Abdullah Karagöz: Ali Gümüş'ü 5 yıldır hatırlayan var mı?

Yılların güreş yazarı, gazeteci Abdullah Karagöz, eski güreşçi ve Milli halterci Ali Gümüş’ün vefatının 5. yılında hatırlanmamasına oldukça içerledi.

07 Nisan 2020 Salı 04:07

 

DÜNYACA ÜNLÜ BİR GÜREŞ OTORİTESİYDİ

1940 yılında Safranbolu'da doğan, spor yaşamına İstanbul Güreş İhtisas Kulübü'nde başlayan, 1959 yılında halterde milli forma giyen Ali Gümüş, uzun yıllar boyunca gazetecilik yaptı. Güreşin duayen gazetecisi Gümüş, Günlük Spor, Son Posta, Tercüman, Radikal, Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinde yazarlık yaptı. Uluslararası güreş şampiyonalarını en fazla takip eden, dünya güreşine hizmet madalyaları bulunan Gümüş, aynı zamanda Dünya Spor Yazarları Birliği'nin (AIPS) FILA'daki temsilcisi olmuştu. Meslektaşı Abdullah Karagöz, Ali Gümüş’ün vefatının 5. yılında Türkiye Güreş Federasyonu tarafından hatırlanmamasına üzüldüğünü belirtti.

 

KARAGÖZ’ÜN BU KONU İLE İLGİLİ YAZISI ŞU ŞEKİLDE…

Güreş Meraklılarına soruyorum…

Güreş Federasyonu, ölümünün 5.yılında Gazeteci Ali Gümüş’ü hatırladı mı ?

 

Ali Gümüş anlatmıştı;

11 yıl sonra gelen altın madalya !

“Budapeşte’de yapılacak 44. güreş şampiyonasından önce bu şirin kentte kazandığımız ilk altın madalyanın öyküsü” diye başladı.

Yıl 1983…

Tam 11 yıldır Avrupa şampiyonalarında birincilik kürsüsüne çıkamıyorduk.

O dönemde güreşi bilmeyen, ameli olarak bu sporu yapmamış kürsücüler, kondisyoner etiketi altında Milli takımları teslim etme alışkanlığı vardı.

Bunları bazıları kendilerini “Allame-i cihan” zannediyorlardı.

Budapeşte’ye hareketten önce kondisyon testinde en zayıf çıktığı için Reşit Karabacak kamptan çıkarıldı.

Bunun üzerine ben de bir yazı yazdım.

“Antropmetri bilimince hiçbir yarışmacının maçcılık yeteneğinin anlaşılamayacağını, öksürük, basamak testleriyle güreşçi seçmenin yanlışlığını vurguladım.

11 yıldır altın alamıyoruz ve Peşte’de de kazanamayacağımız sanılıyor ya, federasyon ve üyeleri toplanmışlar “Gelin hep beraber şu Ali Gümüş’ü yerle bir edelim, göklere çıkarttığı Karabacak’ı takıma alalım da millet neyin ne olduğunu anlasın!”

Böyle de yapıldı.

Olayı haber almıştım,

Bunun için Peşte’de Karabacak’a çok dikkat ettim.

7 Haziran 1954 Erzurum doğumlu bu genç, fakir-fukara yürekli güreş vurgunu Fahri Umarer hocanın bana emanetiydi.

Fahri Umarer, Gedikpaşa’da terzilik yaparak hayatını kazanırdı.

Bazı akşamlar kulübe gelir bize güreş oyunlarını gösterirdi.

Ona çok değer verirdim çünkü Kazım Ayvaz gibi şampiyonlar şampiyonu bir sporcu yetiştirmişti.

Bana Karabacak’ı o hoca tanıttı. “O’na dikkat et, sol kolunda kireçlenme var, geçerse kimse utamaz” demişti.

Birkaç yıl sonra Dumlu doğumlu kendini geliştirdi.

1977 yılında yaptığı 30 yabancı karşılaşmanın 27 sini kazandı ve yılın sporcusu seçildi.

Aradan 6 yıl geçmişti ve şimdi Budapeşte’de “Kadavra” gözüyle bakılıyordu.

Her ne ise Peşte’de sporcumuz ilk maçında Doğu Alman Syring’le 5-5 berabere kaldı.

Son teknik puanı aldığı için galip sayıldı.

İkinci maç Rus Makaraşvili ileydi.

Bu müsabaka da 2-2 bitti.

Kural gereği ilk teknik puanı Karabacak aldığı için galip sayıldı.

Üçüncü turda Yunanlı Dermotekis’i 12-1 gibi açık farkla yenip finale kaldı.

Altın madalya yolundaki tek rakibi Bulgaristan’ı temsil eden Efraim Kanburov’du.

Bulgar, 1977 yılında Reşit’i yenerek Avrupa şampiyonu olmuştu.

Herkes heyecan içinde özellikle de Türk kafilesi 11 yıllık hasretin dinmesini diliyordu.

Reşit ısınma hareketlerini tamamlayıp yanıma oturdu.

Bu sırada fotoğrafımızı çekmişler.

Bakıyorum, ikimizin de yüzü sap sarı.

Maça 30 saniye kadar vardı.

Romen Milli takımının antrenörü Vasila Yorga ana Romence “Merak etme Karabacak kazanacak” dedi.

Hemen onu yanıma çağırdım. “Bunu Karabacak’a söyle, kazanırsa sana 1.000 Forint (O zamanın 50 doları kadardı) vereceğim” dedim.

Dediğimi yaptı ve Reşit ile konuştu.

Bu bulunmaz bit motivasyondu.

Antrenör Muharrem Atik’e de “Maç giderse devre arasında yanaklarına tokat at” dedim.

Atik Hoca son devrede 2 şiddetli tokat vurdu.

Karşılaşma 4-1 Karabacak’ın zaferiyle sonuçlanmış ve 11 yıllık hasret bitmişti.

Hiçbirimizde heyecandan hal kalmamıştı.

 

 

ALİ GÜMÜŞ KİM Mİ?

Ali Gümüş ile tam 56 yıl boyunca Kırkpınar’ı birlikte izledik.

5 yıl önce, 75 yaşında beni bu yolda yalnız bırakıp giden, konuşan fotoğraflar ile Babıali gediklilerinin otantik ve nostaljik masa muhabirlerini anlattığı “General Duble” kitabı başta olmak üzere, Üre-i Lügat, Koca Yusuf, Güreşlerin Devleri, Teknik Güreş ve Ustaları, Güreş Oyunları ve Kırkpınar’ın Tarihi gibi, belgesel niteliğinde 30 kitap yazdı.

AIPS’in Güreş Kurulu Başkanlığını üstlendi.

Gümüş, Uluslararası Amatör Güreş Federasyonu’ndan (FILA) 3 kez Dünya Güreşine Hizmet Madalyası aldı.

1991 yılında tüm zamanların en iyi güreş yazarı seçildi.

Amerikalı bir yayınevi, Ali Gümüş’ün hayatını anlatan “Wrestling Mr. Ali Gümüş” isimli kitabını yayınladı.

Ali Gümüş’ün “Fevzi Çakmak” isimli kitabı Çinceye çevrildi Çin de yayınlandı.

Ali Gümüş dünyada bir numaralı güreş otoritesi sayılıyordu…

Türkiye’de, bir Güreş federasyonu var!

Bu Güreş Federasyonu’nun Ali Gümüş gibi Türk güreşine 56 yıl hizmet etmiş bir gazeteciyi hatırlayıp, ölümünün üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen tek bir kere dahi olsun andığını duyan, gören var mı?

Nurlar içinde yat kardeşim…

Canım arkadaşım Ali Gümüş!

 

 

DİĞER HABERLER