiyorsak antrenman periyodizasyonumuzu tamamen gözden geçirmemiz gerekiyor.
Bu da çok iyi planlanmış antrenmanlarla olur.
Bu yüzdendir ki antrenman planlaması bir sanattır.
Ve bu sanatı icra edenler çok iyi birer sanatkâr olmalıdırlar diye düşünüyorum.
Yusuf Yazıcı oradaki takım arkadaşlarının seviyesine bir an önce gelebilmek için teknik direktöre kendini gösterebilmek, oradaki antrenman temposunu yakalayabilmek için bedenini zorladı, ekstra antrenmanlar yaptı, sıkı çalıştığını gören antrenör de Yusuf’a forma verdi.
11’de oynamaya başlamışken “Formayı kaptırmak olmaz” diye düşünen Yusuf Yazıcı daha da sıkı çalışmaya, bireysel koçuyla ekstra antrenmanlar yapmaya devam etti.
Her geçen gün daha da yorulan sinir sistemi bir süre sonra yorgunluğa bağlı olarak kaslara uyaranı iletmekte geç kalmaya çoktan başlamıştı bile.
UYARMADI, DÜŞÜNEMEDİ!
Evet, Yusuf Yazıcı yorgun olduğunu hissediyordu ama formayı bırakmak da istemiyordu.
Dolayısı ile daha iyi seviyelere gelebilmek için de teknik adamına “Kendimi yorgun hissediyorum” diyemiyordu.
Koç da onun yorgun olduğunu gözlemleyemiyordu haliyle.
Yusuf büyük ihtimalle kendini yorgun hissettiğini teknik adama söylerse onu oynatmayacağını düşünüyordu.
Hâlbuki Yusuf’un bu durumunu o takımın teknik direktörü önceden ön görmeliydi ve Yusuf’u hiçbir şey için acele etmemesi gerektiğine ikna etmeliydi.
Ama bunu yapabilmesi için bu konuda bilgisi olması gerekiyordu.
Bir konuda bilgin yoksa o konu da konuşamazsın ve bazı şeyleri de ön göremezsin tabii ki.
Eğer teknik adamın bu konuda bilgisi olsaydı şunları anlatırdı Yusuf’a.
“Takım arkadaşlarının antrenman seviyesine gelmek için onlarla aynı çalışıyorsun, hatta sen ekstra antrenmanlar da yapıyorsun. Eğer bunları yapmaya bu şekilde devam edersen vücudunda yorgunluk birikecek, kasların yorulacak, beynin sinirler aracılığıyla kaslara kasılması için uyaran gönderdiğinde yorgunluktan dolayı uyaran geç gidecek, yorgun kas kasılması gerektiği anda kasılamayacak ve sen ciddi şekilde sakatlanacaksın, ya da sakatlanabilirsin”
Ama uyarmadı ve Yusuf Yazıcı ciddi şekilde sakatlanarak sezonu kapatmak zorunda kaldı, ülkemiz de önemli bir şampiyona öncesi, kritik futbolcusunu da kaybetmiş oldu.
Ülkemizden bir tane teknik direktör çıkıp ta “Yusuf bu nedenlerden dolayı sakatlanmıştır ve bunun en büyük sorumlusu da hocasıdır” demedi ama hocası Yusuf oraya transfer olduğunda “Bu çocuk güçsüz arkadaşlarının çok gerisinde” diye demeçler verdi. Bir anlamda Yusuf’un Türkiye’de iyi çalıştırılmadığını söylemişti.
OLMASI GEREKEN…
Peki, Yusuf için yapılması doğru olan şey neydi?
Yusuf’u takımın teknik direktörü aşama aşama, arkadaşlarının seviyesine çıkarmalıydı, antrenmanların şiddeti aynı olmalıydı ama hacmi arkadaşlarından kısa olmalıydı.
Takım haftada 6 antrenman yaparken Yusuf, haftada 4 antrenman yaparak da maç oynayabilirdi.
Kısacası Yusuf yavaş yavaş arkadaşlarının maç ve antrenman şiddetinin seviyesine getirilmeliydi.
Bu planlama yapılsaydı Yusuf Yazıcı %90 sakatlanmazdı.
Çünkü bağ kopmaları, çapraz bağ yaralanmalarının % 90’ı yorgunluğa bağlıdır.
Aynı durum alt yapıdan A takıma çıkan oyuncular için de geçerlidir.
Türkiye’de ve dünya da teknik adamların yaptıkları yanlışlar şudur.
Altyapıdan A takıma çıkan genç oyuncular abilerinden daha çok çalışmalı, hatta takım antrenmanından ayrı ekstra antrenmanlar yapmaları gerektiğini söylerler.
Neden?
Çünkü deneyimleri bunun doğru olduğunu söylüyor.
Onlar için önemli olan bilgi değil tecrübedir.
“Genç oyuncuyken böyle yaptık, sen de yapmalısın” derler.
Bu yanlıştır… Bundan dolayıdır ki bu ülkede ne genç yetenekler yok olup gittiler, sırf bu teknik adamların bilgiye değil de deneyimlerine dayalı hareket ettikleri için.
Oysa bilgi, tecrübeyi yener…
MERİH DEMİRAL
Karamürselli Merih’in de sakatlık olayında durum aynıdır.
Alanya’dan Sassoluya gitti, oradan da 1 sezon sonra maç ve antrenman temposunun çok daha yüksek olduğu Juventus’a transfer oldu.
Juventus’ta antrenman seviyesi çok yüksek, oradaki oyuncuların antrenman seviyeleri de çok yüksek.
Merih de bu yüksek seviyeye çıkmak için takımla birlikte aynı şiddet ve hacimde çalıştı, bir de tecrübeli akıl hocalarından öğrendiği “Genç oyuncular bir yerlere gelmek için ya da daha iyi olmak için ekstra antrenmanlar da yapmalıdır” düşüncesiyle ekstralar da yapınca gol attığı Roma maçında ciddi bir şekilde sakatlanıp sezonu kapatmak zorunda kaldı.
Merih Demiral’ın da teknik adamı bu durumu önceden öngörebilmeliydi, göremedi ve milli oyuncumuz sezonu kapatmak zorunda kaldı.
TEKNİK DİREKTÖRLER ŞUNU BİLMELİDİRLER
Genç futbolcular daha iyi kulüplere gittiklerinde ya da altyapıdan A takıma çıktıklarında onları bulundukları yere adapte edene kadar, oranın antrenman seviyesine çıkartana kadar genç oyuncuları daha çok çalıştırmamalıdırlar, hatta genç oyuncuları korumaya almalıdırlar.
İşte o zaman bu tür ciddi sakatlıkların önüne geçmiş olacaklarını bilmelidirler.
Eğer ciddi sakatlıkların önüne geçmek gelecek vadeden gençlerin futbol hayatlarının başlamadan bitmesini istemiyorsanız, takımınıza yeni gelmiş ya da alt yapıdan yeni çıkmış oyuncularınıza sorun, onları iyi gözlemleyin eğer dürüst davranırlarsa size yorgun olduklarını, kendilerini yorgun hissettiklerini söyleyeceklerdir.
Onlara inanın ve onları koruma adına dinlendirmeyi ihmal etmeyin.