Adı amatör, sorunlar profesyonel

Adı amatör, sorunlar profesyonel
Adı amatör ama sorunlar profesyonel
Amatör olmadan profesyonel ligler olmaz..
Amatör, bir evin temelidir.
Temeli sağlam olmayan ve içinde adalet olmayan her şey yıkılmaya mahkumdur!
Her geçen gün futbol oynamaya kısıtlamalar getirilmektedir.
Dünyada eşi benzeri olmayan yaş sınırı Türk futbolu için utan verici bir durumdur.
Bir insanın spor yapma özgürlüğüne sınır koymak kadar gereksiz ve anlamsız bir durum yoktur.
YÖNETİCİLİK...
Türk futbolunda senelerdir antrenörlerin çalıştırdıkları takımlara olan başarı veya başarısızlık etkisi hep bir tartışma konusu olmuştur. (Bu konuyu bundan önceki yazımda gayet ayrıntılı bir şekilde ele aldığımı düşünüyorum)
Fakat hiçbir zaman kulüp yöneticilerinin bir takımın başarı veya başarısızlığında ne derece bir etkiye sahip olduğu tartışılmamıştır.
Soralım... Bir takımın teknik direktörünü belirleyen kulübün yönetim kurulu değil midir? Yani kısacası bir kulübün başkanı ve yönetim kurulu olası bir başarısızlıktan direkt olarak sorumlu değil midir..?
Ülkemizdeki kulüp yöneticilerinin inanın bana bir çoğu futboldan anlamaz.
Kimi yaşadığı şehirde adını duyurmak için, kimi siyasette daha üst bir rol üstlenebilmek için, kimisi de açıkça ifade edeyim -Para aklamak- için yönetici olur.
Amacın sadece spor yapmak olduğunda bunu hedefleyen kesimin %20'lerin üzerinde olduğunu düşünmüyorum.
Futbolcu, antrenör, hakem, gözlemci, saha komiseri futbol ile alakalı hemen hemen tüm birimlere hizmet edebilmek için yeterli bilgi, bazen yetenek sınavları ve bir geçmiş gerekmektedir.
Oysaki yöneticilikte böyle şart aranmıyor.
Paran varsa düdük de sendedir, o meydan sana aittir. İster at koştur, ister otur ortasında mangal yap.
Konu futbol olduğu zaman herkesin söyleyeceği bir çok şeyi mutlaka olmuştur.
7'den 70'e herkes bir şey anlatır.
En iyi bir futbolcu kadar performans gösterebilecek durumda, iyi bir antrenörün bilgi ve birikimine sahiptirler!
Ancak olaylar faaliyete geldi mi, gerçek mutlaka ortaya çıkar.
NEREYE GİDİYORUZ..?
Kocaeli gündemini birkaç gündür meşgul eden bir konuyu başka bir acıdan bakıp değerlendirmeye çalışacağım.
Kazanmak adına benliğimizden ve kendimizden geçer hale gelmişiz ve her şey mübah olmuş. Eski dostluklar, arkadaşlıklar her şey 3 puan üzerineymiş demek.
Fair-play yani "Adil Oyun" Türkiye'deki en büyük yalanmış oysa.
Kazanmak adına bir çok şeyimizi vermiş erimişiz, bizler bitmişiz aslında.
Hatalar mutlak yaradılışta, biz insan oğluna bahsedilmiş bir konu...
Eyvallah ancak, diyalog dediğimiz konu, onlar değil miydi en kötü günlerimizde bizi düze çıkaran, bizler en büyük rakipler...
Olsak da her zaman birbirimizin arkasını kollayan birbirimize güvenen dostlar değil miydik ?
VE ŞİMDİ SORUYORUM...
BİZLER İYİ GÜN DOSTUMUYDUK ?
YOKSA SADECE İYİ GÜNLERİMİZDE Mİ DOST OLDUK..?
BİZLER NE ZMAN BU HALE GELDİK...
VE NEREYE GİDİYORUZ..?