İsmet: Bu yıl da yedek kalabilirim... Ama kaleyi bir alırsam...

Kocaelispor’un başarılı file bekçisi İsmet Yumakoğulları ile son derece samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Afyon, Kırşehir ve son olarak da Kocaelispor’da şampiyonluk yaşayan İsmet net konuştu. 1995 doğumlu kaleci “Şehrin ve kulübümün bana ne kadar güvendiğini biliyorum. Şunu da iyi biliyorum. Kaleyi alırsam bir daha geri vermem. Kendime çok güveniyorum” dedi.

25 Temmuz 2021 Pazar 00:27

 

BİR ANDA KAOSUN İÇİNDE KENDİSİNİ BULDU

Kocaelispor’un çalışkan, yetenekli ve bir o kadar da renkli kalecisi İsmet Yumakoğulları sorularımıza son derece samimi yanıtlar verdi. Merak edilen birçok soruya net cevaplar veren 26 yaşındaki file bekçisi geçen sezon öncesinde yeşil siyahlı kulübe geldiğinde kendisini kaosun içinde bulduğunu ifade etti ve şu şekilde konuştu: Kocaelispor’a gelmeden önce Erokspor ile Play-Off yarı finali oynadım.

              

KOCAELİSPOR DENİLDİ VE HİÇ DÜŞÜNMEDİM

Daha önceki sezon şampiyonluk yaşadığım Kırşehirspor’da teknik direktör olan Selahaddin Hoca (Dinçel) beni Kocaelispor’da görmek istediğini söyledi ve çok düşünmeden “Bismillah” dedim. Geçen sezon öncesindeki süreç hiç kolay geçmedi. Özellikle Kartepe kampındaki kasvetli ortam kafamı çok karıştırıyordu. Yanımda birisi uyuyor, bir bakıyorum adam ertesi gün yok! Takım içindeki soğukluk, kaynaşamama durumu uzun süre devam etti.

 

 

MANİSA MAÇI “ACABA BEN YETERSİZ MİYİM” DEDİĞİM MAÇTI

2. haftada rakip Manisa’ydı. Bayram abi ilk yarının sonunda sakatlandı ve ikinci yarı kaleye ben geçtim. 70. dakikada skor 6-1’di. Rakip firene basmasa skor daha dramatik olabilirdi. Bu maç psikolojik anlamda beni çok yıprattı açıkçası. Aldığım alt yapı eğitimi belli. 10 yıl Fenerbahçe gibi büyük bir camianın ekmeğini yedim, uzun yıllar boyunca Fenerbahçe’de barınabildim. Kendime güvenen bir insanım. İyi kaleci olduğumu biliyorum ama Manisa maçından sonra “Acaba ben yetersiz miyim?” gibi bir duyguya da büründüm.

 

KALEYİ ALIRSAM GÖTÜRÜRÜM

Kaleci hocamız Aydın Artanlar, Manisa maçının ardından geçen zaman diliminde beni sürekli motive etti. İşin gerçeği çok hırslı bir yapım yoktur. “Oynamıyorum” diye kendimi yıpratmam. Ancak şunu bilirim ki kaleye geçme şansı geldiğinde formayı alıp götürebilirim. Ankaragücü ve özellikle de Keçiörengücü ile oynadığımız kupa maçlarında iyi performans sergilediğimi düşünüyorum. Gaziantep maçında da kaleye geçmeyi bekledim ancak nasip olmadı.

 

 

21. HAFTADAN SONRA KABUKLAR KIRILDI, TAKIM KENDİNE GELDİ

Ancak bu maç yani Gaziantep karşılaşması kırılma maçlarımdan birisi olabilirdi. Çünkü oynadığım iki kupa maçında da takip edildiğimi öğrendim. Gaziantep maçında fırsat gelseydi şu an başka şeyler anlatıyor olabilirdim… Geçen sezonki grubumuz, diğer gruba göre çok zorluydu. Devre arasına kadar takım içindeki dayanışmamız biraz toparlandı ve devre arası kampında futbolcular olarak yakınlıklarımız başladı. 20. haftadan sonra ise kabuklar kırıldı, kimyamız bir birine uydu ve üst lig heyecanı hepimizde oluşmaya başladı.

 

NUMAN VE DİLAVER ABİLERİN DÖNÜŞÜ, DEVRE ARASINDAKİ HAMLELER

Dediğim gibi sezon başı zahmetliydi. 5 ay boyunca insan takım arkadaşı ile bir çay, kahve içmez mi ya… Resmen böyleydi. O sıkıntılı süreçte büyüklerin aldığı sorumluluklar çok önemliydi. Dilaver abinin geri dönüşü ve Numan abinin tekrardan işin içine girmesi takımın birleştirici unsurları oldu. Numan abi için ayrı parantez açmam lazım. Kendisi ile ev arkadaşıydık. Bir telefonla 15 kişiyi toplardı. Ben de iyi yemek yaparım. Hem bol bol sohbet ettik hem de yemekler yedik. Bu şekilde çok ortamımız oldu.

 

 

MUTFAKTA STRES ATIYORUM

Yemek demişken… 13 yaşımda futbol için ailemden ayrıldım. Yemek yapma konusunda bir yeteneğimin olduğunu anlamam uzun sürmedi. Keyif de alıyorum. Zaten biraz sıkıntım olduğu zaman kendimi mutfağa atarım. Devre arası transferlerimiz Musa, Yılmaz, Burak Süleyman ve Tahir abilerin hem oyun hem de psikolojik anlamda katkıları asla yadsınamaz. Tabii ki Mustafa hocamız ve ekibinin verdiği enerji sürecin toparlanmasında çok etkiliydi.

 

HOCALARIMIZ SÜRECİ MÜKEMMEL YÖNETTİLER

Malumunuz Mustafa hocamız hastalandı ve uzun süre tedavi gördü. Kendisine sizin aracılığınızla geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Hocamızın hastalık sürecini, Turgay hocamız, Sabahattin hocamız, Hakan hocamız, Önder hocamız ve az sonra detaylı bir şekilde anlatacağım Murat hocamız mükemmel yönetti. Hem Play-Off’a gitmeyi hedeflerken hem de Gümüşhane ve Zonguldak gibi kulüplerin kaderlerini belirleyecek sorunlu maçların altından aslanlar gibi kalktık.

 

 

ŞAMPİYON OLDUĞUMUZ MAÇ İKİNCİ ANKARA DEMİR MAÇIYDI

Özellikle son 10 haftadaki iyi futbolla hak ettiğimiz Play-Off’a kaldık. Birçok kişi Hekimoğlu ile oynadığımız rövanş maçını şampiyonluk maçı olarak görüyor. Bence bizim şampiyon olduğumuz maç Ankara Demirspor’u İzmit’te 3-0 mağlup ettiğimiz play-off maçıydı. O karşılaşmadaki futbol beni çok umutlandırdı. Son haftalarda oynadığımız futboldan da keyif alıyorduk. Soyunma odalarımız maç öncesi de maç sonrası da şölen gibiydi. Bu duyguların birikmesi bizi finale rahat bir kafa ile çıkmamızı sağladı.

 

YAŞADIĞIM O PSİKOLOJİNİN İZAHI YOK

Hekimoğlu rövanş maçı da sezonun kırılma maçıydı. 2-1 geriye düştüğümüzde “Her şey buraya kadarmış” dedik açıkçası. Kanım çekildi, buz kestim. 26 yaşımdayım. 6 yıldır profesyonel futbol oynuyorum, çok maç kaybettim, kazandım, kritik maçlara çıktım ama Trabzon’daki o kötü hissi hayatımda hiç yaşamadım. İnanın izahı yok! Tahir abinin penaltıdan attığı golden sonra yaşadığım mutluluğun da tarifi yok. Tabii ki Bayram abinin uzatmalarda çıkardığı top da hiçbir zaman unutulmayacak.

 

 

FİNAL MAÇINA ÇIKARKEN ÇOK RAHATTIK

Sakaryaspor finali… Tarihi bir maç… İki şehrin rekabetini çok iyi biliyoruz. Türkiye’nin de gözü üzerimizde... İnsan hiç gergin olmaz mı? İnanın çok rahattık. Bunun rakibimiz ile bir ilgisi yoktu. Finale “Aile” olmuş bir şekilde çıktık. “Ben” değil “Biz” duygusuna sahiptik. Turgay hoca bize bir şey öğretti. Hep birlikte yavaş tempoda başlayan alkışımız hızlanıyor ve sonunda da bağırarak kendimizi motive eriyorduk. Final maçından önce de soyunma odasında bu totemimizi yaparak Olimpiyat Stadı’na çıktık.

 

MUSTAFA HOCA “BANA GÜVENMEDİNİZ” DEMİŞTİ

Final maçının ilk yarısında işi bitirerek şükürler olsun ki 4-0’lık galibiyetle 1. Lig’e çıktık. Afyon ve Kırşehir’den sonra kariyerimdeki üçüncü şampiyonluğu Kocaelispor ile yaşadım. Maçtan sonra ağlayan ağlayana… Mustafa hoca da gözyaşlarını tutamadı ve bize “Bana inanmıyordunuz değil mi?” dedi. Geldiği gün bize “Bu takım şampiyon olacak” demiş ve o günü bize hatırlatmıştı. Ben pozitif bir insanım. Her zaman bardağa dolu tarafından bakarım. Ben bile, hocamız “Şampiyon olacağız” deyince “Acaba” demişimdir. Ancak Mustafa hoca her toplantımızda, konuşmamız beynimizi “Bu takım şampiyon olacak” diye işledi, öyle de oldu.

 

 

MURAT ONUR DİLEK HOCA BİZİM İÇİN BÜYÜK ŞANS

Biraz önce kaleci hocamız Murat Onur Dilek için ayrıca bir şeyler anlatacağımı ifade etmiştim. Murat hoca gelişimime çok katkı sağladı. Fenerbahçe’de yabancı kaleci hocaları ile de çalıştım ama Murat hocanın bana özellikle verdiği psikolojik destek beni çok güçlü kıldı. Kocaelispor gerçekten iyi kalecilere sahip. Doğukan, Görkem, alt yapıdaki Ahmet Hasan gelişimlerini sürdürüyor. Murat hoca onlar için de büyük bir şans. Böyle birisini bir daha bulamayabilirler.

 

KORCAN ABİYE BAŞARILAR DİLİYORUM

Korcan abi takımımıza transfer edildi. Kariyeri ve deneyimi ortada. Kendisine başarılar diliyorum. Bana güvenildiğini ve sevildiğimi biliyorum. Bu sezon da yedek kalabilirim. Bu gayet doğal. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki, kaleyi alırsam da geri vereceğimi düşünmüyorum. Bu durum şampiyon olduğumuz sezon için de geçerliydi.

 

 

BAZI GERÇEKLERİN FARKINDAYIM

Bayram abi çok iyi bir kaleci. Onu izleyerek kendisinden çok şey de öğrendim. Aramız da çok iyidir. Birlikte tatile gideriz, akşamları çıkar gezeriz. Ama dediğim gibi. Küçük yaşlarda aldığım eğitim ne 2 ne de 1. Lig eğitimiydi. Kendimle ilgili bazı gerçeklerin olduğunu biliyorum. Geçen sezon Manisa maçı hariç, oynadığım maçlarda da o güveni verdiğimin farkındayım.

 

ÖRNEK ALDIĞIM KALECİLER

Kaleci cin gibi, çalışkan ve gelişime açık olmalı. Bir kaleci kendisine rol model alırken kendi özelliklerine göre de seçici olmalı. Mesela ben PSG’nin kalecisi Keylor Navas’ı örnek alamam. Çünkü anatomik yapılarımız farklı. Kasımpaşa’nın kalecisi Ertuğrul Taşkıran abiyi beğeniyorum. Çok da iyi dostluğumuz vardır, ondan çok şeyler öğrenmişimdir. 2.5 yıl Volkan abi (Demirel) ile çalışma fırsatım oldu. Bize idol olmuştur. Mert Günok, Serkan Kırıntılı gibi değerli kalecileri de izleyerek, onlarla çalışarak kendimi geliştirdim.

 

ERTUĞRUL TAŞKIRAN

 

BU ÜLKEDE BİR MUSLERA GERÇEĞİ VAR

Güney Amerikalı kaleciler her zaman çok estetiktir. Sadece ülkemizde değil, dünyada Muslera gerçeği var. Çok sevdiğim bir hocam onun için “Kitap… Açıp okuyun” demişti. Ben Manuel Nouer’ciyim. Alman kaleciler çok farklı eğitimler alıyorlar. Casillas da beğendiğim bir isim ama günümüz futbolunda zorlanabilir. Gerçekten öğrenmenin yaşı yok. Bugün Doğukan’dan da bir şeyler öğrenebilirim, öğrenmeliyim de…

 

BU SEZON ÖNCEKİ ÇOK UYUMLU FUTBOLCULAR GELDİ

Bu sezonki ortam beklediğimin çok üzerinde. Demek ki geçen sezon öncesi o kadar kötü geçmiş ki bu sezon öncesi bana her şey inanılmaz iyi geliyor. Gelen yabancı ve yerli arkadaşlarımız çok uyumlu karakterlere sahip. Muhtemelen bu konuda da araştırılmışlar. Pererira müthiş bir insan. Bu takıma hem oyun hem de arkadaşlık adına çok şey katacaktır. Cisse çok samimi. Kendisi ile FIFA oynadık, beni yendi. Kendisine “Seni Nusret’e götüreceğim” dedim ama Cisse’yi katık dönerciye götüreceğim.

 

 

ERZURUM’U ÇOK SEVDİM

Geçen sezon öncesi bir birinden haberi olmayan 30 kişiydik. Sezon öncesindeki kaosun altında yatan konuların başında bu da geliyordu. Şampiyon kadrodan bu sezon da kalan çok arkadaşımız var. Haliyle yeni sezon öncesi kaynaşmak bizim için zor olmadı. Erzurum’u sevdik. Otelin rahatlığı, sakinliği, personeli ve sahaları tam istediğimiz gibiydi.

 

İÇİM KIPIR KIPIR, BİR AN ÖNCE LİG BAŞLASIN!

Bu şehirde bir futbol kültürü olduğu da gerçek. Kocaelispor taraftarı sevgiyi de üzüntüyü de sivri yaşıyor. Mutlu etmek istediğimiz 2 milyon insan olduğunun fazlası ile farkındayım. 1. Lig kesinlikle sert geçecek. Büyük camialar bir arada yer alıyor sezon kıyasıya bir rekabet içinde geçecek. Açıkçası çok heyecanlıyım, içim kıpır kıpır ve bir an önce ligin başlamasını bekliyorum. Bu sezon sonunda da beklentileri karşılayacağımıza tüm samimiyetimle inanıyorum.

 

Spor41 – Özel röportaj

DİĞER HABERLER