Antrenörlerin skora olan katkısı ne kadardır ?
Her zaman tartışılan en büyük konulardan biri olmuştur;
Antrenörün skoru değiştirebilmeleri için ilk önce kendilerini değiştirebilmeleri gereklidir.
Her kesim için olmasa da antrenör grubunun büyük bir çoğunluğu modern futboldaki donanıma, deneyime, tecrübeye sahip değil.
Antrenörler kendini geliştirmekten mahrum.
Ne gerek var ki zaten... Yapılan pahalı transferler, oynadığı liglerde ismini kanıtlamış bir iki isim antrenörlerin bir çok eksiğini kapatıyor.
Antrenörlüğü ikiye ayıracak olursak;
Performans Antrenörleri ile eğitimli "Sistem Antrenörleri"ni farklı ele almalıyız.
Futbolunun da sıkıntısı olarak göze batan performans yani skora yönelik antrenör biçimi, amatörün en büyük sorunu.
Halbuki amatördeki antrenörler tamamıyla fiziksel, teknik, taktik, sosyal, kültürel ve kişisel gelişim anlamında oyuncunun gelişimiyle ilgilenmeli ve kendisini bu yönde geliştirmelidir.
Diğer tarafta da performans antrenörleri; yani profesyonel anlamda çalışan antrenörlerin günümüzde olumsuz sonuçlar alındığı zaman gözünün yaşına bakmıyorlar.
Skora ve sonuca dayalı bir sistemin içerisinde oluyorlar ki; Türkiye'nin genelinde bu tür antrenörlerin sonucunu hep birlikte görüyoruz.
Tüm bir sezonu çıkaran antrenör sayısı çok az.
Profesyoneli için de böyle, amatörü için de...
Bakıyoruz amatör kümede olsun, alt yapıda olsun, teknik adamlar 12 yaş grubunda bile rakip takımları yenmekle doyuma ulaşıyorlar, egolarını tatmin ediyorlar.
Oysa ki, hedef takımlarını bir kenara bırakırsak, işleri oyuncu yetiştirmek olan antrenörlerin skoru değil de eğitimi ön planda tutmaları gerekiyor.
Kalitenin geriye gitmesinde çevresel etkenler, saha koşulları ile kulüpler ve antrenörlerin de
olaya bakış açısı etkiliyor.
Halbuki amatör ruh oyuncu yetiştirmekten geçiyor.
İyi futbol oynamak üç puan getiriyor mu ?
Amaç sadece puan ise elbette her zaman iyi olan kazanamaz.
Kulüplerin anayasası, sistemleri olmalı.
Amatör kulüplerin alt yapılarda oyuncu yetiştirmeye yönelik planlamalar ve sistemler geliştirmeleri gerekiyor.
Her ne kadar profesyonel hedef için mücadele eden amatör kulüpler olsa da, bu kulüplerin alt yapılarının olmayışı belli bir zaman sonra yok olmasına neden oluyor.
Zor gibi gözükse de aslında çok kolay.
Örnek verecek olursak, Avrupa takımlarında böyle örneklere şahit olduk.
İtalyan kulüpleri her yıl kendi şehrindeki antrenörlerin birçoğuna eğitim veriyor ve bu antrenörleri geleceğe hazırlıyor.
Böyle bir sistem oluşturulabilir mesela.
Böylelikle daha verimli antrenör ve yönetici yetiştirilebilir, seçilecek kulüplerle futbolun kalite çıtası yükseltilebilir.
Aksi takdirde her yıl biraz daha geriye giden futbolda bu günleri mumla arayacak hale gelebiliriz.
Toparlayacak olursak antrenörün skoru değiştirebilmeleri için ilk önce kendilerini değiştirebilmeleri gereklidir.
MADDİ SORUNLARLA BOĞUŞMAK
Eskiye nazaran tesislerde gözle görülür bir artış var ama ne kadar soruna çare olabiliyor o da ayrı bir soru işareti.
Bu konu ile ilgili KASKF Başkanı Murat Aydın'ın mücadelesi ayakta alkışlanacak durumda. İleriki günler için şimdiden güzel sinyaller alabiliyoruz.
Ancak amatör kulüplerin maddi sıkıntılarla boğuştuğunu düşünürsek, sahanın olmamasını mazeret göstermekten çok, maddi yetersizliğe vurgu yapabiliriz.
Geçici değil kalıcı getiriler için neler yapabiliriz, bunları istişare etmemiz gerekiyor.
Kulüplerin maddi güçlerinin bir kaç yöneticinin üzerine yüklenmesi kalıcı başarıyı sekteye uğratıyor.
Aslında dikkat çekilmesi gereken nokta burası.
Bir profesyonel kulüp, federasyondan, bahis ve reklam gelirlerinden önemli destekler alırken başta BAL olmak üzere amatör kulüplere hiçbir destek sağlanamıyor.
Her kulüp kendi yağında kavruluyor.
Federasyon, Spor Bakanlığı ve belediyelerin amatör ekiplere yapacağı küçük bir katkı bile fark yaratacaktır diye düşünüyorum.