İnşallah kimsenin kılına bile zarar gelmeden çözülür

İnşallah kimsenin kılına bile zarar gelmeden çözülür
Son 10 yılı kâbus gibi geçen, bu süreçte 5 lig birden düşen, araya 1 şampiyonluk, 1 de final sıkıştıran Kocaelispor’u son derece zor bir sezon daha bekliyor.
Halkın Takımı, taraftarına ve halkına yeni sezonda hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyuyor.
Türk futbolunun çınarı, çifte Türkiye Kupası sahibi Kocaelispor, dönemin İstanbul takımlarının kâbusu olan Kocaelispor bu ülkede hiçbir takımın başına gelmeyecek badireler yaşadı.
Transfer yasağı, Sırp sorunu, hacizler, tesis problemi, UEFA tehdidi, aynı sezonda 15 farklı statta antrenman yapan, sahte para ile dolandırıcıların mesken edildiği bir kulüptü Kocaelispor…
Filmi bile yapılsa yönetmenin mesleği bırakacağı bu kulübün olmazsa olmazıdır tabii ki 12. adam.

BU KENTİN EVLATLARI ONLAR
Sezonun ilk maçında Sultanbeyli Belediyepor ile deplasmanda 1-1 berabere kalan temsilcimizde 11’de 1999’lu Kerem ve 1998’li Fatih son derece başarılıydı.
Transfer yasağı olan kulübün belki de en büyük kazancı bu tür futbolcular olacak. Onur Öztonga, Onur Kandöken, Gökdeniz, Celil, Ferhat, Mertcan, Aykut ve İzmit’in bağrından kopan diğer çocuklar arması için kafalarını tekmeye sokacak ve daha da önemlisi geleceğimiz olacak.
Herkes transfer ister. Taraftar böyle olunca lige daha bir özgüvenli bakar…
Ama karşımızda kapı gibi bir Altınordu örneği var. Yeşil Siyahlıların sağlıklı bir lojistik destekle böyle bir yapı kurmaması için hiçbir neden yok.
Süper Lig döneminin borçları ile ayakta durmaya çalışan ancak sıfır gelirle 3. Lig’de mücadele eden bir kulübün bulunduğu güç koşullardan sıyrılması başta zaman, ardından emek ve sabır ister. Bu sezon da bu sabrı göstermek mecburiyetindeyiz.

BİR SON VERMEK GEREKİYOR
Ancak sığ ve kısır düşünceler nedeni ile tribün içindeki bölünme can sıkıcı bir boyuta geldi.
Ne zamandan beri muhabbeti oluyordu ve Düzcespor ile oynanan kupa maçında da apaçık görüldü ki tribün ikiye bölündü...
Hem de bıçak gibi..!
Sizi bilmiyorum ama benim içim sızladı.
Çok sadece "Lider" atışması yapıldı.
Ufak bir kıvılcım son derece tehlikeli bir sonuç doğurabilirdi.
İyi de ne olacak şimdi?
Ne zamana kadar böyle devam edecek?
Her şeyi hallettik, dört dörtlük bir kulüp olduk da bir tek bu sorun mu kaldı?
Net konuşmak istiyorum, Düzce maçından sonra kimle sohbet ettiysem dedikleri tek şey "Maça gittiğimde ya kavga çıkarsa, ya yine kan dökülürse" cümlesiydi. (ALLAH (cc) korusun)
Kupadan elenmek, hatta etkisiz, pozisyonsuz bir şekilde veda etmek zerre kadar üzmedi.
Bir biri ile arkadaş, yıllarca muhabbet eden, daha da önemlisi İzmit Çocuğu'nun birine anlamsız bakışlarıdır can sıkan konu.
Çekilen çileli yılların karşılığında bunları görmememiz gerekiyordu...
Ne yazık ki gördük...
Eminim ki, bugünkü sahneye şahit olanlar "Vay beee, bunu da gördük he" demiştir..
İnşallah kimsenin kılına bile zarar gelmeden her şey yoluna girer...
