16 Nisan 1997’de, bundan tam 23 yıl önce Kocaelispor, İsmetpaşa Stadı’nda Trabzonspor’u 1-0 yendi ve tarihi bir başarıya imza atarak Türkiye Kupası’nı kazandı. Bu olağanüstü başarıdaki “Efsane” golü ise Nuri Çolak attı. Çolak “Tribünler –Vur- dedi. Ben de vurdum” dedi.
ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞER
Kadriye – Durmuş Ali çiftinin oğulları, Nurhan Hanım ile evli, Şehit Özcan Kan Fen Lisesi’nde okuyan 17 yaşındaki Emre Çolak ile Doğa Koleji’nde okuyan 15 yaşındaki Ezgi Çolak’ın babaları. Kendisi gibi eski futbolcu olan Murat Çolak’ın abisi. Nuri Çolak… Kocaelispor’un unutulmaz futbolcularından... Büyük emekler vererek 10 yıl boyunca terlettiği Yeşil Siyahlı forma ile elde edilen 2 Türkiye Kupası finalinde de sahaya 11’de çıkan tek futbolcu! O kadar çok anısı var ki… Tabii ki ilk sırada Trabzonspor’a attığı golün ardından kazanılan Türkiye Kupası geliyor. İşte usta sol ayak, “Vur Oğlum” Kaptan Nuri Çolak...
ÇOCUKKEN TEK EĞLENCEM FUTBOLDU
Kocaelispor tarihinin hiçbir zaman unutmayacağı futbolculardan Nuri Çolak Spor41’e konuştu. Yeşil Siyahlı forma ile birçok anı biriktiren başarılı solak, futbola nasıl başladığını ve Kocaelispor’a geliş sürecini şu şekilde anlattı: Sokakta büyüdük. En büyük eğlencemiz futboldu. Kanda var. Sabahtan akşama kadar top oynardık. Hatta okulda teneffüslerdeki 5 dakika arada bile maç yapardık. Babam ve annem de söyler… Çok küçükken, gördüğüm futbol toplarının peşinden çok koşarmışım.
İLK TAKIMIM PETROLSPOR’DU
Derince Dumlupınar Mahallesi’nde oturuyordum. Mahalleler arası turnuvası yapmak için 60 Evler’e giderdik. Kaleci olan Emin Dönmez adındaki arkadaşım Petrolspor’da oynuyordu. Bana “Gel seni de Petrolspor’a götüreyim. Birlikte top oynarız” dedi. “Tamam” dedim. Açıkçası geleceğe dair hiçbir planım yoktu. İlk hocam İbrahim Öke’ydi. Petrolspor’da 6 ay oynadım.
ORHAN ŞERİT KOCAELİ GAZETESİ’NİN TURNUVASI’NDA GÖRDÜ
Lise zamanlarım. Kocaeli Gazetesi’nin mahalleler arası futbol turnuvasındayız. Turnuvayı Kocaelispor Alt Yapı Sorumlusu Orhan Şerit de izliyor. O turnuvada gördü beni ve maçın ardından “Seni Kocaelispor alt yapısında görmek isterim” dedi. Çok heyecanlandım. Babama durumu anlattım. “Oğlum sen bilirsin. Yapabileceksen git tabii ki” dedi. Orhan Şerit hocanın yardımcısı Sefer Yılmaz’dı. Ayrıca alt yapıda Taner Kılıç hoca vardı. 1 yıl sonra da Veli Akbaş hoca geldi.
BEN GELDİĞİMDE A TAKIM ŞAMPİYONLUĞA OYNUYORDU
Kendimi bir anda Kocaelispor’da buldum. İnanılmaz bir duyguydu beni için. Benim geldiğim sene A takım şampiyonluğa oynuyordu. (1992-93) Hatta sezonun ilk yarısını da lider bitirmişti. Nasıl bir yıldız topluluğu içinde olduğumu siz hesap edin. A takım maçlarından önce PAF maçları oynanırdı. PAF takımı ile o sezonu çok iyi geçirdik ve ligi 3. bitirdik. Sezon sonunda PAF takımıyla İsviçre’den davet bile almıştık. İsviçre’deki turnuvada Parma’ya gol de atmıştım.
MUSTAFA DENİZLİ HOCA KAMPA ÇAĞIRDI
Saftig hoca gitti ve o senenin sonunda Mustafa Denizli hoca göreve başladı. Kamp için PAF’tan 2 futbolcu götüreceğini söyledi. Benim ile birlikte Soner diye bir arkadaşı A takıma aldılar. Kampımız sanırım Fransa’daydı. Hatta o kampa yeni transfer edilen Kaan Dobra da katılmıştı. Futbol hayatım boyunca sürekli sol kanatta oynadım. 3-5-2’li sistemde sol dış deniliyor. O dönemde sol kanatta Yalçın Kıldıran, Halil İbrahim Kara ve Arif gibi abilerimden çok şey öğrendim.
İLK MAÇIM ZEYTİNBURNU KARŞISINDAYDI
İlk maçıma 1994-1995 sezonunda Zeytinburnuspor karşısında çıktım. Takım o sezona iyi başlayamamıştı. İlk 6 haftada 2 kez kazanmıştık, 1 de beraberliğimiz vardı. Daha 10 dakika geçmeden 2-0 geriye düştük. İkinci yarıda durumu 2-1 yaptık. 70. dakikalar… Denizli hoca çağırdı. Evren Turhan’ı oyundan alacak beni oyuna sokacaktı. Tam o sırada 3. golü yedik. Oyuna girdim. Tabii ki çok heyecanlıydım. Ergun abi maçı 3-2’ye getirdi. Ne yaptıysak beraberliği bulamadık ve maçı 3-2 kaybettik.
BÜYÜKLERİMİZ ÖZGÜVEN AŞILADI
Yavaş yavaş forma giymeye başladım. Özgüvenim de artıyordu. Tabi ki bunu sağlayan en önemli etken büyüklerimizin pozitif yaklaşımlarıydı. Bir maçta Ömer abiye (Ömeroviç) attığım geri pas kısa düştü. Tribünlerden sesler geldi. Yanıma Ergun abi koştu (Kula) ve etkilenmemem için “Futbolda olur bunlar. Hadi Oyuna dön koçum” dedi. Bu davranış beni çok rahatlattı.
OSMAN KAPTAN ARABASINI BANA BIRAKTI
Osman Çakır abim ile aramda geçen ilginç bir anım oldu. O da benim gibi Derince’de oturuyor. Gündüz ve akşam programlarımız var. Osman abi “Sen bizim orada oturuyorsun zaten. Seni ben götüreyim. Birlikte döneriz” dedi. Osman kaptanda Toyota Corolla var. Efsane! O’nun arabası ile gittik ve programdan döndük. Birkaç saat sonra yine gidecektik. Kaptan Osman Çakır abi kendi evinin önüne geldi ve “Nuri… Araba sende kalsın. Birkaç saat sonra beni evimden al” dedi ve arabayı bana bıraktı.
MAÇ BAŞI PARALARIMI BİRİKTİRDİM FORD ESCORT ALDIM
O dönemin en kral arabasındayım. Fırsat bu fırsat o birkaç saatte Osman abinin arabası ile İzmit’i turladım. Zaman su gibi akıp gitti. Sanırım Osman abi de benim böyle yapacağımı düşündü. Çünkü gözüm sürekli araca kayıyordu. Yılların kaptanının şu inceliğe bakar mısınız? Osman kaptanı evinden aldım ve beraber akşamki programa gittik. Cüzi bir miktar maç başı alıyordum. Bu paraları biriktirdim. Benim de yanımda yöremde bir miktar para vardı ve biriktirdiğim para ile Ford Escort araba aldım. Böylece antrenmanlara minibüsle gidip gelmekten kurtuldum.
ÇOK ŞANSLI BİR GENÇTİM
İlk golümü Vanspor’a attım. Soldan orta geldi. 18’in dışındayım. Yerden seken topa vurdum. O güne kadar sahadayken ayaklarım tutmuyordu. Attığım o gol beni çok rahatlatmış, özgüvenimi arttırmıştı. Az önce de dedim. Abilerim bana çok destek veriyordu. Takımdaki tek genç bendim. Biraz çekiniyordum. Ama tüm büyükler inanılmaz mütevazı ve samimiydi. Bu konuda hiçbir sıkıntım olmadı. Açıkçası bu anlamda çok şanslı bir genç futbolcuydum.
İLK ODA ARKADAŞIM RAMBO YUSUF’TU
Düşünün, Galatasaray’dan Kocaelispor’a gelen, dönemin yıldızlarından Yusuf Altıntaş yani “Rambo Yusuf” ilk oda arkadaşımdı. Mustafa Denizli hoca bu gibi dengeleri çok iyi kurardı zaten. Yusuf abi de sağ olsun bana çok yardımcı oldu. Orhan Şerit hoca aşağıda üretmeye devam etti. Enginler, Cihanlar, Orhanlar, Mücahitler, Cem Sinanlar gibi çok yetenekli gençler geldi. Belki buna biz vesile olmuş olabiliriz.
16 NİSAN’DA 23. YIL BİTMİŞ OLACAK
Tabii ki Türkiye Kupası’nı kazandığımız o sezon… 16 Nisan’da 23. yıl bitmiş olacak. Gün gibi aklımda. Rakip Trabzonspor. O zamanlarda kupa finalleri iki maç üzerinden oynanıyor. Trabzon’daki ilk maç 1-1 bitti. Rövanş maçı. Bitime 2-3 dakika var. Trabzon’a gol lazım. Doğal olarak baskı kurdular. Solda bir boşluk buldum. Kanat oyuncusu olduğum için garantiyi aradım. Aslında aklımda pas vermek ve topu önde tutmak vardı.
HAKİKATEN İNANARAK VURDUM!
2-3 kez başımı kaldırdım. Ceza sahasında bizden sadece 1 kişi vardı. Pas verecek doğru kişiyi bulamadım. O sırada tribünlerde bir uğultu… -Vur, vur, vur- diyordu. Ben de tribünün dediğini yaptım ve inanarak, hissederek topa vurdum. Top önce direğe sol kale direğine çarptı sonra ağlarla buluştu. Maçı 1-0 kazandık ve kupayı kazandık. Allah bana öyle bir gol atmamı nasip etti ki beni görenler hep o golü sorar ya da anlatır. Tabii ki kupayı almak, Kocaeli insanının mutluluğunu görmek çok daha önemli. Hem kupanın hem de golün keyfini çok yaşadım.
BEŞİKTAŞ’I YENDİĞİMİZ O İKİ MAÇI DA UNUTAMAM
Başka unutamadığım anlar olmadı mı? İkinci Türkiye Kupası finalimizde Beşiktaş’ı 4-0 yendik. Takımın kaptanıydım ve tabii ki tarifsiz bir duygu daha yaşadım. Güvenç Kurtar zamanı. Beşiktaş’ı bu kez lig maçında, deplasmanda 3-0 yendik. (Bu maçta Kaan Dobra ve Mirkoviç’e asistleri Nuri yaptı) Şu an aklıma gelen ilk maçlar bunlar. Kocaelispor’da PAF takımla birlikte toplam 10 sezon futbol oynadım. Bu gururu yaşadım, büyük keyif aldım, onur duydum.
GİTMEDİĞİM İÇİN ASLA PİŞMAN OLMADIM
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan teklifler aldım ama en güzel anılarımı biriktirdiğim Kocaelispor’u bırakmadım. Sefa Sirmen Başkan da gitmemi istemiyordu. İstanbul’a gitmediğim için de asla pişman olmadım. Üzüldüğüm bir konu var mı? Açıkçası var… Bu konu o yıllarda beni çok düşündürdü, hatta yordu. 2003’te küme düştük. Bir alt ligde Kocaelispor’da devam edeyim mi etmeyeyim mi diye çok düşündüm.
MILAN’DAN DAVET GELSE GİTMEZDİM
28 yaşındasın… Gözde bir futbolcusun… Milli takımdan da davet alıyorsun. Kritik bir karar verecektim. Çok ikilemde kaldım ve Gaziantep’e üzüle üzüle gitmeye karar verdim. Kafamda kalan konulardan birisiydi. Keşke düşmeseydik. Eğer Süper Lig’de devam etseydik, Milan’dan bile teklif gelse gitmeyi asla düşünmezdim. Ancak bir iki yerden “Takım düştü, Nuri bıraktı” dediler. Bu durum duygusal olarak çok etkiledi.
KARDEŞİM MURAT BENDEN DAHA YETENEKLİDİR
Kardeşim Murat da futbolcu. Kocaelispor forması altında bir dönem beraber oynadık. Murat Kasımpaşa’da oynarken çok dikkat çekmiş ve Galatasaray’ın hocası Fatih Terim, Murat’ı sezon başı kampına bile götürmüştü. O’nu da çok tanırlardı. Murat benden daha yeteneklidir. Topla daha iyi oynar ve hareketlidir.
MURAT ÇOLAK
ÇOCUKLARIMIZI EN İYİ ŞEKİLDE YETİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ
Teknik adamlığı düşünmedim. Çünkü teknik adamlık zor bir meslektir. Yıl boyunca hareket halinde olman lazım. Futbol beni çok yormuştu. 13-14 yıl boyunca doğru düzgün ne bir tatilim ne de hafta sonum oldu. Futbolu bıraktıktan sonra durağanlığı seçtim ve kendi işlerimle ilgilenmek istedim. Ailemle birlikteyim, çok mutlu ve huzurluyum. Ellerinizden öper iki evlat sahibiyim ve eşimle birlikte çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeye adadık.
HAYALİMDEKİ KOCAELİSPOR
Kocaelispor’un maçlarına fazla gelme şansı bulamadım. Bu yıl 5-6 maçına gidebildim. Şampiyon olduk artık. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Seneye nasipse 2. Lig’deyiz. Buralar bize asla yakışmıyor. Genel şartlar dahilinde bakıldığımda eksiden gelip buraları görmek de kuşkusuz çok önemli. Ama daha önemli bir şey var. İyi yönetilen, geleceği sağlam planlanan, kendi gelirlerini oluşturan, özsermayesi zengin bir kulüp hayalim var. Bunun da olacağına tüm samimiyetimle inanıyorum.
Özel Röportaj – Spor41