Profesyonelliği yönetmek kolay değildir
Karacabey maçında öyle bir futbol sonrası öyle bir galibiyet elde ettik ki, resmen 2017 yılının bayramlarını erken kutladık.
Ancak malumunuz olan cezalar tüm enerjimizi yerle bir etti.
Bütün cezaları anladım, (Anlamadım da, öyle diyeyim) Burak Süleyman'a arkadan saldırana neden 1 (Bir) maç ceza verirler ki..?
Bu amcam saldırı sonucu direk kırmızı kart görmedi mi şimdi..?
İyi de neden 1 maç..!
Buna çok takıldım işte.
Demek ki futbolcuya arkadan saldırıp direk kırmızı kart gören topçu 1 maç ceza alıyormuş..!
Yeni öğrendim.
NE OLURSA OLSUN YUTMAK ZORUNDASIN
Burak Süleyman, Bayburt, Kartal, Altay, Çorum ve Kızılcabölük maçlarında yok.
Bu çok kötü oldu işte.
Tamam, futbolcunun yeri dolar.
De işte ne gerek vardı ki..?
Arnavutköy maçında hakeme "Eğer hak yemişsen çoluğundan çocuğundan çıksın" dedi ve 3 maç ceza aldı.
O süreçte Edirne ve Ereğli beraberlikleri nedeni ile kaybedilen 4 puan bizi şampiyonluktan etti.
Tabii ki ihaleyi Burak'a bırakmıyorum ancak Burak'ın form patlaması yaşarken kaybedilmesi ofans hattında bizi hayli zorlamıştı.
Değerli kardeşim 2 yıl sonra başka bir konu ile karşımıza çıktı.
Karacabey maçında tek kelime döktürdü.
Futbolu ile rakibi delirtti.
Maç içinde kendisinin en değerli varlıklarına küfür edildiği için şirazeden çıktı.
Doğru, şu anki Dünya'da en değerli varlıklara edilen küfrün cezası çok ağır olmalıdır.
Bunun için adam bile kesilir.
Ancak işin özünde sabırlı olmak gerekir...
Hele hele profesyonel bir spor ile ilgileniyorsan, bazı şeyleri duymaman, tepki vermemen lazım.
Tekrar ediyorum, bu anlattıklarım yazarken kolaydır ancak uygularken hiç de öyle değildir.
ÇOK AGRESİF DEĞİL MİYİZ..?
Olaylar ilgili uzun uzun yazdık, çizdik...
Artık yorum yapmaktan yoruldum...
İlla ki tahkime gidilecektir.
Umudumuz cezalardan indirime gidilmesidir.
Buradan genel olarak bir yorum getirmek istiyorum.
Bu mesleğe başlayalı 16 yıl oldu.
Süper Lig'den amatör lige kadar, sayısız başkan, teknik adam ve futbolcu tanıdım.
Ancak inanın bana, şu ana kadar ki en agresif oyuncu grubuna Kocaelispor sahip.
Hassas bir konu üzerinde duracağım.
Kocaelisporlu futbolcular profesyonelliği yönetmiyor, profesyonellik onları yönetiyor.
Üzerilerindeki gerginlik sadece maçlarda değil, antrenmanlarda da zaman zaman yüzlerine yansıyor.
Kimseden zoraki gülmeyi beklemek tabii ki doğru değil ancak her birinin psikolojik savaş verdiği apaçık ortada.
Bir birlerine karşı iletişim ve selam konusunda diğer takımlar kadar katılımcı değiller.
İçlerinde bir birlerini sevmeyenler de var.
Hoş, kimse kimseyi sevmek zorunda değil.
İş, formaya, mücadeleye, paylaşmaya ve kazanma isteğine geldiğinde ise Kocaelispor'daki herkes sahaya varını yoğunu koyar.
En önemlisi de bu zaten.
KOCAELİSPOR'DA OYNAMANIN ARTILARI, EKSİLERİ
Evet, Kocaelispor'da oynamanın, bu camia için mücadele etmenin tatlı yönleri olduğu kadar acı yönleri de var.
Dünya şampiyonu bir güreşçi ya da karateci ve Kocaelispor'daki yedek bir oyuncu ile çarşıda turlasan, Kocaelisporlu yedek oyuncu, Dünya şampiyonundan çok çok daha fazla tanınır, bilinir.
Kentin en popüler isimleri arasında Kocaelispor'un futbolcuları da bulunmaktadır.
Amatördeyken de böyleydi, ALLAH (cc) nasip ederse Spor Toto Süper Lig'de de böyle olacak.
15-20 bin taraftar karşısında oynamak inanın hiç ama hiç kolay değil.
Yıllardır başarıya aç olan bir kentte çeşitli sıkıntılarla boğuşan bir kulüpte oynamak herkesin altından kalkabileceği bir husus da değil.
Bu durumların futbolcuların üzerilerinde yaratacağı enerji strese dönerse baskı oluşur ve futbolcu bunlardan olumsuz da etkilenebilir.
Kimse "Ben profesyonelim, bunları aştım" demesin çünkü stresi yönetmek kolay bir iş değildir.
Sadece bizim değil, tüm profesyonel ve amatör sporcular iyi bir psikolog ya da mentör tarafından toplu ya da tekli terapilere alınmalıdır.
Bu anlattıklarım kimsenin zoruna gitmesin çünkü insanda beden sağlığı kadar ruh sağlığı da son derece önemli bir konudur. (Hele ki bu zamanda)
DUYGUYU YÜKLEME ORANI
İsimler üzerinde yoğunlaşıp kimseyi hedef haline getirmeyeceğim.
İnanın bana Karacabey maçından ceza falan almayabilirdik.
Başkan Bahri Yavuz'un futbolcuların duyguları ile çok oynadığı kanaatini taşıyorum.
Başkanın ne yaşamak ve ne yaşatmak istediğine saygı duymakla birlikte, her futbolcudan duyguyu kendisi gibi yaşamasını beklemesinin de doğru olmayacağını düşünüyorum.
Her insan farklı bir fıtrata, karaktere ve yaradılışa sahiptir.
Kimisi duyguyu az, kimisi ise aşırı hisseder.
Motivasyon iyidir ancak fazlası da gereksizdir.
Duygu yükleme oranı konusunda Başkan Yavuz ve kurmaylarının daha ehemmiyetli hareket etmesi doğru olanıdır.
PENCEREMİZİ GENİŞLETMEK ZORUNDAYIZ
Aldığımız cezaları gözümüzde büyütüp iç karartmanın bir anlamı yok.
Çünkü ölmüş ile olmuşa çare bulamıyoruz.
Benim buradan Kocaelispor'u savunmama kulübün ihtiyacı yok.
Yerel bir gazeteci olarak da Karacabey maçında üzerime düşeni yaptığım kanaatini taşıyorum.
Sanıyorum ki, olayları Kocaeli Gazetesi ve Spor41'den daha detaylı veren ya da verebilen olmadı.
Her şeyi gözlerimle gördüm ve Kocaelispor'un menfaati neyi gerektiriyorsa o şekilde hareket etmekten imtina etmedim.
Hatta derlediğim bir haberimde olayları dakika dakika analiz ederken, Bursa'da yaşadığımız iğrençlikleri de anlatmaya çalıştım.
Konu artık bizden çıktı.
Eminim ki yönetim ve İlker ağabey en iyi savunmayı verecektir.
Hayat devam ediyor.
Biliyorum ki binlerce taraftar pazar günü aldıkları biletleri ile birlikte İsmetpaşa Stadı'nın dışından takımını 90 dakika destekleyecek, sesleri saha içine kadar gelip futbolcularımızı ateşleyecektir.
Biliyorum ki bizim için yine çok duygu yüklü ve anlamlı bir maç daha olacaktır.
Biliyorum ki Halkın Takımı'nın futbolcuları canını dişine takacak ve ruhları oynayacaktır.
Ve diliyorum ki, Bayburt karşısında galip gelinecek, başkan, yönetim, teknik ekip ve futbolcular 3 puanı 12. adama armağan edecektir.
Demogoji peşinde değilim...
Gerçeklerle yüzleşmeye devam etmek zorundayız.
2 iç saha maçından sonra taraftarımızın İsmetpaşa'ya gelmesi, Burak Süleyman'ın 5 maç sonra dönmesi, Kızılyıldız'a da 3 hafta sonra 2 buçuk milyon liranın ödenmesi Kocaelispor'u kurtarmayacak..!
O yüzden bakış açımızı her daim geniş tutmak mecburiyetindeyiz.