Çarpık düzenin omurgasızları
Bu ülke zaman zaman beni çok şaşırtıyor.
İnsanımızın her geçen gün yozlaştığı günlerde, spordaki şiddetin de seviyesi de artıyor.
Bunun nedenleri aslında çok.
Konu ile ilgili uzun uzun bir şeyler anlatmaya gerek görmüyorum ancak toplumumuzun sinir harbi içerisinde yaşamasının en önemli nedeni bence tahammülsüzlük
Karşılıklı saygının azalması, beraberinde gerilimi getiriyor ve işin sonu pek tatlı bitmiyor.
İşte bu tahammülsüzlük sportif faaliyetlerin olumlu yönlerini tanımamızdan bizi alıkoyuyor.
Kazan Kazan psikolojisinin insan iradesini esir alması, sporun hangi amaç için yapıldığını unutturuveriyor.
Öyle ki, dün Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı'nın İspanyol rakibini uzatmada devirip Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda finale çıkması ne yazık ki herkesi mutlu etmedi.
Bu tarihi başarı doyasıya kutlamamız gerekirken, bir türlü "Tek Bayrak" altında birleşemedik.
Size bu maçtan, yani Fenerbahçe maçından bir sahne anlatacağım.
Yönetmen, Fenerbahçe'nin Sarı Lacivertli Makedon sporcusu Pero Antic'i sırtından görüntüledi.
Formanın üzerinde Al Yıldızlı şanlı bayrağımız var.
Aynı durum Sırp, İtalyan, Amerikalı, Çek ve Yunan basketbolcular için de geçerli.
Düşünsenize, elin yabacıları üzerilerinde benim bayağımı taşıyor ve önce forması sonra da kendisi için mücadele ediyor.
Peki ya biz...
Biz ise, içimizdeki değişik hormonların salgısı ile bir TÜRK takımının başarısını kıskanıyoruz.
Galatasaray Odeabank...
Fransızlara salonu dar ettiğinde hangimizin yüreği kıpır kıpır etmedi..?
Ama, etmeyenler vardı...
İçinden çıkamayacağım bir fesatlık söz konusu. Kısacası tarifi yok.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, asrın tek lideri, unutulmaz kahramanımız Mustafa Kemal ATATÜRK bize öyle bir ülke bıraktı ki, Dünya'da başka bir örneği yok...
Bu ülke bölünmesin diye, Laz'ı, Çerkez'i, Kürt'ü, Abaza'sı, herkesin bir arada yaşaması için TÜRKLÜK bilinci oluşturdu ve kurduğu ülkenin adına TÜRKİYE dedi.
O yüzden Galatasaray'ın da, Fenerbahçe'nin de ve uluslararası arenada ülkemizi temsil eden kim varsa, bu kulüpler ya da sporcular bizim için son derece kutsaldır.
Ancak şu an bir birinden geri zekalı, bir birinden karakter yoksunu mahlukat bize son derece tehlikeli bir oyun oynuyor.
Bizi bize kırdırmak için her türlü fırsatı kolluyor ve spor üzerinden de toplumumuz vurulmak isteniyor.
Bizim tek yapmamız gereken, bu tipsizlere pabuç bırakmamak, onların kirli emellerine alet olmamak.
Her şeyden önce unutmamamız gereken bir şey var.
Bu ülkenin adı TÜRKİYE'dir...
Bunun yenisi, eskisi olmaz.
Soruyorum, bugün Kocaelispor'un yerine geçmesi düşünülen bir şirket rahatsızlık yaratmadı mı..?
Bu şirketin başarısız olmasını çoğumuz istemedik mi..?
Nedeni belli, rengin ile, logon ile, ismin ile oynar ve bu saçma yapıyı halka adam gibi anlatamazsan karşında seni destekleyen insan da bulamazsın.
Nitekim yüzleri gülmedi.
Çapsız, omurgasız, güce tapanların şu an içindeki fırtınaları anlayabiliyorum.
Çünkü çok ama çok ağır patladılar.
Ama her yerlerini KİBİR kapladığı için bu şahsiyetsiz tabaka KOCAELİSPOR limanına yanaşacak.
E tabi biz de yutacağız değil mi..?
Seneye bu şirket takımı ile ilgili ne olacağını kestirmek zor değil.
Körfez Belediye Başkanı İsmail Baran'a "Al kardeşim şirketi. Biz bu işi beceremedik. Sen bundan sonrasına bak" diyecekler.
Eee sonra..?
Sonrasında sağlam bir Tsunamim olacak...