Bitmemiş bir cümle gibi, zaten. Çünkü ofsaytta kalmak, hep “Olabilirdi”yle başlayan, ama “Olmadı” diye biten bir hikâyedir. Hayatta bir adım önde olmanın, bazen aslında bir adım erken olmak olduğunu öğreten o ince çizgi…
OFSAYT KURALI NEDİR?
Ofsayt, futbolda bir oyuncunun rakip yarı sahada, takım arkadaşı kendisine pas attığında, rakip takımın sondan ikinci oyuncusundan (genellikle kaleci ve bir savunma oyuncusu) daha ileride bulunması ve oyuna aktif olarak müdahale etmesi durumudur. (TFF)
OFSAYT POZİSYONU VE OFSAYT DURUMU ARASINDAKİ FARK
Bir oyuncunun ofsayt pozisyonunda olması, onun ofsayt olduğu anlamına gelmez. Ofsayt pozisyonu, yalnızca oyuncunun topa müdahale etme ve oyuna katılma durumunda olduğu anlarda geçerlidir. Eğer oyuncu topa müdahale etmezse veya oyunla bağlantısı yoksa, ofsayt pozisyonunda olması oyun kurallarına aykırı bir durum oluşturmaz.
OFSAYTTA KALMANIN HİSSİYATI
Ofsayt, sahada kuraldır hayattaysa kader gibi işler. Doğru pozisyondasındır, doğru niyetle koşmuşsundur ama zamanlaman yanlıştır. Ve kimse o niyeti hatırlamaz; sadece “ofsayttaydı” derler.
Hayatta da böyle olur.
Birini erkenden seversin ,hazır değildir.
Bir projeyi erkenden planlarsın ,kimse dinlemez.
Bir duyguyu erkenden söylersin ,karşılık bulmaz.
Sen öne çıkmışsındır, ama yalnız kalmışsındır. Çünkü ofsayt, sadece nerede durduğunla değil; diğerlerinin nerede olduğuyla da ilgilidir. Ve sen, sadece önden gittiğin için cezalandırılırsın.
Ofsaytta kalmak, bazen sezgilerin, zamanın önüne geçmesidir.
Bazen çok doğru bir his, çok yanlış bir ana denk gelir.
Bazen de sen acele etmemişsindir, sadece diğerleri geç kalmıştır.
Ama sonuç değişmez: bayrak kalkar ve oyun durur.
Ve bu yüzden, ofsaytta kalanlar çoğu zaman sorgulanır.
“Niye bu kadar hızlı gittin?”
“Niye hemen söyledin?”
“Niye bu kadar çok istedin?”
Oysa soru bu değildir.
Asıl mesele: “Diğerleri neden hazır değildi?”olmalıdır.
Ofsaytta kalmak, yalnız koşanların, önden hissedenlerin kaderidir.
Ama şunu da unutmamak gerekir:
Hiç ofsayta düşmeyen biri, hiç risk almamış demektir.
“Ofsaytta Kalmanın Hüzünlü Pişmanlığı”tam anlamıyla bir iç çekiştir.
Bir yandan “Ben doğru şeyi istedim” dersin,
Ama öte yandan “Keşke biraz daha bekleseydim…” diye fısıldarsın kendine.
Bu duygu, ne tamamen suçluluk…
Ne tamamen gurur…
İkisinin arasında, tarif edilmesi zor bir burukluk.
Ofsaytta Kalmanın Hüzünlü Pişmanlığı
O koşuyu sen yaptın. Çünkü içinden geldi.
Biri sana pas atacaktı belki…
Belki hayat, belki sevgili, belki bir fırsat.
Sen inandın. Ve koştun.
Ama bir anda bayrak kalktı.
Bir cümleyle reddedildin:
“Ofsayttasın.”
İşte o an… her şey dondu.
İlerlemek istemiştin ama zaman senden yavaş davranmıştı.
Sen hazırdın, hayat değildi.
Sen hissettin, o duymadı.
Sen sevdin, o bakmadı.
Ve sonra, o tuhaf şey oldu:
Bir suç işlemiş gibi hissettin kendini.
Sanki hissettiğin için özür dilemen gerekiyormuş gibi.
Oysa suçun, sadece “erken” olmaktı.
Ama kimse “erken” olmayı affetmez; geç kalmayı affederler bazen, ama erkenliği asla.
Ofsaytta kalmak, pişmanlıkla cesaretin bir arada olduğu yerdir.
“Keşke bekleseydim” dersin…
Ama sonra içinden bir ses fısıldar:
“Peki ya bekleseydin, hiç atamayacaklardı o pası?”
İşte o yüzden ofsaytta kalanların pişmanlığı, hüzünlüdür ama gururludur da biraz.
Çünkü her ofsayt, aslında bir niyetin izidir.
Bir ileriye atılma cesaretinin hatalı zamanlaması.
Ama hatasız cesaret yoktur.
Ve belki de en önemlisi:
Ofsayta düşenler, oyunu hissedenlerdir.
Duranlar ve öne koşmayanları asla ofsayta düşmez.
GEÇ ANLAŞILAN OFSAYT ÖĞÜDÜ
Annem derdi ki:
“Her gördüğün boşluğa koşma.
Bazen erken varmak, hiç varamamaktır.”
O zaman anlamazdım.
Hızlı olanın kazandığını sanırdım.
İlk söyleyenin, ilk gidenin, ilk sevenin…
Meğer hayat da futbol gibiymiş;
Çizgiler görünmez ama varmış.
Bir adım erken atılan cesaret,
Bir ömürlük bekleyişe dönüşebilirmiş.
Ben çok kez ofsayta düştüm hayatta.
Erken açtım kalbimi.
Erken söyledim fikrimi.
Erken güvendim bazı insanlara.
Bayrağı hep sonradan gördüm.
Şimdi anlıyorum annemin sessiz bilgisini:
Zamanı gelmeden atılan her adım,
Niyet ne kadar temiz olursa olsun
Oyunu durdururmuş.
Ve en önemlisi:
Ofsayta düşüren şey çoğu zaman hata değil, acele eden umutmuş.
SABIR VE SÜREÇ
Top senden önce gitmeli bazen. Süreç senden önce ilerlemeli. “Sabır, oyunun gizli pasıdır.”
“Hayatta büyük başarılar çoğu zaman hızlı olanların değil, çizgiyi görebilenlerin olur.”
“Çizgi görünmez. Onu akıl çizer, sabır korur, sezgi geçirtir.”
Hayat, ofsayta düşmeden ilerleyebilenlerin oyunudur.