Yok böyle bir hayat hikayesi! YALÇIN KILDIRAN!
Santrafor olarak başladığı futbola, sol bekte veda eden Yalçın Kıldıran’ın hayatı maceralarla dolu. Fırtınalı bir futbol geçmişi olan, kariyerinde bir birinden ilginç hatıralar barındıran Kıldıran, Kütahya'daki futbol hayatını, Kocaelispor’a geliş sürecini, Yeşil Siyahlı kulübün yanı sıra farklı kulüplerde başından geçen en ilginç olaylar ile geçirdiği talihsiz kazayı tüm samimiyeti ile Spor41'e anlattı.... Okurken kimi zaman üzüleceğiniz, kimi zaman güleceğiniz, kimi zaman da düşüneceğiz Yalçın Kıldıran'ın röportajı sizlerle!
1969 Kütahya Tavşanlı doğumlu.
Emine ve Emin Kıldıran’ın iki oğlundan biri.
Diğer kardeşleri Yasemin ve Mustafa…
Aynı mahallede büyüdüğü, her şeyini paylaştığı, kader arkadaşı Neşe Hanım ile 27 yıldır evli.
Maslak Acıbadem Hastanesi’nde Acil Servis hemşiresi olarak çalışan, İzmit’in çocuğu Dilara’nın babası.
1989’dan bugüne kadar İzmit’te yaşıyor…
Kocaelispor ile bir birinden farklı 3 farklı macera yaşadı.
Milli formayı giydi.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin gözdesiydi.
Aktif futbol hayatını İzmitspor’da tamamladı.
O’nun hikayesi değil kitap, cilt cilt ansiklopedi olur.
Yalçın Kıldıran…
Yaşadığı her şeyi Spor41 ile paylaştı.
Okurken “Yok böyle bir hikaye” diyeceksiniz!
İşte müthiş solak Yalçın Kıldıran…
BİZ KÜÇÜKKEN BABAM ALMANYA’YA GİTTİ
Bir döneme damga vuran futbolcu Yalçın Kıldıran, babasının Almanya'ya kendisi çok küçükken gittiğini belirtti ve şunları söyledi: Babam Emin Kıldıran Kütahya Tavşanlı’ya bağlı Gölcük köyünde doğdu. Sağlık memuruydu. Ben çok küçükken tek başına Almanya’ya işçi olarak gitti. Bizi götürmedi. Babamın Almanya’da oturduğu ev Bayern Münih’in antrenmanlarını yaptığı tesise çok yakındı. O da futbola ilgi duyduğu için Bayern’in antrenmanlarını izlerdi. 80’li yıllarda meşhur Poul Breitner ile tanıştı. Hatta İstanbul’a gelen Breitner babamla görüşmek bile istemişti. Babam Türkiye’ye izin için geldiği zaman getirdiği hediyeleri kardeşlerimle birlikte almak için sıraya girerdik.
Yalçın Kıldıran'ın babası Emin Kıldıran

ALDIĞIM EN GÜZEL HEDİYE
13 yaşımdayım. Babam bavulun köşesindeki torbada yer alan hediye için “Yalçın bu senin” dedi. “Ne var içinde baba” dedim. “Aç bakayım” dedi. Kutudan krampon çıktı. Çok şekilli bir şey… 1982 yılında İspanya’da Dünya Kupası düzenlendi. Almanya finalde İtalya’ya Rossi, Tardelli ve Altobelli’nin golleri ile 3-1 yenildi. Almanların tek golünü Breitner attı. Babamın getirdiği krampon Alman futbolcuların giydiklerinin aynısıydı. Benim için inanılmaz bir hediyeydi. Türkiye’de birkaç üst düzey futbolcuda vardı. Birisi de bendeydi…
MOYMULSPOR İLK KEZ ŞAMPİYON OLDU
Futbola Tavşanlı’ya bağlı Moymulspor’da başladım. Moymul “Suyu bol” demekmiş. Bölgenin en iyi takımlarından birisiydi. Moymulspor Besiktaş'ın resmi küçük kardeşidir. Hemen hemen her yıl Besiktas'ın başkanı veya bir yoneticisi kulübumü ziyaret eder. Bu gelenek haline gelmiştir. 2 yıl önce de BAL’daydı. Moymulspor’un genç takımda oynuyorum. 1953 yılında kurulan kulüp kuruluşundan beri hiç şampiyon olmamıştı. 13 yaşımda gol kralı oldum ve Moymulspor da ilk şampiyonluğunu yaşadı. İkinci yılda da yine şampiyon olduk ve ben yine gol kralı oldum.
Moymulspor Genç Takımı... Yalçın Kıldıran oturanlarda soldan dördüncü

MOYMULSPOR CEMİL SARIFEDAİ'Yİ UNUTMAYACAK!
15 yaşımdayım. A takımın İnegölspor ile açılış maçı vardı. Dönemin efsane başkanı, bir stada adı verilerek ölümsüzleştirilen Cemil Sarıfedai beni kulüpte gördü ve “Burada ne işin var” dedi. “Oturuyorum” dedim. Cemil başkan “Bugün oynayacaksın. Sana söylemediler mi? Çabuk ayakkabılarını al gel” dedi. Hemen kramponlarımı alıp kulübe geldim. İnegölspor 2. Lig’de oynuyor. Çok iyi bir kadrosu var. Nafiler, Fenerbahçe’ye giden kaleci Canlar oynuyor. Biz ise 1. amatördeyiz. Maça 11’de başladım. 80. dakikalar… 2-0 mağlubuz. Babamın Almanya’dan getirdiği Adidas kramponlar ayağımda. Kaleci Can’ın önde kaldığını gördüm ve yaklaşık 40-45 metreden topu kaleye gönderdim. Can geri geri koştu ama top 90’dan ağlara gitti. 15 yaşımda attığım o gol hayatımı değiştiren gol oldu.
Moymulspor'un efsane, adı stada verilerek ölümsüzleştirilen başkanı Cemil Sarıfedai

ANNEM GÖNDERMEDİ
Maçtan sonra Cemil başkan kulübe çağırdı. Ofiste birileri oturuyor. İnegölspor’un başkanı ve yöneticileriymiş. Bana “Seni almaya geldik. İnegölspor’da oynayacaksın. Okulunu, konaklamanı da sağlayacağız” dediler ve iyi de para teklif ettiler. Çok mutlu oldum. Ama annem ve kardeşlerim yalnız kalacaktı. Annemden izin çıkmadı.
Yalçın Kıldıran'ın annesi Emine Kıldıran

A TAKIM SEVİYESİNDE İLK ŞAMPİYONLUK
Cemil başkan görevi bıraktı, yerine muhtarımız merhum Ali Sönmez başkan oldu. A Takım ilk 4 maçında şampiyonluğa oynayacağını belli etmişti. Ali Başkan “İyi bir santrafor bulursak şampiyon oluruz” demiş. Takım kaptanı, çok sevdiğim, bende çok ayrı bir yeri olan rahmetli Saim Kaynak abim Ali Başkan’a “Neden forvet arıyorsun ki başkanım. Genç takımdan Yalçın’ı A takıma çıkar, olsun bitsin” demiş. Saim kaptanın da önerisi ile beni A takıma çağırdılar. İlk 4 maçta oynamama rağmen takım şampiyon, ben de gol kralı oldum. Bu şampiyonluk Moymulspor tarihindeki ilk A takım şampiyonluğuydu.
İLK A DİPLOMALI HOCAYI GETİRDİLER
O yıl bölgemizin tek profesyonel takımı Tavşanlı Linyitspor ile anlaştım. 1986’daki o sezonun ilk devresi, çok sevdiğim, bana çok şey katan hocam Hikmet Demirbilek’in kadrosunda yer bulamadım. Hikmet hoca devre arası ayrılınca benim de şansım döndü. Takıma Eskişehirli, Türkiye’nin ilk A diplomalı teknik adamlarından Fahri Adanır hoca oldu. Fahri hoca bana -Seni takip ettim. Şans vereceğim. Bu şansı iyi değerlendir. - dedi.
TAVŞANLI LİNYİTSPOR’UN VİZYONU ÇOK GENİŞTİ
Tavşanlı Linyit ile Akçay’da devre arası kampındayız. Hazırlık maçında karşımda, hayran olduğum rahmetli Erdoğan Arıca var. O maçı 2-0 kazandık ve 2 golü de ben attım. İkinci yarıda tüm maçlarda oynadım ve 7 gol attım. Tavşanlı Linyit’teki ikinci yılımda Altay’ın efsane kaptanlarından Zinnur Sarı hocamız oldu. O da benimle çok ilgilendi. 17 yaşımdaydım ve o sezon 16 gol ile gol krallığında ikinci oldum.
Tavşanlı Linyitspor... Yalçın Kıldıran oturanlarda soldan üçüncü

SELÇUK YULA BAŞIMI OKŞADI
Tavşanlı Linyit’teki üçüncü yılım harika geçti. Türkiye kupasında çeyrek finale kadar çıkan tek 3. Lig takımıydık. Çeyrek finaldeki rakibimiz yıldızlar topluluğu Sarıyer’di. Kadrolarında kaleci Yaşar, Selçuk Yula, Erdal Keser ve Sercan gibi isimler var. Sarıyer ile Tavşanlı’da 0-0 berabere kaldık. İstanbul’da 1-0 yenildik ve elendik. Maçtan sonra Yaşar ve Selçuk Yula yanıma geldi. Selçuk Yula başımı okşadı ve “Yalçın yaşın kaç” dedi “17” dedim. Seni takip edeceğim. İyi bir futbolcusun. 1. Lig’de buluşalım” dedi. Beni ileriki yıllar için motive eden müthiş sözlerdi.
Selçuk Yula... Sarıyer forması ile

ÜMİT MİLLİ TAKIM SEÇMELERİNE GİTTİK
O sezon Zinnur Sarı hoca bana “Ankara’ya, Ümit Milli takım seçmelerine gidiyorsun” dedi. Türkiye’nin her yerinden kulüpler en iyi futbolcularını bu seçmelere gönderdi. 180’den fazla aday vardı. Aralarında çok önemli İsimler de vardı. Kendi aramızda maç yaptırdılar. İlk maçımızı 4-0 kazandık ve 4 golü de ben attım. İkinci maç 6-3 bitti, 5’ini ben attım. Son maça A Milli takım hocası Tınaz Tırpan gelecek dediler. Tabii ki heyecan tavanda.
180 ADAYDAN DAVET ALAN TEK 3. LİG FUTBOLCUSU OLDUM
Tınaz hoca geldi. Maç öncesi “3. Lig’de gol krallığına oynayan Yalçın kim?” diye sormuş. Beni göstermişler. Tınaz hocanın izlediği maçın ikinci yarısı yeni başladı. Bursaspor’da oynayan Tunahan sağdan orta yaptı. Futbol hayatında ilk ve son defa yapabildiğim bir hareket sonrasında asist yaptım. Aynı hareketi bir daha yap deseler yapamam. O anda tribünden 3 defa düdük sesi geldi. Tınaz hoca o hareketimden sonra maçı bitirdi. 1 hafta sona mektup geldi. Milli takıma davet edilmişim. Çoğu yıldız adayı 180 kişi içinden Milli takım daveti alan tek 3. Lig futbolcusuydum.
İZMİR EFES OTEL’DE KAYBOLDUM
Yıl 1988… Ümit Milli takım ile İzmir Efes Otel’indeyiz. Hayatımda ilk kez 5 yıldızlı bir otel gördüm. O kadar büyüktü ki otelin içinde kayboldum. Televizyondan izlediğim Trabzonsporlu stoper Aykut merdivenlerde oturuyordu. Aykut’a oda numarasını gösterdim ve odanın nerede olduğunu sordum. Küçümseyerek baktı ve odanın yolunu tarif etti. Tabi o 1. Lig, ben 3. Lig futbolcusuydum! O Aykut, Vanspor’da oynarken, Beşiktaşlı Sergen’in serbest vuruşunda topu eli ile kesen futbolcu. Odama giderken Behzat Çınar ve Aydoğan Algun hocalar gördü. “Sen daha odana gitmedin mi?” dediler. “Kayboldum” diyemedim. Odamı buldum. Oda arkadaşım Turan Sofuoğlu’ydu.
RAKİP İTALYA’YDI
İzmir Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki Milli maçta rakibimiz İtalya’ydı. 2-2 biten maçın ikinci yarısında oyuna girdim. İkinci rakibimiz ise Yunanistan’dı. Atina’daki maçı 1-0 kaybettik, o maçta oynamadım. A takım da Yunanistan ile oynadı. O maçı Rıdvan abinin golü ile kazanmıştık. Yunanistan’daki maç öncesinde kampta ilginç bir anım var. Tınaz Tırpan hoca hem A takım hem de Ümit takım ile toplantı yaptı. Toplantı bitti ve sohbete geçildi.
TOPLANTI NO, NO!
Kapı çaldı. Kapıya yakındım. Tınaz hoca “Yalçın sen bak” dedi. Kapıyı açtım bir baktım afet bir kız. Sapsarı saçlar. Masmavi gözler. Yabancıydı. İsmini veremeyeceğim bir futbolcuyu görmek istediğini söyledi. Kapıdaki kadına “Toplantı, no no” dedim. Tınaz hoca “Kimmiş” dedi. “Bir kadın geldi, x futbolcuyu görmek istiyor” dedim. Tınaz hoca “Tamam gelsin” dedi ve kadın o futbolcunun yanına oturdu, futbolcudan imzalı fotoğraf istedi. Acayip şaşırmıştık.
BENİM ODAMIN NUMARASINI VERMİŞ
Gece telefonum çaldı. Aynı kadın çıktı. O futbolcu ile konuşmak istiyor. “Yanlış… No no” dedim. İnanmadı. Benimle kavga etti. Meğerse o futbolcu, kadının kendisini rahatsız etmemesi için benim odanın telefon numarasını vermiş! Kadın beni sabaha kadar rahatsız etti! Maçları oynadık. Dönüş öncesi. Otobüste o futbolcuya “Eyvah yine o kadın yine geliyor” dedik. “O futbolcu iki koltuğun arasına yattı. “Ben yokum” dedi. Ama biz o futbolcuya şaka yapmıştık.
ALMANLARA İKİ GOL ATTIM
Aynı sezon kötü bir olay yaşandı. Samsunspor çok kötü bir kaza yaptı. Otobüsleri uçuruma yuvarlandı. Teknik Direktör Nuri Asan ile birlikte kimi futbolcular ve otobüs şoförü öldü. Kaza haberini antrenmanda öğrendik. Bizi çok derinden üzen bir olaydı. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Türkiye ve Alman federasyonları, Samsunspor’un yararına dostluk maçı organize etti. Türkiye ve Alman federasyon karmaları mücadele edecekti. 3. Lig’den Milli takım kadrosunda bir tek ben vardım. Almanya’yı 2-0 yendik. Çok iyi oynadığım o maçta 2 golü de ben attım. Almanlar, onları yeniyoruz diye çok sinirlendi. Sağ bekleri bir pozisyonda belime çift kaldı. Nefessiz kaldım ve yerden kalkamadım. Tüm arkadaşlarım o Alman futbolcuya saldırdı. Futbolcuyu Yugoslav hakem kurtardı.
BEN ATTIKÇA SANTRADAN YEDİK!
Gelelim Tavşanlı Linyit’e. O sezonun son maçı. Tekirdağ Malkara’dayız. Beşiktaş’tan çok ünlü biri, merhum Gündüz Tekin Onay beni izlemeye geldi… Çok ilginç bir maçtı. Ben gol attım, santrasında yedik. Yine attım, ama yine santradan yedik. Maç 2-2 bitti bitiyordu. Ceza sahasındayım, kenardan gelen topu bekletmeden kaleye gönderdim. Gol oldu ve 3-2 öne geçtik. Golün santrası olmadı. İyi ki de olmadı. Yoksa 3-3 bitecekti! O yıl Tavşanlı Linyit’te 26 gol attım ve profesyonel ligdeki ilk gol krallığımı elde ettim.
YALÇIN HEMEN GEL… BURALAR KARIŞTI!
Gol krallığı ve Milli takımda oynamam önümü iyice açtı. Birçok 1. Lig takımı benimle anlaşmak istiyordu. Altay ile görüştüm. Çok iyi bir para teklif ettiler. Prensipte anlaştık. Ortada imza falan yoktu. 2-3 gün sonra gece 12’de evin telefonu çaldı. Arayan Cemil başkandı. “Yalçın çabuk mağazaya gel. Kocaelispor geldi. Buralar çok karışık” dedi. Apar topar babamla birlikte evden çıktım ve meydana geldim. Bir de ne göreyim, ortalık ana baba günü!
Moymulspor'un unutulmaz başkanı Cemil Sarıfedai (solda) Yalçın Kıldıran'ın Kocaelispor'a transfer olduğu günün şahitlerindendi.

KOCAELİSPOR GELDİ, KOCAELİSPOR GELDİ!
Kocaelisporlu yöneticiler, Eskişehir’deki genç takımlar Türkiye şampiyonasına kulüp otobüsü ile gelmiş. Tavşanlı’ya da otobüsle geldiler. Tabi otobüsü görenler “Kocaelispor geldi, Kocaelispor geldi” diyerek bir birine haber vermiş. Halk da toplanmış haliyle. Cemil başkan ve Kocaelisporlu yöneticiler ile meydanda buluştuktan sonra spor mağazamıza geçtik. Önce bir selamlaştık. Ardından Kocaelisporlu yöneticilerden sevgili Metin Uçar abi söze girdi ve “Yalçın… Seni almaya geldik” dedi.
Kocaelispor'un eski yöneticilerinden Metin Uçar
CAMIN ARKASINDAN CANLI YAYIN
Transfer görüşmesi yapılıyordu. Daha ilginç olan, halk, mağaza camının arkasında birikmiş, tüm olup biteni maç izler gibi meraklı bir şekilde izliyordu. Babama “Altay ile de görüştük baba. Olmaz” dedim. Babam “Madem öyle, çok para isteyelim. Bu iş olmasın” dedi. Metin Uçar abi bir süre sonra “Ne kadar istiyorsun Yalçın” dedi. “150 milyon istiyorum” dedim. O dönemin 1. Lig yani Süper Lig futbolcuları alıyor o paraları. Ben ise 3. Lig futbolcusuyum. Kabul etmeyeceklerini düşündüm. Ama Metin abi hiç ikiletmeden “Tamam Yalçın… Oldu bu iş… Hayırlı olsun. Sana bir de Doğan araba” dedi. Şaşkına döndüm, kilitlendim… El sıkışıp gittiler.
ÇOK DEĞİŞİK BİR HEYECAN VE MUTLULUK
2-3 gün sonra sabaha karşı İzmit’e geldim. Peşinatımla birlikte Doğan marka arabamı aldım. Artık hayalimdeki takımlardan Kocaelispor’daydım… Şehri tanımak için birkaç gün İzmit’te kaldım ve Tavşanlı’ya döndüm. Çok geçmeden Cemil başkan aradı, ofise gelmem gerektiğini söyledi. Ofisin önünde sıfır kilometre Ford Taunus var. O dönemin Mercedes’i… Ofise girdim, yine yabancı birileri var. Konyaspor’dan gelmişler. Konyaspor o zaman 1. Lig yani Süper Lig’de. Transfer görüşmesi yapacağımı anladım. Kararlıydım. Ne derse desinler kabul etmeyecektim.
Ve Yalçın Kıldıran Kocaelispor'da!

KONYASPOR’UN ASTRANOMİK TEKLİFİNİ REDDETTİM
İnanılmaz bir para teklif ettiler. Aynı hatayı ikinci kez yapamazdım. “Kocaelispor’a söz verdim. Bir yere gidemem” diyerek astronomik teklifi reddettim. Çünkü İzmit’te beni öyle karşıladılar ki kendimi dünyaca ünlü futbolcu sandım. Kısacası onların samimiyetine çok inandım. O gün Kocaeli Gazetesi “Türkiye’nin Maradonası’nı aldık” diye haber yapmıştı.
BATURMAN’IN YANINDA OĞUZ’UN ESAMİSİ BİLE OKUNMAZ
19 yaşımdayım. Kocaelispor ile kampayız. Hocamız Özcan Arkoç. Baturman abi var, Orhan abi var, Osman abi var, Melih abi var, Sefer Yılmaz var... Baturman abi öyle bir futbolcuydu ki, o dönem merkezde Oğuz mu meşhur? O da dahil Bülent abinin yanından kimsenin geçme şansı yoktu. Kamptayız. Çok formdayım. Dünya’nın golünü atıyorum. Beni çok isteyen Konya ile hazırlık maçı yapıyoruz... 4-3-3 şeklinde dizildik. Öndeki 3’lünün solundayım. Takım olarak müthiş oynuyoruz. Süper Lig’deki Konya 3 tane sağ bek değiştirdi. Maçı 2-1 kaybettik. Maçtan Konyalılarla göz göze geldim. Bana içli içli bakıyorlardı. İçlerinden birisi "Seni bir şekilde alacağız Yalçın" dedi.
Kıldıran, Bülent Baturman'ın (Ayakta soldan ikinci) müthiş bir futbolcu olduğunu belirtti.
Kadro: (1989-1990) - Ayaktakiler - Soldan sağa - Kaleci Aydın Artanlar, Bülent Baturman, Osman Karakaya, Yalçın Kıldıran, Alaattin, Osman Çakır
Oturanlar - Rafi, Sefer Yılmaz, Bülent Uygun, Olcay Danacı, Ayhan

TARAFTARLAR BANA SALDIRDI
89-90 sezonu... Lig başladı. Baturman abi sakat, Orhan abi sakat, Bulgar forvet Rafi sakat. Rezil bir yıl geçirdik. Küme düşmeyi son maçta kurtardık. Allah’tan Bartın son maçlarında puan kaybetti. Biz de son maçlarımızı kazandık... Yoksa bildiğiniz 3. Lig’deydik! Benim için de çok kötü bir sezondu. Maçlarda yuhalanıyordum. İzmit merkezde, Fevziye Camii’nin yanında 3 katlı ahşaptan bir kulüp binamız vardı. Taraftarların saldırısına uğradık. Asıl hedefleri bendim. Beni linç edilmekten Hüsnü Dindar (Motor Hüsnü) kurtarmıştı! 1 hafta kendimize gelemedik. O saldıranlardan Allah razı olsun. Bizi kendimize getirirken beni de “Futbolcu” yaptı. Ardından bana saldıranlarla abi kardeş olduk.
Ligde kalan Kocaelispor, olaylı Kartalspor maçının ardından sevinemedi

GOL ATTIĞIM MAÇTAN SONRA KAÇMAYI DÜŞÜNDÜM
O sezon Karabük ile oynuyoruz. Maç öncesi bana büyük tepki var. 2-0 öndeyiz. Bana tepki devam ediyor. Daha çocuğum. Korkuyorum. “Yeter artık” dedim. Maçın 70. dakikaları. Kaleci Sedat’tan topu aldım. Tüm rakibi çalımladım. Gol çizgisi üzerinde topa bastım. Tribünlerde sessizlik oluştu. Etrafımı süzdüm ve golü attım. Maçtan sonra çantamı toplayıp kaçmayı düşündüm. Orhan Görsen abiye “Abi… Futbol unuttum. Oynayamıyorum. Gidiyorum ben” dedim. Orhan kaptan “Bırakamazsın. Sen Yalçın’sın!” dedi. Şener Dal hocam da engel oldu ve “Kaçarak savaş kazanılmaz evlat” dedi. Kaldım.
TARAFTAR, TELLERLE BİRLİKTE ÜZERİME DÜŞTÜ
Aynı sezon Bakırköyspor ile oynuyoruz. Bakırköy’ün efsane olduğu zamanlar. O sezon açık ara şampiyon olmuşlardı zaten. İkinci yarıda oyuna girdim. Bakırköy gol attı. Kendime kızdım. -Uğursuzluk bende. Ama bu maçı çevireceğim” dedim. 40 metreden topu 90’a attım. 1-1 oldu. Birkaç dakika sonra sağdan Bülent (Uygun) topu ortaladı. Yay üzerinden topa kafa ile vurdum. Yükselen o top gol oldu ve 2-1 öne geçtik. O kadar çok sevindim ki taraftarlara koştum. Taraftarlar da o sevinç ile tellere yüklendi ve telleri yıkarak üzerime düştü. Oradan zor çıktım. Açıkçası nasıl çıktığımı da hatırlamıyorum.
O GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜMDÜ
Maçın son bölümleri. Hakem 5 metre ofsayttan golü yedirdi ve maç 2-2 bitti. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Karma karışık duygular içindeydim. O an Orhan abi koluma girdi ve “Yalçın… Bugün senin doğum günün” dedi. Evet… O gün benim doğum günümdü! Son maçta İzmit’te Kartalspor ile oynadık. Maçta olaylar çıktı. O maçta 0-0 kaldık kümede kaldık. 1 önceki haftada da Kasımpaşa’yı 1-0 yendik. Golü uzatmalarda Alaattin atmıştı. Orada da ciddi sıkıntılar çıkmıştı. Gerçekten zor günlerdi.
O PARALARI PAVYONDA YE DİYE Mİ ALDIN!
Kötü bir sezon geçirmiştim. Moralim çok bozuktu. O kadar dalgınım ki Kocaelispor’un bana verdiği Doğan SLX ile Tavşanlı’da trafik kazası da yaptım. Önemli bir şeyim yoktu. 2 gün sonra Kocaeli’ye döndüm. Takım arkadaşlarım “Yalçın… Sen yokken senin için bir yazı çıktı. İyi bir yazı değil” dediler. Ne yazısı olduğunu sordum. “Sen oku” diyerek gazeteyi önüme attılar. Yazının başlığı “Sen… Yalçın denen futbolcu müsveddesi!” şeklindeydi. Hayatımda bu kadar hakaret ve iftiraya maruz kalmamıştım. Benim geceleri pavyona gittiğimi, paraları pavyonda yediğim bile yazılıydı!” Daha 20 yaşımdaydım. Beynimden vurulmuşa döndüm. Futbolumu eleştirebilirlerdi ama iftira atamazlardı. Tavşanlı’daki takım arkadaşım oradaki rezilliği görmem için beni götürdü. Hayatımda bir kez Tavşanlı’da pavyona gittim. İyi ki de gitmişim, iyi ki de oraları görmüşüm. Bir daha da yolundan bile geçmedim.
TÜRK FUTBOLU BÜYÜK BİR YETENEĞİNİ KAYBETTİ
Dizinden sakatlanan Bülent Baturman abi futbolu bıraktı. Türk futbolu çok çok önemli bir yeteneğini genç yaşta kaybetti. Çünkü Baturman abiyi izlemek büyük bir keyifti. Sağa bakıp “Yalçın” diye bağırıp sola 50-60 metre nokta pasları ondan alıyordum. Ertesi sezon, benim için çok büyük bir teknik adam olan Adnan Dinçer hoca takımın başına geldi. Beni çağırdı. “Yalçın… Kötü bir sezon geçirdin. Yeteneğinin farkındayım. Sen bize lazımsın” dedi. Buna benzer şeyleri Bülent’e de söyledi ve Adnan hoca “Size tepkiler çok fazla. İlk haftalarda sizi oynatmayacağım ama bir şekilde o şansı benden alacaksınız. Rahat olun” dedi.
Bülent Baturman

ORHAN GÖRSEN HAYATIMIN MİHENK TAŞLARINDAN
İsmetpaşa’dayız. Fotoğraf çekimi var. Benim ile ilgili yazıyı yazan merhum gazeteci abimizi gördüm. O’na öfkem dinmemişti. Her şeyi göze aldım. Tabii ki gençliğin tecrübesizliği de vardı. Üzerine doğru yürürken o an omzuma bir el dokundu. O elin sahibi Orhan Görsen’di. Beni tuttu. “Yalçın… Böyle cevap verilmez. Cevabını sahada vereceksin. Onlar da seni yazacak” dedi. Durdum ve kendime geldim ve “Ne yapıyorsun sen Yalçın!” dedim. Beni olası bir skandaldan kurtaran Orhan abiden Allah bin kat razı olsun. O kadar kritik anlarda karşıma çıktı ki… O hayatımın mihenk taşlarındandır…
Kocaelispor'un eski başkan ve futbolcularından Orhan Görsen

CEVABIMI SAHADA VERDİM
Konyaspor bir kez daha benim için geldi. Çok çok iyi bir teklif artı 4 de futbolcu teklif ettiler. Bu futbolcuların içinde Sakaryalı ünlü futbolcu Tuna da vardı. Başkanımız ve manevi babam İsmet Kaya kötü bir sezon geçirsem de beni bırakmadı. 1990-91 sezonu. Yanımda Yaşar abi var. (Altıntaş) O da çok büyük bir yetenekti. Aklıma gelmiyor. Bir deplasmandayız. Maç öncesi Adnan hoca ben ile Bülent’i çağırıp “Çocuklar… 11’desiniz. Her şey sizin ayaklarınızda” dedi. İkimiz de çok iyi bir maç çıkardık ve o maçı attığım golle 1-0 kazandık. Attığım bazı goller sisteme yanlış girildi. Zeytinburnu’ya attığım gol de görülmüyor. Neyse… O sezon şampiyonluğu Samsun’a bıraktık. Çok çekişmeli bir sezondu. Beni eleştiren merhum gazeteci bu kez benim için –İmparator- -Takımın lokomotifi- yazdı. Orhan abi o yazılardan sonra “Bak Yalçın… Cevabını verdin” dedi. Orhan abiye nasıl sarıldığımı anlatamam.

MEHMET SADIK EFE!
Sonraki yıl Sefa Sirmen başkan oldu ve takımın başına Güvenç Kurtar geçti. O zamanlar sözleşmeler 2’şer yıllıktı. Kontratım bitmişti. Kocaelispor’un tarihine adı altın harflerle yazılması gereken yöneticilerden Mehmet Sadık Efe beni otele çağırdı ve “Seni bırakmak istemiyoruz” dedi. Sen kalmak ister misin? dedi” Benim yerimde kim olsa gitmeyi düşünürdü. Ama ben “İsterim” dedim. Mehmet abi “Peki Yalçın… Aynı paraya kalır mısın” dedi “Kalırım” dedim ve Kocaelispor’a 2 yıl önce geldiğim paraya imzamı attım. Rahmetli Mehmet abiden çekimi aldım, yürümeye koyuldum. Mehmet Sadık Efe “Nereye gidiyorsun Yalçın. Önceki kontratından kalan alacağın vardı. Onu almayacak mısın?” diye sordu. Ne yalan diyeyim söylemeye çekiniyordum. Cevap veremedim. Mehmet Sadık Efe kalan alacağımı da yine çek olarak verdi. O an “Allah’ım sana şükürler olsun. Çok doğru bir kulüpteyim” dedim.
Kıldıran, Mehmet Sadık Efe için "Kocaelispor tarihinin unutulmaması, adı altın harflerle yazılması gereken yöneticilerinden" dedi. Efe, 29 Kasım 2003'te, henüz 57 yaşında hayata veda etti.

MÜTHİŞ BİR SEZONDU
1991-92 sezonu… Güvenç Kurtar takımın başına geçti. O güne kadar forvet ve sol açık oynamıştım ama Güvenç hoca beni sol bek oynattı. Buna rağmen goller attım, asistler yaptım. Açık ara fark ile şampiyon olarak 1. Lig’e çıktık. Tek yenilgimizi tek kale oynadığımız Ordu karşısında 1-0’lık skorla aldık. 1992-93 sezonu ben çok üzmüştü. Takım şampiyonluk havasına girdi. Bülent ile beni çok istediler. Özellikle Bülent’in kafası karışıktı. Şampiyonluk avuçlarımızın içinden uçup gitti. Tarih yazabilirdik!
Bir Kocaelispor taraftarı Yalçın Kıldıran'a bu tabloyu hediye etti. 1991-1992 sezonu şampiyonluk turu

GALATASARAY İSTİYORDU
Aynı sezonun sonları. Profesyonel Futbolcular Derneği’nin gecesi için İstanbul Swiss Otel’e geldik. Bülent’in babası yanıma geldi “Biz Galatasaray ile anlaştık. Seni de alacaklar” dedi. Ardından Adnan Sezgin geldi. “Yalçın… Adnan Polat seninle görüşmek istiyor” dedi. “Bakarız” dedim ama gitmedim. Tuvalete giderken Adnan Sezgin koştu. “Neden gelmiyorsun?” diye sordu. Bu şekilde gelmek istemem. Hem daha sezon bitmedi. Karşıyaka ile maçımız var. O maçı oynamadan olmaz” dedim.

10 METRELİK LİMUZİNE BİNMEDİM
Galatasaray’ın kongre üyesi, kola bayisi Şener Kaya diye birisi vardı. Sonra Amerika’ya gitmişti. Karşıyaka maçından sonra beyaz renkli 10 metrelik bir limuzin göndermiş. O arabaya binmedim ama Adnan Polat ile görüştüm. Beni transfer etmek istediklerini söyledi. Kafam allak bullak oldu. Salı günü Murat Ünlü’nün sunduğu Star TV’deki spor programının canlı yayın konuklarından birisiydim. Diğer konuklar Ali Şen ve Ömer Üründül’dü.

ALİ ŞEN: YALÇIN BENİMDİR… KİMSEYE VERMİYORSUN
Programdan önce makyaj odasında Ömer Üründül ile sohbet ettim. Ali Şen içeri girdi. O zaman başkan değildi ama adaydı. Bana “Yalçın… Senin için iyi şeyler duymuyorum. Galatasaray falan filan diyorlar... Olmaz öyle bir şey!” dedi. Yanımda Sefa Sirmen’i telefonla aradı. “Yalçın benimdir. Kimseye vermiyorsun” dedi. Kocaelispor ile anlaştım. Ancak şöyle bir madde vardı. Ali Şen başkan olursa Kocaelispor beni Fenerbahçe’ye gönderecekti. Diğer türlü takımda devam edecektim. Ali Şen seçimi kaybetti ve Güven Sazak başkan oldu. Ben de Kocaelispor’da kaldım. İyi ki de öyle oldu.
Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen

ÇENEM KİLİTLENDİ
93-94 sezonunda çok ciddi bir sakatlık geçirdim. Bursa maçında kaleci Nevzat kendisine doğru gelen topa dizleri ile yükseldi. Ben de topa bakarak koşuyordum. Nevzat ile çarpıştık ve Nevzat’ın dizi kaburgama girdi. Bir anda elektrikler kesildi. Ters düştüm. O sırada dilim boğazıma kaçtı. Herkes panikle saha içindeydi ve hakem, millet sahaya daldıktan sonra oyunu durdurdu! Saffet beni kavradı ve yan çevirdi. Çenem kilitlendi. Açmaya çalıştılar. Şansıma tribünde bir doktor varmış ve sahaya daldı. Çenemi açtı ama bir süre sonra ikinci kez kilitlendi.
HASTANEDEN ÇIKARSAN ÖLÜRSÜN!
Yarı uyanık yarı baygındım… Şuurum bir gidip bir geliyordu. Güvenç hocaya boş boş bakıyorum. Güvenç hoca korkmayayım diye ambulansa giderken bana “İyisin Yalçın. Birazdan seni oyuna alacağım” dedi. Yöneticilerden İshak Kolaylı ile birlikte ambülans ile hastaneye gittim. Ambulansın sireni bozuk olduğu için çalmadı. Bu yüzden İsmet abi ambulansı tekmeledi. Hastanede kendime geldim. Doğrulmak istedim ve “Buradan çıkmak istiyorum” dedim. Doktor izin vermedi. Bana “Hastaneden çıkarsan ölürsün” dedi.
FELÇ OLDU GALİBA!
İlk önce başımda hasar olup olmadığına baktılar. Bilincim açıktı ama vücudumu hareket ettiremiyordum. Hemşire panikle “Doktor bey, doktor bey. Futbolcu çocuk felç oldu galiba” diye bağırdı. Hemen röntgene gittik. Doktor şok oldu. “Evladım sen trafik kazası mı geçirdin?” diye sordu. Çok ağrım vardı. Konuşurken dişlerim dilimi kesiyordu. Güçlükle “Hayır doktor bey. Maçta çarpıştık. Ne oldu bana?” dedim. Öğrendim ki 3 kaburgam kırılmış, dişlerim kırılmış ve omzum da çıkmıştı. Çok kötü bir sakatlıktı. Aylarca top oynayamadım.
LIZBON MAÇINDA OYNAMAYI ÇOK İSTİYORDUM
İyileştim ve takımla birlikte antrenmanlara başladım. Avrupa maçı oynuyoruz. Rakibimiz Sporting Lizbon. İzmit’te dünyaları kaçırmıştık ve ilk maç 0-0 bitmişti. Lizbon’daki maçta oynamayı çok istiyordum. Ter antrenmanında çok iyiydim. Güvenç hoca “Seni iyi gördüm Yalçın. Oynatayım mı?” dedi. “Çok isterim hocam” dedim. Antrenmanda o kadar ikili mücadeleye girdim, o kadar koştum, hiçbir şey yoktu. Ancak birisinin parmağı kaburgamın sakat yerine denk geldi. Nefessiz kaldım, doğrulamadım. Ne yazık ki o maçta oynayamadım!
BOBBY ROBSON BENİ ŞOK ETTİ
Maçtan bir gün önce hocalar basın toplantısı düzenliyor. Sporting’in başında Bobby Robson var. Toplantıda sürekli “Yalkin Yalkin” diyor. Tercüman “Yalçın… Adam senden bahsediyor” dedi. “Nasıl yani?” dedim. Benim antrenmanda sakatlandığımı öğrenmiş. Toplantının bir bölümünde üzüntülerini dile getirmiş. “Yalçın’ın sakatlığına üzüldük. Bu durum bizim için avantaj olabilir” demiş. Şok oldum! Ne yazık ki maçı kaybettik ve elendik.
Sir Bobby Robson

ALMAN HOCALARLA HİÇ GEÇİNEMEDİM
Güvenç hoca gitti ve yerine Alman Saftig geldi. Onunla birlikte kötü günler de başladı. Açıkçası Alman hocalardan çok çektim… Arabamı satmıştım. Değirmendere’yim… Darıca Bayramoğlu’na kampa gidecektik. Bir gün önce Turan’a telefon ettim ve “İzmit’e geçerken beni de götür müsün?” dedim. Turan “Tamam… 9’a 10 varken yola çık. 9 gibi alırım seni” dedi. Ertesi gün saat 9 oldu Turan yok… 9.15 oldu Turan yine yok.
BENİ İLGİLENDİRMEZ
Eve koştum. Turan’ı aradım. Telefonu eşi açtı. “Yenge, Turan daha çıkmadı mı?” diye sordum. “Hayır Yalçın. Çıkalı baya oluyor” dedi. “Eyvah! Unuttu o zaman” dedim. Taksi tuttum ve Seka’ya geldim. O sırada futbolcular otobüse doğru gidiyordu. Çok paniktim ve 2 dakikada soyunmaya çalıştım. Saftig beni gördü ve ters ters baktı. O’na durumu anlatmaya çalıştım. Turan da yalvardı. “Yalçın’ı yoldan alacaktım. Unuttum” dedi. Saftig tercümanı dinlemedi ve “Beni ilgilendirmez. Gelecekti” dedi.
Saftig ve Hikmet Karaman

KADRO DIŞI KALDIM
2. kaptandım. Saftig beni otelde A takım yerine gençlerin kaldığı yere gönderdi. Benimle uğraşıyordu. Restleştik. Kadro dışı kaldım. Adnan Dinçer Antalyaspor’daydı. O dönemde beni istedi. Değirmendere’de düzenimi kurmuştum. Teşekkür edip gitmek istemediğimi Adnan hocama söyledim. Kocaelispor’un gecesi var. Herkes ailesi ile geldi ve takım elbise giydi. Gergindim… Bu nedenle tek geldim ve üzerimde de spor kıyafetler vardı. Saffet ve Tuncay geldi. “Neden teksin? Neşe nerde” dediler. “Getirmedim” dedim. “Olmaz. Bugün bizim günümüz” dediler ve beni çok zorladılar.
1993-94 sezonu Kocaelispor kadrosu
Ayaktakiler: Alper Boğuşlu, Sefer Yılmaz, Zeki Önatlı, Olcay Danacı, Şeyhmus Suna, Saffet Sancaklı.
Oturanlar: Erol Usta, İlhami Arslan, Murat Doğansoy, Yalçın Kıldıran, Ceylan Arıkan.

ÇOK SİNİRLENMİŞTİM
Onları dinledim. Neşe ile birlikte giyindik ve geceye geldik. Programı Bekir Halefler sunuyor. Saftig ile de Sefa Sirmen oturuyor. Konuşmalar yapılıyor. Bekir abi herkesi çağırdı, beni çağırmadı. Çok sinirlendim. Elimdeki şişeyi sert bir şekilde masaya vurdum. Öyle gürültü çıktı ki herkes bana baktı. Sinirli bir şekilde eşime “Kalk Neşe. Gidiyoruz buradan!” dedim. Saftig’in önünden geçtim. Kafasını önüne eğmiş. Kafasını kaldırsa ne diyeceğim belli değil. Önünden söylene söylene gülüp geçtim.
GÜVENÇ HOCA PETROLOFİSİ’NE GETİRDİ
Arkadaşlarım koştu. “Ne oldu Yalçın” dediler. “Bitti” dedim. Muammer Çelik “Nereye oğlum” dedi. “Siz beni gözden çıkarmışsınız” dedim ve orayı terk ettim. Güvenç hoca beni Petrolofisi’ne getirdi. Devre arasında ayrıldı ve yerine Tınaz Tırpan hoca oldu. Sevindim. Tanıdığım bir teknik adamdı. Dahası o da beni iyi tanıyordu. Kocaelispor ile maçımız var. Faruk Yiğit bana çok sert bir faul yaptı. Oyuna devam edemeyeceğimi söylememe rağmen Tınaz Tırpan beni oyundan çıkarmadı.
1994-95 sezonu Petrolofisi
Ayaktakiler: 2.Yalçın Gündüz, 3.Melih Gürbüztürk, 4.Salihi Heroll, 5.Osvaldo Nartallo, 6.Turan Kuyumcu, 7.Necati Uzun.
Oturanlar: Vedat Vatansever, Erol Usta, Kemal Yardımcı, Yalçın Kıldıran, Solomozi Ndimannde.

DOKTOR, TINAZ TIRPAN’A BAĞIRDI
Rahmetli Tınaz hoca biraz da gergindi. “Hocam bir sorun mu var?” dedim. Cevap vermedi. Sakattım. Ertesi maç da beni oynatacağını söyledi. “Oynayamam” dedim. İnatla oynattı. Maçta kendimi bıraktım. Çünkü ayak gitmiyordu. Davul gibi oldu. Hastaneye gittik. Doktor ayağımı gördü “Bu ne oğlum. Sen bu ayakla mı oynadın?” dedi. “Evet hocam. Canım yanıyor doktor bey. Ne var ayağımda?” dedim. O sırada doktor, Tınaz Tırpan’a ulaştı ve bağırdı. “Siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz! Futbolcunun futbol hayatını bitirmek mi istiyorsunuz!” dedi.
Tınaz Tırpan

EVLADIM… AYAĞIN KANGREN OLUYORMUŞ!
Ameliyata girmeden önce “Doktor bey… Ne olur bir şeyler anlatın... Neler oluyor?” diye sordum. Doktor o andaki siniri ile dayanamadı ve “Evladım... Ayağın kangren oluyormuş! Ayağını kurtarmaya çalışacağım!” dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Ameliyatım saatler sürdü. Doktor ayağımı kurtarmıştı. Yaşıyor mu bilmiyorum ama Allah ondan bin kat razı olsun. Tınaz Tırpan meğerse Kocaelispor’dan geldiğim için benim Kocaelispor maçında sakatlık numarası yaptığımı düşünmüş! Maçtan önce birileri ona “Yalçın bu maçı satacak. Bilerek oynamayacak” demiş! Bunu öğrenince daha da kahroldum. Hayatımdaki en ağır iftirayı yaşamıştım. Gazetecinin yazdığından daha ağır bir ithamdı bu!
CİĞERLERİM PATLAYACAK SANDIM
Mustafa Denizli hoca Kocaelispor ile yeniden anlaştı ve ben de Kocaelispor’a döndüm. Seyirci bana tepkiliydi. Yedektim. Gençlerbirliği maçı. Bitime 20 dakika kala Nuri kırmızı kart gördü. Alelacele oyuna girdim. Isınma sıfırdı. O 20 dakikada çok koştum. Ciğerlerim patlayacak sandım. İyi bir maç geçirdim ve Mustafa hoca maçın ardından “Aferin Yalçın. Beni mahcup etmedin” dedi. Forma giymeye ve eski formumu bulmaya başladım. Mustafa hoca gitti ve Osieck geldi. Dediğim gibi Almanlarla anlaşamadım. Osieck ile de sıkıntı yaşadım. Osieck gelmeden 1 ay önce menisküs ameliyatı oldum. İyileştim. Gaziantep’teyiz. İlk maçımda 30 metreden gol attım.
EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISINI DÜŞÜRDÜM!
Altay ile oynuyoruz. 2-1 öndeyiz. Bir futbolcu ayağıma bastı. Canım çok yanmıştı. Serbest vuruşu kullanmak üzereyken hakem bana “Altay atacak” dedi. İnanamadım… “Hocam benim ayağıma bastılar. Ne Altay’ı” dedim. Hakem sert bir şekilde “Altay atacak dedim. Uzatma, kartı yersin” dedi. Ben de o sinirle topa vurdum. O top saha dışındaki birini düşürdü. Adamın ayakları yerden kesildi. Resmen havada bayıldı. Herkes adamın başına üşüştü. Ben de gittim. Bir baktım ki topun denk geldiği kişi emniyet müdür yardımcısıymış! Adamın her yeri yıldız kaynıyor. Beni işaret ettiler ve “Müdürüm… Sana topu bu futbolcu attı” dediler. “Yandın Yalçın… Şimdi seni kelepçeleyip götürecekler” dedim. Emniyet müdür yardımcısı yarı acı çeken, yarı tebessüm eden bir yüzle “Oğlum o nasıl topa vurmak. Feleğim şaştı. Ben sana sorarım” dedi. Ben de defalarca özür diledim. Helalleştik.
FİLİPESCU BANA TERBİYEZLİK YAPTI
Galatasaray ile oynuyoruz. Top Filipescu’ya çarptı ve taca çıktı. Taç atışını bizim kullanmamız lazım. Topu aldım, atmak üzereyken yardımcı hakem “Galatasaray atacak” dedi. Filipescu topu almak istedi. Biraz geriye gidip öyle atayım dedim. Filipescu Türkçe ana avrat küfür etti. Ki maç içinde de pislikler yapıyordu. Ben de sinirlendim ve topu buna fırlattım. Top eline geldi ama Filipescu o dev cüssesiyle kendine attı yere attı.
EN ÇİRKEF FUTBOLCU
Sarı kart gördüm. Hakeme “Bana ana bacı dümdüz gitti, duymadınız mı?” dedim. Oralı bile olmadı. Altay maçında da buna benzer kart görmüştüm ve cezalı duruma düştüm. Osieck de fırsatı değerlendirdi ve beni kadro dışı bıraktı. Şunu söyleyeyim… Futbol hayatım boyunca Filipescu’dan daha çirkef bir futbolcu tanımadım. Birçok futbolcu onu TFF’ye, basına sürekli şikayet ediyordu. Böyle bir insan modeli olamaz!
Filipescu

TÜRKİYE KUPASI'NI KAZANDIK AMA BEN ÜZÜNTÜMDEN HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM
1996-97 sezonunda kazandığımız Türkiye kupası canımı çok acıtmıştır. Şöyle ki… Osieck o maçın 18 kişilik kadrosuna beni almadı. Kocaelispor ile uzun yıllar geçiren, takımın 2. kaptanı olan Yalçın Kıldıran, oynamasa da en azından kulübede olmalıydı. Nuri’nin mükemmel golü ile maçı kazandık ve kupayı aldık. O günkü fotoğrafların hiç birinde yokum. Kimse bunun nedenini sormadı. Çünkü ben o maça gitmedim. Bırakın gitmeyi, televizyondan bile izlemedim! Herkesin doyasıya eğlendiği o gün tesislerde üzüntümden hüngür hüngür ağladım.

OSIECK’İN YÜZÜNE PARAYI FIRLATTIM
Futbolculara kupa primi dağıtıldı. Sadece final maçının primiymiş. Benim adım hiç yok. Ama kupa sadece o maç kazanılarak alınmadı. Önceki maçlarda da benim emeğim vardı. Sorun para değildi. Düşünülmemekti..! Bayram arifesiydi. Soyunma odasına Osieck girdi. Elini yumruk yaparak yanıma geliyordu. İçimden “Yalçın... Bu adam senle kavga edecek. Hazırlıklı ol” dedim. Yumruğunu aşağıya doğru uzattı. Ben de uzattım. Yumruğunu çevirdi, avuçlarını açtı ve elime para bıraktı. İlk başta anlayamadım. Bana harçlık vermiş sözüm ona! “Ne yapıyorsun sen!” dedim ve parayı buruşturup yüzüne fırlattım. Sonraki süreç malum…

SABRİ ÇELİK ÖYLE BİR PENALTI ÇALDI Kİ
Cumhurbaşkanlığı kupası maçı… Eksiklerimiz vardı. Aylar sonra 11’de başladım. Çok iyi top oynadık. Kornerden golü yedik. 1-0’ken çizgiden röveşata ile top çıkardım. Kaan Dobra müthiş bir gol attı ve skoru 1-1 yaptı. Maç uzatmalara gitti. Uzatmalarda Kaan Dobra karşı karşıya gol kaçırdı. Maç penaltılara gitmek üzere. Hakan kendini ceza sahası içinde bıraktı. Sabri Çelik öyle bir penaltı çaldı ki, hayretlere düştük. Galatasaraylılar bile penaltı değil dediler. Hakan Şükür penaltıdan golü attı ve maçı 2-1 kaybettik.

HAGI’Yİ ELİMDEN FATİH TERİM KURTARDI
Soyunma odasındayız... Takım olarak inanılmaz gergindik. Hemen hemen herkes -Törene çıkmayalım- dedi. Osieck de -Çoğunluğa uyarım- dedi. Ben itiraz ettim. “Arkadaşlar… Hayatımızda kaç kez Cumhurbaşkanlığı finali oynadık? Kaçımız Cumhurbaşkanının elinden madalya aldık? Ben almadım ve almak istiyorum. Büyüklük bizde kalsın. Başımız dik çıkalım ve o madalyaları alalım” dedim. Çıktık, aslanlar gibi madalyalarımızı aldık. Tören sırasında Hagi, Osieck’e küfür etti. Çok sinirlendim. Hagi’nin boğazsına sarıldım. Hagi’yi elimden Fatih Terim kurtardı! Beni kadro dışı bıraksa da, üzerime oynasa da Osieck benim hocamdı. Maçtan sonra da hakem Sabri Çelik pozisyonun penaltı olmadığını itiraf etti, Kocaelispor camiasından özür diledi ve hakemliği bıraktı.
2001’DE A LİSANS DİPLOMAMI ALDIM
1999’da habersiz olarak beni Malatya’ya verdiler. Malatya’ya gittiğimin ikinci günü deprem olmuştu. Çok zor bir süreçti. Allah kimseye yaşatmasın. Şanlıurfa ve İzmitspor’da oynadıktan sonra 2000’de futbolu bıraktım. Teknik Direktör olmaya karar verdim. 2001’de A lisans diplomamı aldım. İlk takımım Değirmenderespor’du. Şampiyon olduk. Ardından Ford Otosan’da 1 yıl sportif direktörlük yaptım. 2006’da Kocaelispor Süper Genç takımının teknik adamlığına getirildim.

BİZDEN BAŞKA KİMSE YOKTU
Harika bir jenerasyon yakalamıştık. O sezon Süper Gençlerde Türkiye dördüncüsü olduk. İzmir’deki finallerde ben, Meriç hoca, kaleci hocam Metin abi ve futbolcular dışında başka hiç bir Allah’ın kulu yoktu. Hakkını yiyemem… Başkan Serhan Gürkan ciddi bir miktar para gönderdi. Oteli değiştirdik. O zaman Büyükşehir Spor Daire Başkanı Nurettin Arıcan da İzmir’e geldi sağ olsun. Yarı final maçında İstanbul Büyükşehir karşısında 2-0 öndeyken hakemin rakip futbolculara taktik verdiğini duydum.
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR’İN LOBİSİNE YENİLDİK
Bir hakem “Sol bekin arkası boş. Topu oraya neden atmıyorsun” der mi? Bir pozisyonda Uğur Daşdemir ayağına tekme yedi. “Kesin ayağı kırıldı” dedik. Hakem oyunu devam ettirdi ve o anda golü yedik. Ah keşke görüntüler olsa! Yediğimiz golden sonra sinirimize hakim olamadık ve maçı 5-2 kaybettik. Finale çıksaydık şampiyon bizdik. Çünkü Alanyaspor’u daha önce de mağlup etmiştik. Maçın ardından temsilci geldi. “İtiraz edecek misiniz?” dedi. Rakipteki kimi futbolcuların yaşları kaptırmaydı. Başımızda yönetici yoktu. O an ki sinirle de itiraz etmedik. Maalesef İstanbul Büyükşehir’in lobisi bizi şampiyonluktan etti.
İĞRENÇ TEKLİF
A2’lerde de derece yaptık. 1 yıl sonra sebepsiz şekilde görevime son verildi. 2 yıl sonra tekrar Kocaelispor’a geldim. O zaman takım eksi 3 puandaydı. Sanırım bir maça çıkmamışlardı. Zor durumdan çıktık ve başarılı olduk. Hatta ilk maçımda şampiyonluğa oynayan Kasımpaşa’yı 5-0 yendik. 2010’da Altınova Belediyespor ile anlaştım. İlk yarının son maçı. Lideriz. İkinci ile oynuyoruz. Maç öncesinde başkan bana bir futbolcuyu oynatmamı istedi. Gölcükspor’un eski futbolcusu İbrahim Kuduban sakattı. O dediği kişiyi zaten düşünüyordum. Ama bu iğrenç teklif beni çok kızdırdı. Odada tartıştım ve denilen futbolcuyu oynatmadım.
ŞAKA GİBİYDİ
İbrahim de “Hocam biraz daha iyiyim, oynarım” dedi. Maça onla başladım. İlk yarı 0-0 bitti. İkinci yarının başında öne geçtik. 75’te İbrahim’in devam edecek gücü kalmadı ve başkanın dediği çocuğu 80’de oyuna aldım. Bu futbolcu 88’de kalecimizden topu aldı. Yayda çalım denedi, topu kaptırdı ve golü yedik. 90+4’te aynı şeyi yaptı. Yine kaptırdı. Bu kez faul yaptı ve Lüleburgaz serbest vuruş kazandı. Kocaelispor’un eski futbolcularından Hüseyin serbest vuruştan golü attı. 2-1 yenildik. Maçtan sonra o başkan bana “Neden bu çocuğu oyuna aldın. Bizi yaktı!” dedi ve üzerine de hakaret etti. Ben de istifa ettim. Şaka gibiydi.
KOCAELİSPOR İÇİN TABİİ Kİ “VARIM” DEDİM
2011-2012 sezonu. Kocaelispor çok zor günler geçiriyor. Kapanmak üzere… Orhan Görsen abi aradı. Bana “Eğer Kocaelisporlu Yalçınsan, Kocaelispor sayesinde Yalçın oldun. Ben de öyle Orhan oldum. Kulübün kapatılmamasını istiyoruz. Lige girme kararı aldık. Sen kapanmasına izin verecek misin?” dedi. Tabii ki hayır. Senle her yerde “Varım” dedim. Elimizde sadece liseli futbolcular vardı. Düşeceğimizi biliyorduk. Öncelikli amacımız kulübün kapanmamasıydı. Orhan başkan ve arkadaşları bunu başardı.

TOKATSPOR MUCİZESİ
Ceyhun abinin (Güray) yardımcısıydım. O bıraktığında ben de bıraktım. Ama Orhan başkan devam etmemi istedi. Tokatspor mucizesi gerçekleşti. Bu maçın öncesinde Orhan başkandan prim istedim. “Siz bu maçı alın. Prim benden” dedi. İnancımızla maçı 4-3 aldık. Konya maçından sonra bıraktım. Ekrem Albarak’ı getirdiler. Albayrak, Tokat maçını da izlemiş. Ama kazanınca ben 1 hafta daha devam etmişim.

NEDEN TARTIŞTILAR HALA BİLMEM
Orhan abi yine bırakmadı. Çok ısrar etti. Takımda İdari Menajer oldum. Ertesi sezon Baturman abi ile anlaştılar. Sezonun bitimine 5 maç kala Bülent ve Orhan abiler anlaşmazlık yaşadı ve Baturman abi ile yollar ayrıldı. Hala nedenini bilmiyorum. Orhan abi “Yalçın sen devam edeceksin” dedi. Kamuran hocanın diplomasını kullandık. Maraş’a gittik. Müthiş bir oyun ve mücadele ile maçı 3-1 kazandık. Beyberbeyi ile berabere kaldık ve ligde kaldık.

HAYATIMIN HATASI
O güne kadar hayatım boyunca siyasetle ilgilenmedim. Saffet Sancaklı MHP’den siyasete atıldı. Onunla köy köy, mahalle mahalle gezdik. Gölcük Belediyesi’nden meclis üyesi adayıydım. Anketlerde de Saffet Sancaklı öndeydi ancak seçilemedi. Bu kadar spor kariyeri olan biri olan benim siyasete girmemesi lazımmış. Tüm partilerden dostlarım var. Boşu boşuna mesafemi açtığım kişiler de ne yazık ki oldu. Şunu anladım ki, siyasete girmekle hayatımın hatasını yapmışım! Siyaset bana göre değilmiş.
ÇOK TALİHSİZ BİR İŞ KAZASI GEÇİRDİM
Eşim rahatsızdı. SGK’lı olmam gerekiyordu. Bu siyaset işi teknik adamlık kariyerimi de çok olumsuz etkiledi. Hiçbir yerden antrenörlük teklifi gelmedi. Futboldan ümidimi kesmiştim. Mecbur kaldım ve bir işe başladım. Çelik dübel işi. Torna mezunu olduğum için bildiğim bir işti. Ağır bir iş kazası geçirdim. 1.5 ton ağırlık taşıyan vincin halatı koptu. Vinçten düşen demir profil borular mızrak gibi ayağıma saplandı. Darbeyi sağ ayağımdan aldım. Tam 108 kırık varmış. İyi ki yan duruyordum. Eğer düz dursaydım iki ayağımı da kaybedecektim.
Kocaelispor'un eski teknik adamlarından Şener Dal, Kıldıran'ı ziyaret edenler arasındaydı

HAYATIMI ONA BORÇLUYUM
Hayati tehlikem vardı. İlk ameliyatımı Gölcük’te oldum. Ortopedi Uzmanı Şemsi Taştan hoca… Hayatımı ona borçluyum. Dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ uçak ambülans gönderdi. Derince Araştırma Hastanesi’ne gittim. 5 gün yoğun bakımda kaldım, 1 ay sonra da taburcu oldum. Sağ ayağımı kaybettim. Kaza öyle şiddetliydi ki, kalçama kadar delik izlerim duruyor. Biz futbolcular ve sanatçılarda “Unutulma sendromu” vardır. Ama ben kesinlikle unutulmamışım. Herkes yanımdaydı. Fatih Terim, Alper Boğuşlu ile haber gönderdi. Türkiye’nin her yerinden telefonlar geldi. Doğu illerinden arayıp benim için hatim indirdiklerini bile söylediler. Allah herkesten bin kat razı olsun. Hayatım boyunca koşarak para kazandığım iki ayağımdan birisini kaybetmiştim. Hayattan zevk almıyordum. Ancak eşim ve çocuğum vardı. Onlar için dik durmak zorundaydım. Çünkü onlar aylarca yanımda dik durdu, 1 dakika bile beni yalnız bırakmadı.
Yalçın Kıldıran'ın eşi Neşe Hanım ve kızı Dilara Kıldıran

HİKMET KARAMAN İLE ARAMIZ LİMONİYDİ
Bir gün Bülent Baturman abi telefon etti. “Hikmet Karaman konuşmak istiyor. Telefonu vereyim mi?” dedi. Hikmet hoca ile aramız biraz limoniydi. Ondan bu şekilde bir iletişim kuruldu. “Ne demek Bülent abi, ver tabi” dedim. Hikmet hoca “Yalçın… Çok korkuttun bizi kardeşim. Hiçbir şeyi kafana takma. Sana ne lazım” dedi. “Teşekkür ederim hocam. Hiçbir şeye ihtiyacım” yok dedim.
DÜNYA’NIN EN İYİ PROTEZİ BENDE
Hikmet hoca, dünyanın en iyi protezi ile ilgili ön ayak oldu. Ayağımda bir nevi robot var. Başta Hikmet Karaman ve Bülent Baturman hocalarım olmak üzere, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Rıza Çalımbay, Aykut Kocaman, Hamza Hamzaoğlu, Mesut Bakkal, Abdullah Avcı ve Gençlerbirliği futbolcular destek verdiler. Kendilerine ne kadar teşekkür etsem azdır. Onların bu iyiliğini asla unutmayacağım.
3 AY MAAŞ ALDIM, DOĞANTEPE İLE ANLAŞINCA VAZGEÇTİM
Bir gün Hakan Ünsal aradı ve ziyaretime gelmek istediklerini belirtti. “Tabii ki” dedim. Hakan ile birlikte Tayfur Havutçu ve Soner evime geldiler. Hanım mantı yapmıştı. Hep birlikte mantıları yedik. Hakan Ünsal “Yalçın abi. Beni ne olur yanlış anlama. Sana maaş bağlayacağız” dedi. Profesyonel Futbolcular Derneği’nden maaş bağlandı. 3 ay bu maaşı aldım. Ardından Doğantepespor’da İdari Menajer olarak çalışmaya başladım. Hakan’ı aradım ve maaşı artık istemediğimi söyledim. Tümer Metin telefon etti. Onu da kardeşim gibi severim. Maaşı almaya devam etmem için baskı yaptı. Kabul etmedim. Düşüncelerinden ötürü değerli kardeşlerime çok teşekkür ediyorum.

KOCAELİSPOR BENİM HAYATIM!
Doğantepespor’da çok güzel ilişkilerimiz var. Dediğim gibi orada idari menajerim. Gazeteci kardeşim Mustafa Çevik sık sık arar sorar. “Yalçın abi. Teknik adamlık yap. Engellilere örnek ol” der. Açıkçası göz önünde olmak istemiyorum. Zaman zaman bana bakıp “Vay be. Bu bizim meşhur Yalçın değil miydi?” deyip iç geçirmelerinden hoşnut değilim açıkçası. Macerası, anıları bol bir hayat yaşadım. Eşim ve kızım için seferber olacağım. Onlar benim vazgeçilmezlerim. 31 yıldır İzmit’teyim. Değirmendere’de oturuyorum. Burayı çok seviyorum. Kütahya, Tavşanlı velinimetlerim. Kocaelispor ve İzmit ise benim hayatım! Spor41’e de böyle bir imkanı bana sunduğu için çok teşekkür ediyorum.

Altay'ın efsane stoperi Orhan Üstündağ, Doğantepespor'un İzmir'deki maçı öncesi Kıldıran'ı ziyaret etti


Tavşanlı'da Yalçın Kıldıran adına düzenlenen futbol şenliğine Kocaelispor Kulübü de katılmıştı

Yalçın Kıldıran Futbol Şenliği'nden




Sağdan sola - Kocaelispor Teknik Direktörü Şener Dal, Yardımcı Antrenör Zeki Kaya, İbrahim Yazıcıoğlu, Devran, Aydın Artanlar, Yalçın Kıldıran, Kemal, Osman Karakaya...
Oturan, efsane masör Hasan Yücel - (Dudak Hasan)

Fenerbahçe kupa maçı... Tanju'nun çizgiye takılan topunun oynandığı maç... Çamurlu saha!
Kadro - Ayaktakiler - Soldan Sağa - Saffet, Murat Doğansoy, Mahmut, Melih Gürbüztürk, Alper Boğuşlu, Osman Çakır
Oturanlar - (Sağdan sola) Bülent Uygun, Yalçın Kıldıran, Yaşar Altıntaş, Tuncay Akgün, Erol Usta

Yalçın Kıldıran ve Faruk Yiğit, Kordsa'nın sahasında antrenman yaparken

Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler ve Tavşanlı Kaymakamı Yüksel Kara, Tavşanlı'ya hizmetleri nedeni ile Yalçın Kıldıran'a hediyelerini takdim etti.

Kocaelispor'un bir döneme damga vuran futbolcularından Yalçın Kıldıran, Bölgesel Amatör Lig takımlarından Doğantepespor'da İdari Menajerlik yapıyor.

- Toplam 4 yorum
Bülent 13:15 - 24 Nisan 2020
Kocaelispor'da oynamış en sevdiğim üç futbolcudan birisisin. Emniyet müdür yardımcısını maratonun tribününün önünde indirdiğin maçta kale arkası tribündeydim :)Kariyerinde başarılar dilerim Yalçın abi.
Aktan kaplama 09:34 - 19 Nisan 2020
Yalçın'ın Tavşanlı Linyitspordaki futbol hayatına tanık olan bir abisiyim.Muhteşem futboluyla efendiliğiyle anımsarım Yalçın'ı.Linyitspordan ayrılışına doğrusu çok üzülmüştüm.Sonraki yıllarda bende Tavşanlı'dan ayrıldığım için görüşmemiz mümkün olmadı.Bu yazıda Yalçın'ın gerçekten ilginç bir futbol yaşam öyküsünü okuma ve öğrenme fırsatım oldu.Hem guruırlandım hemde üzüldüm .SAğlıklı uzun yıllar dileğimle selam sevgilerimi gönderiyorum.
Murat ÇAKIM 10:28 - 18 Nisan 2020
Kocaeli sporun ve turk futbolunun efsane oyuncusu yalcın hocama özelikle kocaelisipor verdiği emeklerden dolayı sonsuz tesekküerlerimi sunuyorum kocaeli spora hayatını adamis yalcın hocama sahip cıkmayın suankikoceelispor yöneticilerinigöreve davet ediyorum yalcın hocam sen kocaelispor taraftarının unutamadığı ve unutmayacagı bir efsanesin ve herrzamanda öyle kalacaksın bu dan sonraki hayatında sana ve ailene mutlu saglıklı ve huzur dolu nice mutlu yıllar dilerim hersey gönlünce olsun
1hkn 01:21 - 18 Nisan 2020
Sanki film izliyomusum hissine kapıldım okurken onca yazı ne ara bitti anlamadım tek kelime ileeee vay beee