Furkan Akar’ın geleceğini kim düşünecek?

22 Mart 2026 13:04
Bazen bir madalya sadece bir derece değil bir eşiktir, bir sorudur, hatta bazen bir uyarıdır.

 

Furkan Akar dünya şampiyonasında kürsüye çıktığında sadece bir yarış kazanmadı.

Türkiye adına kısa mesafe sürat pateninde (Shorttrack) açılmamış bir kapıyı araladı.

Olimpiyat kotası zaten başlı başına bir başarıyken gelen dünya üçüncülüğü artık bu işin tesadüf olmadığını ilan etti.

 

ŞİMDİ ASIL MESELE ŞU, BİZ BU BAŞARIYI NE YAPACAĞIZ?

Evet… Asıl soru bu… Bundan sonrasını da düşünmek zorundayız.

Çünkü alıştığımız refleks belli. Başarı gelir, tebrik edilir, birkaç gün konuşulur…

Sonra hayat kaldığı yerden devam eder. Oysa bazı başarılar vardır ki onları sadece alkışlamak yetmez, yönetmek de gerekir.

“Destekleniyor zaten” cümlesi kulağa rahatlatıcı geliyor.

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi var, Gençlik ve Spor Bakanlığı var. Maddi destekler, kamplar, organizasyonlar…

Evet, bunlar önemli ama yeterli mi?

 

AÇIK KONUŞALIM DEĞİL!!!

Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değil yarını inşa etmek. Bugün dünya üçüncüsü olan bir sporcunun yarın kürsünün üst basamağına çıkması için hayatının tamamını bu işe adayabilmesi gerekir.

Bu da yalnızca destek ile değil, güvence ile olur.

Bizde bir başka gerçek daha var. Sporcu belirli bir seviyeye geliyor, ardından devlet kadrosu kapısı açılıyor.

Güzel bir imkân ama aynı zamanda kritik bir kırılma noktası.

Çünkü çoğu sporcu için bu durum sporun sonu gerçek hayatın başlangıcı oluyor.

İş, düzen, gelecek kaygısı derken en verimli yıllarda spor bırakılıyor.

 

DÜNYADA NASIL

Oysa dünyada bu iş farklı kurgulanıyor.

Mesela İtalyan üst düzey sporcular, Carabinieri gibi devlet yapıları içinde kadro alıyor.

Ama masa başı bir görev için değil spor yapmaya devam etmeleri için…

Maaşları var, güvenceleri var, ama en önemlisi odakları dağılmıyor.

Sonuç ? Süreklilik, istikrar ve daha fazla madalya.

Biz neden aynı modeli kendi gerçekliğimize uyarlamayalım?

 

ÜLKE KAYBEDER

Kısa mesafe sürat pateni (Shorttrack) gibi gelişmekte olan branşlarda en büyük kayıp, erken bırakılan kariyerler. Tam zirveye yaklaşmışken spordan kopan sporcular. Bu sadece bireysel bir kayıp değil, ülkenin kaybı.

Bir de işin görünürlük tarafı var. Devletin açıkladığı ödüller, verilen destekler çoğu zaman kapalı kapılar ardında kalıyor.

Oysa bunlar açıkça paylaşılmalı. Çünkü toplumun şunu görmeye ihtiyacı var bu işin bir karşılığı var.

Bugün çocuklar neden futbola, voleybola, basketbola yöneliyor ?

Çünkü orada bir gelecek görüyorlar. Aileler de aynı yerden bakıyor, bu işten bir hayat kurulur mu sorusuna net bir cevap arıyorlar.

İşte tam burada kritik bir cümle var.

Spordan bir meslek olur mu veya hayat kurulur mu?

Eğer bu soruya güçlü bir EVET diyemezsek, Furkan Akar’ın kazandığı madalya bir ilhamdan öteye geçemez.

Ama doğru bir sistem kurarsak, o madalya bir başlangıç olur.

Belki de ilk kez gerçekten şunu konuşmamız gerekiyor…

Biz başarıyı yakalamak mı istiyoruz, yoksa üretmek mi?

Çünkü biri anlıktır diğeri ise bir sistem ister…

Kalın sağlıcakla…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
Başiskele Belediyesi
X