Böyle yöneticilik mi olur?
Bazen günlük hayatımızda yaşanan bazı durumları anlatmak için bu deyimlere başvururuz.
Ancak konu spor olduğunda, özellikle de uluslararası hedefleri olan bir branşı yönetiyorsanız, insanın aklına ister istemez şu soru geliyor?
Spor gerçekten kervan yolda düzülerek mi yönetilir?
2026-2027 sezonuna girdik.
Türkiye Buz Pateni Federasyonu tarafından yeni sezona ilişkin kulüp akreditasyonları, ücret tarifeleri, antrenör ve hakem vize işlemleri gibi bazı duyurular yayımlanmaya başladı.
Ancak federasyonun faaliyet programları bölümünde şu an görünen programların 2025-2026 sezonuna ait olması, yeni sezonun bütüncül faaliyet takviminin camianın önüne henüz net biçimde konulmadığını gösteriyor.
Üstelik yeni sezonun bazı hazırlıkları ve faaliyetleri çoktan başlamış durumda.
Aslında ortada çok ilginç bir tablo var.
Türkiye’nin uluslararası faaliyetleri konusunda takvimler aylar öncesinden belli olabiliyor.
Örneğin ISU Artistik Buz Pateni Gençler Grand Prix Ankara 2026, 17-19 Eylül 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak.
Uluslararası yarışlardan olan Boshours cup ve Gordion cup uluslararası takvimde yer alıyor.
Bu tür uluslararası organizasyonların tarihleri önceden belli olduğu için sporcular, antrenörler ve kulüpler hazırlıklarını buna göre yapabiliyor.
Peki aynı öngörülebilirliği ulusal faaliyetlerimizde neden göremiyoruz?
*Peki kulüpler neye göre planlama yapacak?
*Sporcular antrenman programlarını neye göre hazırlayacak?
*Antrenörler sezon planlamasını nasıl yapacak?
*Veliler çocuklarının yarışma ve kamp takvimlerini nasıl düzenleyecek?
*Kulüpler ulaşımını, konaklamasını, bütçesini ve sporcu programlarını neye göre oluşturacak?
Bunların hepsi aslında çok basit bir sorunun cevabında birleşiyor. Planlama olmadan spor yönetilebilir mi?
Elbette sezon içerisinde şartlar değişebilir.
Yarışmaların tarihleri değişebilir, yeni organizasyonlar eklenebilir, bazı faaliyetler ertelenebilir.
Zaten federasyonların ihtiyaç halinde programlarında değişiklik yapabilmesi son derece doğal.
Ama değişiklik yapabilmek başka şeydir, sezonun ana planını zamanında açıklamak başka şey.
Çünkü sporcu için takvim, sadece bir tarih listesi değildir.
Bir sporcunun bir sonraki yarışına nasıl hazırlanacağını belirleyen yol haritasıdır.
Antrenör için sezon programıdır.Kulüp için bütçedir.Veli için zaman ve ekonomik planlamadır.Sporcu için ise hedefin kendisidir.Tam da burada bir başka deyim aklıma geliyor.’’ İstim arkadan geliyor. ‘’
Ama şu soruyu sormaktan da kendimi alamıyorum. Federasyon sezonu gerçekten planladı mı, yoksa zaman geldikçe gerekli düzenlemeler yapılır düşüncesiyle mi ilerliyoruz?
Bunu bilmek camianın en doğal hakkı. Çünkü spor yönetimi, yalnızca yarışma düzenlemekten ibaret değildir.
Planlamak, öngörmek, bilgilendirmek ve camiaya zaman kazandırmak da spor yönetiminin önemli bir parçasıdır.
Bugün bir kulübe “şu tarihte yarışma var” demek yetmez. O kulübün aylar öncesinden hazırlık yapabilmesine imkân vermek gerekir.
Sporcu ne zaman formunun zirvesine çıkacağını bilmeli.
Antrenör hazırlık dönemini buna göre oluşturmalı.
Veli çocuğunun okul ve aile programını buna göre düzenleyebilmeli.
Kulüp bütçesini, ulaşımını ve konaklamasını buna göre planlayabilmeli.
Bütün bunlar için de ihtiyaç duyulan şey çok basit.
Zamanında açıklanan, anlaşılır ve öngörülebilir bir sezon programı.
Başarıyı şansa bırakamayız.Hele ki uluslararası arenada başarı hedefliyorsak hiç bırakamayız.
Çünkü başarıiyi sporcunun, iyi antrenörün ve yeteneğin yanında iyi planlamanın da ürünüdür.Bir sporcu aylarca çalışır.
Bir antrenör program hazırlar. Bir aile maddi ve manevi fedakârlık yapar. Bir kulüp bütün sezonu organize eder.
Bütün bunların sonunda spor yönetiminin görevi de bu emeğin üzerine öngörülebilir bir sistem koymaktır.
Kimse kusursuz bir sezon programı beklemiyor.Ama camia ne zaman ne olacağını mümkün olduğunca önceden bilmek istiyor.Bu bir eleştiri olsun diye değil, daha iyi bir spor yönetimi için söyleniyor.
Türkiye’de buz sporlarının geleceğini konuşuyorsak, artık günü kurtaran değil, sezonu ve hatta birkaç yılı önceden görebilen bir planlama anlayışına ihtiyacımız var.
Çünkü kervan yolda düzülür anlayışı belki günlük hayatın bazı alanlarında işe yarayabilir, ama sporcu yetiştirmek için yetmez.Şampiyon yetiştirmek için hiç yetmez.
Şampiyonluk, buzun üzerinde başlar ama planlama masasında hazırlanır.Bu nedenle federasyondan beklentimiz çok açık.
Yeni sezonun faaliyet programının mümkün olan en kısa sürede camiayla paylaşılması ve bundan sonraki sezonlar için de programların sporcuların, antrenörlerin, kulüplerin ve velilerin planlama yapabileceği bir zamanlamayla açıklanması.
Çünkü bu camianın istediği ayrıcalık değil.
Öngörülebilirlik.İstediği eleştiri konusu yaratmak değil.
Planlı bir spor yönetimi.İstediği mucize değil.Emeğinin karşılığını alabileceği düzenli bir sistem.
Belki de artık şu soruyu hep birlikte sormamız gerekiyor.
Başarıyı gerçekten planlayacak mıyız, yoksa zamanı geldiğinde her şey kendiliğinden olur diye mi bekleyeceğiz?
Ben ilkini tercih ediyorum.Çünkü Türk sporu artık “istim arkadan gelir” anlayışıyla değil, istimi önceden hazırlanmış güçlü bir planlamayla geleceğe yürümeli.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Dresden Kampı ve önemi 11 Ağustos 2026 Salı
- Kaybeden spor oluyor! 06 Ağustos 2026 Perşembe
- Kamp yaptık da kimi geliştirdik? 27 Temmuz 2026 Pazartesi
- Sürekli söylüyoruz da… Dinleyen, uygulayan var mı? 11 Temmuz 2026 Cumartesi
- Türk Short Track branşında yeni dönem şart! 07 Temmuz 2026 Salı
- Beklediğimiz süreler neden yok? 26 Haziran 2026 Cuma
- Shorttrack gerçekleri! 24 Haziran 2026 Çarşamba
- İNANAMIYORUM 23 Haziran 2026 Salı
- Olimpiyat başarısı tamam da... İş bitti mi? 08 Haziran 2026 Pazartesi
- Bazen değişmek gerekir! 08 Mayıs 2026 Cuma