Bu kentteki mutluluğu da huzuru da söküp aldınız!
Kısa bir süre önce haberini derlemiştim.
Bu kentin sporunu öldürdüler!
Başka futbol olmak üzere şehrin sporu ÇÖKTÜ!
Kimisine yazdıklarım battı, kimisi de üzerine bir bardak su içti.
Takım elbiselerle, şişkin pantolon cepleri bu iş olmuyormuş demek ki.
Bazı şeyler biraz insanın içinde olacak.
YOKUZ
Salon sporlarında zaten yıllardır YOKUZ!
Futbolda da özellikle bu sezon sürünüyoruz!
KOCAELİSPOR yıllar sonra “Resmi” olarak düşme hattında!
Gölcükspor düşüyor…
Birlikspor düşüyor…
Çayırova ve Belediye Derince son ikiye kalmamak için uğraş veriyor.
Derincespor belki de yarın kapanacak…
Bir tek ayakta Başiskele Doğantepe ve Gebzespor duruyor.
Hadi Gebzespor’a güzel kaynaklar aktarılıyor.
Peki ya Doğantepe?
Çok yıpranıyorlar.
Öyle böyle değil hemde.
Köy, tarihin en unutulmaz dönemlerini yaşıyor.
Umarım böyle devam ederler.
Gerçekçi olmak lazım…
Başiskele adını özellikle son 2 yılda o kadar çok yazdık ki...
Hele bu sezon…
Sayfalarımız ve sütunlarımız Başiskele ile Doğantepe ile doldu.
ÇUVALLA PARA DÖKSELER YAPAMAZLAR, AMA FUTBOL YAPAR
Binlerce liraları sokağa saçsanız ilçenin tanıtımını bundan daha iyi yapamazsınız.
Sadece futbol ya da hedefli bir sportif organizasyon bunu çok rahat sağlayabilir.
Örnekleri de çoktur.
Doğantepespor Kulübü bunu hak ediyor…
Hem de fazlası ile…
Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz’ın kulübe daha samimi bir el atması gerekiyor.
Çünkü desteksiz BAL’da ayakta durmak çok zor.
TFF ve İddaa’dan 5 kuruş gelirin yok ve profesyonel bir kulüp gibi yönetilmelisin.
BAL’da birçok 2 ve 3. Lig takımlarından çok daha fazla maliyetle kurulan takımlar var.
3. Lig'de 1.5 milyon liran cepte...
Ancak BAL'da böyle bir şey yok.
Sürekli harcamak zorundasın.
Başka çaren yok.
Buna ne can dayanır, ne sabır, ne de para…
ALLAH (cc) yardımcıları olsun.
SPOR KENTİ Mİ..!
Gel gelelim bu kentteki sportif seviyemizden!
Kimileri diyor ya “Biz SPOR KENTİYİZ” diye.
Bak sen şu işe yahu.
Bana rakamlarla gelmesin kimse.
Yok efendim şu kadar tesis yatırımı yaptık, vay efendim her ilçede bol bol salon ve stat var…
Nüfusa oranlasınlar bu denilenleri.
Ben bir statta aynı anda 3-4 takımın antrenman yaptığını gördüğüm için bu anlatıların içinin tamamen boş olduğunu yıllardır biliyorum.
Şu da var…
Bir cami yapmışsın ama içinde ibadet eden yok.
Bizde salon ya da stat olsa ne olur hem…
Kim oynayacak?
He, kendi aramızda gazozuna zaten bir birimizi kovalıyoruz.
Soruyorum, salon sporlarında kaç tane deplasmanlı liglerde Kocaeli’yi temsil eden kulübümüz var?
O İŞLER SONA ERDİ
Aslında bizde de çok hata var.
Bir sürü zırboşu adam yerine koyup burada reklamlarını yapıyoruz.
Bu işler bitti artık.
Herkese ederi kadar muamele bundan sonra…
Bakın dibimizdeki Sakarya’da neler oluyor.
Adamlar yeni stadına geçti, 30 bin kişiye top oynuyor, basketbol takımı en üst ligde, hentbol ve voleybola da el atıp markalarını iyice parlatacaklar.
Ben yeni stat yaptım, geçemiyorum.
Nedeni sitede var.
OTOBÜS KONUSU
KEV’den kim bilir kaç milyon lira kâr edecek olan Büyükşehir, KOCAELİSPOR’a otobüs tahsis ederek bir parmak balı herkesin ağzına çaldı, ama o otobüs İstanbul’daki koşu için görevlendirildi. KOCAELİSPOR’u ise Cizre deplasman dönüşünde İstanbul’dan emektarlardan birisi getirdi.
Doğru… Otobüs adamların.
İstedikleri gibi sevk ve idaresine sahipler.
Aslında bu kısa geçtiğim “Otobüs” olayını öyle bir ameliyat ederdim ki…
Sadece şu kadarını ifade edeyim.
O otobüs benim! Yani halkın! KOCAELİSPOR da halkın!
Kimin malını kime verip edebiyat parçalıyorlar!
Ama asıl sıkıntı ne biliyor musunuz?
HALK YOK!
Yarın altından otobüsü çeker ve sen bön bön bakarsın.
Olay bu kadar basit.
SPORUN, FUTBOLUN GÜCÜNÜ ÖNEMSEYİN
Bugün Madrid, Milan, Barcelona vs. gibi kentler, o ilin futbol takımları sayesinde tanınıyor, markalarını parlatıyor.
Dahası ekonomilerini coşturuyor.
Bu ildeki kimi köylerin ya da beldelerin futbol takımlarına bakın.
Onların sportif rekabeti olmasa hiç birimiz en adlarını anarız, ne de sanlarını yazarız.
Ama bugün en çok bilinen, akıllarda kalan, farkındalık yaratan bu bölge ya da köyler futbol takımları sayesinde itibarlarını fazlası ile arttırıyor.
Sporun, futbolun gücünü önemseyin, nasıl bir potansiyele sahip olduğunu algılayın.
Belki de bizim en temel sorunumuz bu.
O da algıda sıkıntı.
BİZ ASLINDA YOKUZ
Özellikle amatör bir kulübün idaresinde olmak zordur.
Hele hele doğru düzgün destek görmüyorsan ve kaynağın kendin üretmek zorundaysan, yandın.
Kimsenin derdi bitmez, her gün evine baş ağrıları ile gidersin.
İşlerini çok iyi yapan, gönülden gayretli, üretken spor adamları, yöneticileri, başkanları da var bu kentin.
Onları tenzih ederek devam ediyorum.
BİZ VAR YA, KENDİMİZİ BİR ŞEY SANIYORUZ AMA BİZ ASLINDA HİÇ BİR ŞEY DEĞİLİZ!
Acı çekiyoruz ve bunu da biliyoruz.
Her nedense bu anlamsız sevdadan vazgeçemiyor, işimize, eşimize, evlatlarımıza, anamıza, babamıza ayırmamız gereken en değerli zamanlarımızı boş sevdalar uğruna harcıyoruz.
Ve kaybeden hep biz oluyoruz.
Yahu senin tependekiler rahat, kestaneleri o biçim kavuruyor…
Sana ne oluyor!
Bu işlerin sonunda her zaman pişmanlık vardır, “Paramla rezil oldum” vardır.
Elinden tutan yooook, önünü gördüğün yoook.
Ne yani amacın senin!
Yalnızsın ya… Anlasana yalllnızzz!
Sonra da kentte kalıcı sportif başarı sağla.
Olmaz hemşerim.
Çürük… Sistem çürük.
Hoş, keşke bir sistem olsa da çürük olup olmadığını sorgulayabilsek.
ELEŞTİRİLİN BİRAZ, TÖRPÜLENİRSİNİZ BELKİ
Bu spor yöneticiliği işini kovalayanlar sistemin olmamasından ötürü zaman ve para harcadığı için, bazı şeyleri de kendilerinde meşru görülüyor.
Gereksiz bir koşullanma bu.
Hani bir atasözü vardır.
Ya bu deveyi güdersin, ya da bu diyardan gidersin.
Kimse sana bedavadan acı çek, kafayı ye demiyor ki…
Yani sen para ve zaman harcadın diye kişileri rehin alamazsın.
Böyle bir Dünya yok.
He sen doğru durursan, herkes zaten senin etrafında birleşir, hakkını da verir.
BU KADAR DA OLMAZ
Bu kentte gazetecilik falan yaptığımı da düşünmüyorum açıkçası.
Eleştiriye gelemeyen bir güruh ile de karşı karşıyayız.
Arkadan kurulup karşı tarafın istediği yöne doğru dönmek zorunda olduğumuzu sanan eğitimsizler de var camiada.
Kısacası kelimeler hep karşı tarafın isteyeceği şekilde dizayn edilmeli.
Ne yazık ki onlarla da yaşamak zorundayız.
Bu da hayatın acı gerçeklerinden birisi.
Evet… Beklentileri yükselttiğimiz doğrudur, hücrelere kadar haber üretip kişi ya da kurumları binlerce insanın okuyabileceği bir mekanizmaya dahil ettiğimiz de doğrudur.
Ancak zaman zaman ben de şişiyorum.
Yıllar boyunca iyi niyetlerimiz o kadar suiistimal edildi ki..
Dedik ki “Aynı camiaların insanlarıyız” dedik ki “Geçmişte bir hukukumuz var”
Hep efendilik bizde kaldı.
İyi de nereye kadar.
BİZ BUNU HAK EDİYORUZ
Bu şehirde gazetecilik yapılabileceğimiz doğru düzgün bir malzememiz de yok.
Elimizde bir tek KOCAELİSPOR var.
Orada da nasıl matematikler oluyor belli değil.
Kimi KEV diyor, kimi transfer diyor, kimi Ahmet diyor, kimi Mehmet diyor.
Her kafadan değişik değişik seslerin çıktığı bir yapıya büründü KOCAELİSPOR.
Resmen amatör kümeye iniyoruz!
Ne yapalım şimdi.
Hayal mi satalım…
Heidi ve Peter mi izletelim…
Alalım elimize tahtadan bir kılıç yel değirmenleri ile savaşalım ve Don Kişot’luk yapalım…
Böyle olmalı değil mi?
Aynen…
Çünkü bize böylesi yakışır.
Nedeni mi?
Bu başımızdaki biz seçtik de ondan.
Yoksa makam sahiplerinin ne suçu var?
Asıl suçlu biziz..!
HALKLA İLİŞKİLERE DEVAM
Gerçekler acıdır hanımlar beyler.
Amatör ya da profesyonel kulüplerimizin çoğu sıkıntıda.
Kimle konuşsam dert yanıyor.
Vizyonsuzlukta zirvedeyiz ama küçük dağları hep biz yarattık.
İnsanlar yaptığı işte huzurlu ve mutlu olmak ister.
Bu kentten mutluluğu da huzuru da söküp aldılar!
Biz ise…
Halkla ilişkilere devam..!