Short Track branşında tablo konuşuyor… Devam Edenler, yükselenler, kaybolanlar!

24 Şubat 2026 12:50
Olimpiyatlar bittiğinde geriye sadece madalya sayıları kalmıyor, sistemlerin aynası kalıyor.

Short Track branşında tablo çok net. Toplam sekiz ülke madalya almış.

Zirvede Hollanda var ve açık ara önde.

Güney Kore ise alıştığımız gibi yine istikrarlı.

İtalya dikkat çekici bir yükseliş içinde.

Ama tabloya bir de olmayanlar üzerinden bakmak gerekiyor.

Short Track denince akla gelen Çin ve Amerika Birleşik Devletleri bu olimpiyatlarda neredeyse yok gibiydi.

Bu iki ülkenin geçmişte bu branşa damga vurduğu düşünülürse bu düşüş tesadüf değil, sistemsel bir kırılmanın göstergesidir.

Bir de zamanın güçlüleri var…

Macaristan 2018’de Liu kardeşlerle zirveyi zorlamış, Avrupa Short Track sporunun lokomotiflerinden biri hâline gelmişti.

Polonya geçmişte finaller gören, madalya kovalamış bir ülkeydi.

Bugün bu ülkelerin tabloda olmaması şunu söylüyor.

Short Track sporunda başarı, bir nesillik parıltı ile gelmiyor, sürdürülebilir bir sistemle geliyor.

Hollanda’nın farkı tam da burada işte…

Planlama, altyapı, kulüp sistemi ve sporcu havuzunu genişletme...

Hepsi, zincirin bir halkası.

Kore’nin farkı ise kültür. Short Track orada sadece bir branş değil, bir spor geleneği.

İtalya ise son yıllarda bu iki modeli harmanlayarak ilerliyor, doğru sporcu seçimi ve uzun vadeli planlarla yoluna devam ediyor.

Short Track sporunda başarı, anlık form meselesi değil, yıllara yayılan bir akıl, istikrar ve sistem meselesidir.

Bugün Çin ve ABD’nin başına gelen yarın başka ülkelerin de başına gelebilir.

Yükselen İtalya, doğru adımlar devam ederse kalıcı olabilir.

Ama en önemlisi şu…

Sporcu üzerinden okunan başarı hikâyeleri, arka plandaki sistemi görmeden asla doğru okunmaz.

 

 

ÜLKEMİZDEKİ DURUM

Ülkemiz adına Short Track branşında tabloyu “Yerinde sayma” olarak okumak haksızlık olur.

Bu olimpiyatlarda kota sayısının 1’den 2’ye çıkması nicelik olarak bir ilerleme ve belirli bir istikrarın oluşmaya başladığını gösteriyor.

Bu, küçümsenecek bir adım değil. Sonuçta Short Track gibi dar havuzlu ve pahalı bir branşta olimpik kota almak başlı başına bir eşik.

Ancak istikrarın artması, başarı düzeyinin de aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor.
Sayımız arttı, ama madalya mücadelesine etki eden, finalleri zorlayan, oyunun gidişatını değiştiren bir seviyede olduğumuzu söylemek zor.

Yani görünen şu ki…

Bir gelişme var ama henüz yeterli değil…

 

 

DENIS ÖRS

Bir diğer önemli konu da sporcu modeli.

İkinci sporcumuz Türkiye’de yetişmiş bir sporcu değil…

Baba Türk, anne Rus.

Denis, Rus sporcuların bu olimpiyatlara katılamadığı bir dönemde ülkemiz adına mücadele etti.

Bu durum sadece bize özgü de değil. Benzer örnekleri başka ülkelerde de gördük.

Bu tür doğru pasaport ve doğru zaman modelleri kısa vadede görünürlük sağlar, tecrübe kazandırır, hatta bazen kota getirir. Bunların hepsi kıymetli.

Ama kalıcı başarı için tek başına yeterli değildir.

Asıl mesele Türkiye’de yetişen sporcuların kendi sistemimizin içinden çıkıp dünya standartlarında yarışabilir hâle gelmesidir.

Yabancı kökenli sporcular geçici bir köprü olabilir ama köprünün ucu mutlaka içerideki üretime bağlanmalıdır.

Aksi hâlde her dört yılda bir yine sıfırdan başlama döngüsü devam eder.

Bu anlattığım hususları “BAŞARDIK” diye okumak da bizi ileri götürmez.

Evet, doğru yoldayız ama henüz hedefe varmış sayılmayız.

Hepinize hayırlı Ramazanlar dilerim.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X