Shorttrack gerçekleri!

24 Haziran 2026 11:22
28 Haziran’a kadar Erzurum’da devam edecek olan Shorttrack Türkiye şampiyonası yarışmalarına katılacak sporcular ve kulüpler netleşti.

Öncelikle tüm sporcularımıza bol şans diliyorum.

Bu organizasyonda özellikle Samsun’dan katılan sporcu sayısındaki ciddi artış bizleri son derece mutlu etti.

Bu başarının arkasında, geçmişte bu branşta emek vermiş sporcularımızın Samsun’da çalışma imkânı bulması yatıyor.

Bu noktada sürece katkı sağlayan yerel yöneticilerin desteği ve eski sporcularımızın antrenörlük yaparak yeni nesilleri yetiştirmesi, Shorttrack branşının gelişimi adına son derece kıymetlidir.

Ancak bu olumlu tabloya rağmen bazı dikkat çekici eksiklikler de bulunmaktadır.

Kars’tan ferdi katılımın düşük seviyede kalması düşündürücüdür.

Mevcut tesis imkanlarına rağmen sporcu sayısındaki bu düşüşün nedenlerinin çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Geçmiş dönemlerde farklı iller üzerinden oluşan sporcu hareketliliğinin yarattığı tablolar da hatırlandığında, mevcut durumun yalnızca sportif gelişim dinamikleriyle değil, farklı yapısal etkilerle de şekillenip şekillenmediği sorusu gündeme gelmektedir.

Ayrıca, Kars kökenli sporcuların başka kulüpler bünyesinde yarışıp yarışmadığı hususu da bu tabloyu anlamlandırmak adına üzerinde durulması gereken bir diğer başlık olarak öne çıkmaktadır.

Bu nedenle bölgeye yönelik desteklerin artırılması, branşın ülke genelinde dengeli gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Ankara’da temelleri 10 yıl önce atılan Shorttrack branşının yıllar içinde istenilen ölçüde büyüyememesi üzücüdür.

Federasyon merkezinin Ankara’da bulunmasına rağmen branşın burada yeterli gelişimi gösterememesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Öte yandan, başarılı sporcuların Ankara kulüpleri bünyesine dahil edilerek branşın burada varlığını sürdürmesi dikkat çekmektedir.

Bu yaklaşımın tamamen sportif gelişim amaçlı mı olduğu, yoksa farklı organizasyonel dengelerle de ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği sorusu kamuoyunda zaman zaman gündeme gelmektedir.

Öte yandan, İstanbul’da sınırlı imkanlara rağmen sporcu yetişmesi dikkat çekici bir diğer konudur.

Bu durumun altyapıdan doğal bir gelişimin sonucu mu olduğu, yoksa farklı şehirlerden sporcu hareketliliğinin bir yansıması mı olduğu sorusu akıllara gelmektedir.

Ayrıca bu tablonun, sporun gelişim dinamikleri dışında farklı motivasyonlarla da ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği, ilgili paydaşlar tarafından değerlendirilmesi gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır.

Benzer şekilde, Bursa’dan katılan sporcuların da sınırlı imkanlara rağmen bu organizasyonda yer alması dikkat çekmekle birlikte, bu yapının sürdürülebilirliği konusunda daha kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç olduğu açıktır.

Ardahan’dan katılan sporcularımızın, yeterli tesis imkanları olmadan bu yarışmalarda yer alması ise ayrı bir takdiri hak etmektedir. Özellikle eski bir milli sporcumuzun uzun yıllardır eşiyle birlikte verdiği emek ve süreklilik, sporun tabana yayılması açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Yazımın sonunda özellikle Erzurum ve Kocaeli’ne değinmek istiyorum.

Daha önce de ifade edildiği gibi, Kocaeli’nden bazı sporcuların çeşitli nedenlerle bu yarışmaya katılamamış olması üzücüdür.

Buna rağmen genel sporcu sayıları incelendiğinde, Kocaeli’nde Shorttrack branşının gelişiminin olumlu yönde ilerlediği görülmektedir. Zaten bu branşın ülkemizde ilk gelişim gösterdiği yerlerden biri olması da bu tabloyu anlamlı kılmaktadır.

Kış sporları merkezi olarak öne çıkan Erzurum’da ise gelişim süreci dikkat çekici bir şekilde devam etmektedir.

Şehirde bulunan ve doğrudan bu branşa hizmet eden tesislerin varlığı, milli takım faaliyetlerinin burada yürütülmesi ve bunun antrenörler ile sporcular üzerindeki olumlu etkisi Erzurum’u önemli bir avantajlı konuma getirmektedir.

Bununla birlikte yüksek rakımın özellikle batı illerinden gelen sporcular için fiziksel anlamda zorluk oluşturmasına rağmen, tüm sporcuların ortaya koyduğu mücadele ve heyecan, branşın geleceği adına umut vericidir.

Sonuç olarak, farklı şehirlerimizde karşımıza çıkan bu çeşitli tablo, Shorttrack’in Türkiye’deki yol haritasının tek bir merkezden değil, bölgesel ihtiyaçlara göre çok boyutlu yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, mevcut durumun doğru analiz edilmesine, tesis olan yerlerde doğru planlamaya, tesis olmayan yerlerde ise fedakâr antrenörlerimizin koşulsuz desteklenmesine bağlıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X