Olimpiyat başarısı tamam da... İş bitti mi?
Buna rağmen Türk sporu adına tarihi iki Olimpiyat katılımı sağlandı.
Özellikle 2026 Kış Olimpiyatları’na 2 sporcu ile katılarak elde edilen başarı, bu branşın ülkemizdeki potansiyelini ve doğru planlamayla nerelere gelebileceğini tüm dünyaya gösterdi.
Ancak kotaların ve Olimpiyat katılımının hemen ardından idari kanatta dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
Federasyon, bu tarihi süreçte görev yapan mevcut yabancı başantrenör ile yollarını ayırma kararı aldı ve sözleşmesini yenilemedi.
PERDE ARKASI VE KULİSLERE YANSIYAN SORULAR?
Geçmiş dönemdeki başantrenörün teknik tercihleri, yönetim tarzı ve süreç yönetimi zaman zaman camia içinde ve şahsen benim tarafımdan da kapalı şekilde eleştirilen, tam olarak elit düzey beklentileri karşılamayan bir yapıya sahipti.
Dolayısıyla bu ayrılık, branşın vizyonel dönüşümü açısından bir gereklilik olarak görülebilir.
Ancak akıllardaki asıl soru işaretleri tam da bu noktada başlıyor.
Federasyonun elinde halihazırda anlaştığı yeni bir isim var mı?
Yola tamamen yerli ve mevcut teknik kadromuzla mı devam edilecek?
Olimpiyat döngüsünün bitimiyle birlikte dünya genelinde sözleşmesi sona eren üst düzey yabancı hocalarla dirsek teması kuruldu mu?
2 YILLIK KRİTİK SÜREÇTE YERLİ ANTRENÖRLERE ŞANS VERİLMELİ Mİ
Önümüzde 2 yıl sonra gerçekleşecek olan yeni bir Olimpiyat virajı var ve zaman bu branş için son derece kıymetli.
Kısa vadeli stratejide mevcut yerli antrenörlerimize gerekli imkan ve alanları tanıyarak, sorumluluk almalarını sağlamak mantıklı bir seçenek olarak duruyor.
Bu 2 yıllık geçiş sürecinde sporcularımızın ve yerli teknik kadromuzun performans gelişimini yakından gözlemlemek, ortaya çıkacak tabloya göre kalıcı kararlar almak ya da alternatif arayışlara girmek federasyon adına rasyonel bir yönetim hamlesi olabilir.
ASIL HEDEF ANTRENÖRLERİN ANTRENÖRÜNÜ GETİRMEK
Ancak Türk Short track sporunun sadece günü kurtarmak ya da sadece Olimpiyat kotası almak ötesinde, kalıcı ve sürdürülebilir bir ekol haline gelmesi gerekiyor.
Bunun yolu da çok acil ve ivedi bir planlamadan geçmektedir.
Ülkemize sadece elit sporcuları çalıştıracak bir hoca değil Türkiye’deki tüm Short track sporcularını ve en önemlisi yerli antrenörlerimizi eğitecek, modern sistemleri aktaracak üst düzey, "Master" niteliğinde yabancı bir teknik direktör getirilmelidir.
Yerli antrenörlerimizin gelişimini bizzat bu üst düzey isimle desteklemek, Türk pateninin 10-15 yıllık geleceğini garanti altına alacaktır.
Kısa vadedeki başarıları takdir ederken, uzun vadedeki yapısal reformları kaçırmamak, yeni federasyon yönetiminin en büyük sınavı olacaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bazen değişmek gerekir! 08 Mayıs 2026 Cuma
- Fahrettin Kandemir’den öğüt gibi açıklamalar 30 Nisan 2026 Perşembe
- Acaba devlet bu desteği vermese… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Sporu bilmeyenin yönetici olması! 23 Nisan 2026 Perşembe
- Ortak ses hedefini bulur 18 Nisan 2026 Cumartesi
- Sistem başarıyı getirir 13 Nisan 2026 Pazartesi
- Buz Federasyonu seçimlerine 1 ay kaldı! Neler oluyor? 06 Nisan 2026 Pazartesi
- Devlet sırrı! 25 Mart 2026 Çarşamba
- Furkan Akar’ın geleceğini kim düşünecek? 22 Mart 2026 Pazar
- Furkan Akar adını tarihe kazıdı! 15 Mart 2026 Pazar