Eziyetin diğer adıdır Kocaelisporlu olmak!

21 Mayıs 2021 05:34

 

Eziyetin diğer adıdır Kocaelisporlu olmak!

Kitabın ortasından mı dalsaaaam…

Sakin bir üslupla, Hekimoğlu maçındaki trajedileri mi uzun uzun anlatsam…

Kalp kırmadan nasıl ifadelere yer versem inanın bilemiyorum…

 

HEP DUA EDERİM

Müslüman (Elhamdülillah) ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bu dünyada büyük bir ayrıcalıktır.

Kocaelisporlu olmak da öyle…

Belki size duygu kasıyorum gibi gelebilir ama yemin ederim ki dualarımda “Allah’ım sen Kocaelispor’u daim et, Kocaelispor’a güzelliklerin en güzelini nasip eyle. İyi ki Kocaelispor var ve beni de iyi ki Kocaelisporlu yaratmışsın” derim.

 

ANLATILMAZ Kİ…

Zaman zaman düşünürüm…

“Ulan Kocaelispor olmasaymış bu şehirde hayat nasıl geçermiş, biz nasıl yaşarmışız” diye içlenirim.

Bu çok başka bir şey ya…

Kelimelerin diz çöktüğü, cümlelerin as yaptığı bir camiadır Kocaelispor!

Bu sevgiyi herkesin anlaması ve hissetmesi tabii ki olanaksızdır.

Ne yapayım… Ben böyleyim… Bu şekilde öleceğim.

Muhtemelen Kent Mezarlığı’na gömülürüm.

Çünkü orası daha 20-30 yıl cenaze alabilirmiş.

Sadece mermerde “Kocaelisporlu Hüvelbaki” yazılsın yeter.

 

KOCAELİSPORLU OLSUN

Ben de bir huy var.

İzmitliyim, şehir milliyetçisiyim ve şehrimin değerlerini her daim sahiplenirim.

Gurbette “41” plakalı araç gördüğümde durdururum.

Hayatım, yeşil siyah renkler üzerine bezelidir.

Kart, banka, sosyal medya vs. hesaplarımdaki şifrelerde 1966 mutlaka vardır.

İnsanı yaratandan ötürü severim ama o insan Kocaelisporluysa çok daha fazla değer veririm.

Kısacası benim için Kocaelisporlu candır…

 

HADİ BİZ GÖRDÜK… YA ONLAR?

Kocaelispor için dertlenen, bu kulüp için elini taşın altına “Samimi” bir şekilde koyan kim varsa kıymetlimdir.

Elimde güç olsa da her birine tek tek dokunsam.

Özellikle 20’li yaşlardaki Kocaelisporlulara…

Biz 2 Türkiye Kupası ve 1. Lig şampiyonluğu ve Süper Lig gördük.

90’lı yıllarda İstanbul takımlarının İzmit’e gelirken Kocaelispor’dan nasıl çekindiğine çıplak gözlerle şahit olduk.

Ama bu çocuklar hiçbir şey görmedi.

Onlar öyle bir nesil ki, manevi anlamda hiçbir karşılık alamasa da, acı çekse de, uzun yıllar boyunca Kocaelisporlu kaldılar…

Dahası bu kulübü öyle bir sahiplendiler ki, Kocaelispor düştükçe onlar daha çok armaya sarıldılar.

Bu çocuklar hamaset nedir bilmezler, siyasetten anlamazlar, hiçbir çıkarları yoktur, bir itibar ve rant kaygısı da taşımazlar.

Onlar sadece ve sadece Kocaelisporludur.

Başka hiçbir şeyle işleri güçleri yoktur.

 

HERKES İSYAN

Son oynanan Hekimoğlu maçı…

0-0 bitti…

Kimileri avantaj diyor, kimileri –Kötü oynadık, bizi orada yeneler- diyor…

Ben ise finale kalacağımızı düşünüyorum.

Maçın teknik kısmına dokunmayacağım.

Konu şu…

Covid denilen zıkkım nedeni ile dünya 2020 Ocak’tan beri tersine dönüyor.

Milyarlarca insan zahmet çekiyor.

Türkiye de öyle…

Ülkenin ekonomisi patlak olduğu için duygusal anlamda kırılmaya müsait olan insanlarının da psikolojileri dağıldı.

Memur isyanda, işçi isyanda, esnaf isyanda, emekli isyanda…

Haliyle bu durum insanın üzerindeki gerilimi de artırıyor.

Bu gerilimli süreçte şehir insanımızın vakit geçirebileceği, stresini atabileceği en önemli unsur tabii ki Kocaelispor'dur.

Salgın nedeni ile de 15 aydır tribünlerden mahrum kaldılar.  

 

İÇERİDE BİR BİRİMİZE DÜŞMEYELİM YETER Kİ

Dediğim gibi, gerginiz...

Al bak gece gece benzine, motorine, ona, buna feci zamlar geldi. 

En büyük korkum ülke içinde bir birimize girme ihtimalimiz.

Dünya’daki ülkeler bize bulaşamaz…

Bu ülke insanı helikoptere sapanla saldıran insanlarla doludur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal’in askerleri olarak, ALLAH’ın  (cc) izni ile dışarıdan bize hiçbir şey olmaz.

Yeter ki biz içeride bir birimize düşmeyelim…

 

KOCAELİ YÖNETİMİ İLE EMNİYET ARASINDA SIKINTI MI VAR?

Kimsenin kimseye sabrı kalmadı.

Haliyle küçük bir kıvılcımın büyük yangına dönüşme ihtimali her geçen gün artıyor.

Konuyu nereye mi bağlayacağım…

Kocaelispor – Hekimoğlu maçı…

Bu şehir insanının da sıkıntısını üzerinden atması için maçı tribünden izlemesi kadar doğal bir tutum yoktur.

Dahası, bu sezon iç sahadaki son maçımız ve rövanşa da iyi bir sonuçla gitmemiz gerekiyor.

Bir birimize tevazu göstererek bu işi çözebilirdik. 

Çözemedik...

Hem Ankara Demir hem de bu Hekimoğlu maçlarında emniyetin çok sıkı olmasının altında yatan konu ne olabilir?

Bu kadar değillerdi...

Hemen hemen hepsi mi gerilim yaşar...

Bizim yönetimle mi bir sorun yaşıyorlar...

Yani muamelede bilinçli bir tavır mı söz konusu?

Eğer böyleyse Kocaelisporlunun günahı ne! 

Bunu öğrenmeliyim...

 

ELALEM BİNLERCE İNSANIN ÖNÜNDE OYNADI, BİZİM TEZAHÜRATIMIZA BİLE MÜDAHALE EDİLDİ

Benim en önemli kozum 12. adam…

Giresun, Beşiktaş, Adana Demir, Galatasaray vs… son haftalardaki kritik maçlarını binlerce taraftar önünde oynadı.

Biz de bu konuda umutlanmıştık hal bu ki…

Maç içinde, tezahürata bile müdahale edildi. 

 

GURUR DUYALIM

Ülkeyi yönetenler! pandemiyi işlerine geldiği gibi kullandı.

Ayasofya Camii başta olmak üzere, kongreler, milletvekili düğünleri vs. hınca hınç dolarken, işler bittiğinde milli bayramlarımızda kapanma, halka kısıtlama getirildi.

Yoluna ve adamına göre muamelenin dünya arenasındaki vitrin ülkelerinden birisi olmanın gururunu! yaşıyoruz yani…

Ama tribüne taraftar giremiyor, sosyal mesafe, sokağa çıkma yasağı vs. derken millete meydan okunuyor.

Ankara Demir maçındaki keşmekeşliğin üzerinden çok değil 3 gün geçmişken Kocaeli Stadı'ndaki Hekimoğlu maçında da koordinasyonsuzluğun tavan yaptığı bir akşamı geride bıraktık.

Özellikle stat dışı...

Birazdan buraya döneceğim...  

 

KAPALI GİŞE OYNAYACAĞIZ

Son söyleyeceğimi şimdi söylüyorum.

Trabzon’daki Hekimoğlu maçını kapalı gişe oynayacağız.

Bize öyle bir deplasman yaşatacaklar ki, ne kural dinleyecekler ne de sınır koyacaklar.

Sen de olsan aynısını yaparsın çünkü 1. Lig için tek maçın kalacak...

Ama burada böyle olmuyor...

Gece ayazlarında Kocaeli Stadı’nın pankartlarını donan elleri, titreyen bedenleri ile boyayan, her maç tezahüratları ile takımın itici gücü olan, binlerce kilometre uzaklara deplasman yapan, daha da önemlisi Kocaelispor’u karşılıksız seven Üniversiteli Kocaelisporlular yani Üni Hodri Meydan’ın dışarıda kalması beni çok ama çok üzdü.

Sadece onlar mı..?

Çok sevdiğim arkadaşlarım ve kardeşlerim “Erdem biz gidiyoruz” demeleri karşısında çaresiz kalmam, bu şehrin sporu için çok önemli hizmetler vermiş başkanlar, antrenörler, futbolcuların vs. uzun süre bekletilmesi ve kimilerinin evlerine dönmesi o kadar çok zoruma gitti ki…

Dedim ki kendi kendime “Biz bu şehirde bedava yaşıyoruz. Millet kendi illerindeki maçlarda neler yaparken, bize yaşatılan şu muhabbetlere bak”

İşte o zaman anlıyorsun yalnız, sahipsiz ve güçsüz olduğunu.

 

İŞGÜZAR TEMSİLCİLER

Yazın şuraya…

Pazartesi günkü maçın temsilcileri, kralın evladı da olsa o tribünün dolmasına engel olamayacak.

Eğer maçı 20+20 kişi ile oynatsın o kişiye helal olsun diyeceğim...

Ama olmayacak! Giresun’da, Adana’da, İstanbul’da, İzmir’de olmadığı gibi…

Olmayacak!

İzmit’teki Hekimoğlu maçında işgüzar temsilciler yürek yiyip maça gelmişler…

Önce UEFA Üst’te sağ ve solundaki kapının açılmasını istediler.

Bunun üzerine de tribün açıldı ve seyirci oraya alındı.

Ama aynı temsilciler ne hikmetse “Seyirci çıkmazsa maçı başlatmıyoruz” dediler.

Bu ne pişmiş iş, bu ne mantıksız, bu ne dengesiz, bu ne tutarsız, bu ne gereksiz bir hareket!

Hem kendileri tribün açtırıyor hem de kendileri tribün boşalttırıyorlar.

16 dakika maçı beklettiği için ego kasacaklardır.

Ama ağır rezil oldular farkında değiller.

 

SINIFTA KALDILAR

Zaten TFF, temsilci belirleme konusunda dipte.

Enteresan enteresan tiplerle uğraşıyoruz.

Tabi iş ballı kaymaklı.

Keyfi maç izliyorlar, şekiller o biçim, stattaki herkes bunların emireri, üzerine de para da alıyorlar…

Ooooh!!! Ne güzel iş be... 

Kocaeli – Hekimoğlu maçının da temsilcileri resmen sınıfta kaldı.

Burası Lalapaşa İstasyonu değil!

Kafana göre “Tribün aç” sonra “Tribünden seyirci çıkar” diyemezsin.

Kocaeli TSYD’nin onayladığı isimlerle ilgili dayatma yapamazsın.

Bunların bu tavırları yüzünden emniyet de gerildi, biz de gerildik. 

Sıkıyorsa bu halleri üç büyütülmüş takımın stadında yapsınlar! Yer mi... 

Dediğim gibi… Şekil yapacaklar, ego kasacaklar ya güya!

Yarın diyecekler ki “Beeeeen, Kocaeli – Hekimoğlu maçını beklettiiiim… Hemi deee taam 16 dakikaaa!”

İyi de çıkardığın o seyirci yine girdi.

Ne anladım ben bu işten.

Şeklin içinde patladı işte!

Eminim ki onlar da ne kadar çapsız bir iş yaptıklarını anlamışlardır.

Vallahi bizim emniyet amirlerinde de iyi sabır varmış.

Ben olsam “Ey temsilci… Sen benle t…k mı geçiyorsun” der adamı paylardım…

TFF'de bu işlere bakan yetkililer kimse, özellikle bu maçın temsilcilerine gerekli fırçayı okkalı bir şekilde atmalı.

 

BERBAT BİR GÜNDÜ

Kocaelispor – Hekimoğlu maçında yaşananlar aklıma geldikçe tansiyonum artıyor.

Berbat bir gündü…

İnşallah bir daha böylesi rezil bir gün yaşamayız.

Malumunuz maç akşam 8’deydi.

Saat 6 gibi ben ve 4 meslektaşım, aynı araçla maça gittik.

En alttaki girişte yani ilk girişte uzun saçlı bir komisere yetki vermişler.

Aman aman aman…

Ya, bir insan işleri bu kadar mı bir birine karıştırır…

Bu kadar mı oradaki trafiği yönetemez, kontrolü kaybeder ve diğer memurlara da kaybettirir!

Evet iyi niyetli, heyecanlı ama olmuyordu… İş yürümüyordu…

Her yer tıkandı.

 

YA LİSTE VERİLMEDİ YA DA VERİLEN LİSTELER AŞAĞIDAKİLERE ULAŞTIRILMADI

Memurların elindeki listelerde isimler var.

Talimat verilmiş “İsmi olmayan kimse giremez” denilmiş.

Ama aşağıdaki emniyet görevlileri kendilerini o kadar boş yere yordular, kafalarını boş yere o kadar şişirdiler ki anlatamam.

Evet, genel manada üslup ile ilgili ciddi bir sıkıntıları ama onlar da gerçekten çok şişmişti.

Onları da anlıyorum, verilen görevi yapmaya çalışıyorlar.

Ancak ortada şöyle bir sıkıntı vardı.

Kimse ne yaptığını bilemiyordu... Nedeni de ellerindeki listelerde eksiklik vardı.

Basın araç plaka ve Kocaeli TSYD onaylı listeler kendilerine ulaşmadı.

Gece Vedat abi ile konuştum… Israrla "Verdim" dedi.

İyi de neredeydi?

Verildiyse aşağıdakilere neden ulaşmadı? 

İşte tüm olayın odak noktası bu...

Yani liste krizi...

 

BURADA PATLADI

Başta biz olmak üzere, kamu görevini yapmak için stada gelen gazeteciler tam 1 saatten fazla bir süre anlamsız yere bekletildik!

İnanın çok mücadele ettim… Memurlara yardımcı olmaya da çalıştım…

Basın araç plakalarının ve aralarında meslek büyüklerimizin de bulunduğu, Kocaeli TSYD onaylı isim listesinin de olduğunu ne kadar anlatmak istediysem de derdimi bir türlü dinletemedim.

 

GÖZLERİME İNANAMADIM

Kocaeli Valisi Seddar Yavuz ya da vali yardımcıları bu kısmı mutlaka okumalıdır.

Gerekirse ben de özel kalemi vasıtası ile durumu kendisine izah edebilirim.

Orada o kadar kötü bir manzara vardı ki, Kocaelispor’un yöneticileri ile de, gerçekten protokolde adı yazılı olanla da tartışıldı...

Samimiyetime inanın, yanımdaki bir kardeşim (O beni tanıyor ama ben kendisini ilk kez gördüm) dedi ki “Bakın memur bey. Benim adım şu, bu kimliğim, bu da adımın yazılı olduğu listenin fotoğrafı. İsmim orada, yani protokol listesinde kayıtlı” dedi.

Hatta adının listede kaçıncı sırada yazılı olduğunu bile belirtti.

Polis memuru, bu kardeşimizin tipini sanırım beğenmedi ve oraya başka memur çağırarak, ortada zerre bir şey yokken “At bunu buradan” dedi.

O memur geldi ve günahsız, adı protokolde kayıtlı kardeşimizi omzundan tuttuğu gibi dışarı püskürttü.

Gözlerime inanamadım!

Bunu nasıl yapar!

Bazı şeyler bu kadar basit değil!

Ortada hakaret yok, saygısızlık yok ve sen gel o çocuğu çek at!

O’nun bir ailesi var, çevresi var, itibarı var..

Kişiyi bu kadar kolay ezemezsin!!!

Kimsenin kimseye böyle bir şey yapmaya hakkı yok kardeşim!

Hayır, elini falan kaldırsa, sesini abartılı bir şekilde yükseltse “Tamam” diyeceğim de…

Kimse o’nu dinlemedi ki… Ya da dinlemek istemedi…

Gerçekten çok sinir bozucu bir durum bu.

O kardeşimize büyük ayıp edilmiştir!

Söylediklerime inanmayan varsa her türlü herkesle de yüzleşirim!

 

ÜSLÜP BİTİKTİ

Aşağıdaki yani bayırın başında, stadın ilk girişindeki kaos nedeni ile emniyet görevlileri kontrolünü kaybetti.

Hatta saçı arkadan bağlı olan komiser, gerginliğinden bizim aracımıza gelip berbat bir üslupla “Hepiniz gazeteci misiniz! Kimliklerinizi çıkarın!” diye emre etti. Sanki "Burada ne işiniz var" gibiydi.

Biraz daha ileri gitse ana bacı sövecek sandık!

Ben ve Ali abi beyaz listede, diğer 3 arkadaşım da TSYD (Emniyette nedense olmayan) listede kayıtlıydı.

Dediler ki “Siz ikiniz gidin, diğerleri giremez!”

Basın araçlarının plakalarının bulunduğu ve TSYD Kocaeli tarafından onaylanan liste oradaki görevlilerin ellerinde olsaydı bunlar denilmeyecek, sadece bizim değil, yılların spor gazetecilerinin itibarları zedelenmeyecekti!

Güya temsilci carlamış.

O listeler 1 yıldır çıkıyor, sorun olmuyor da, bu maçta mı oldu. 

Ki temsilci cinslik yapsa da oradaki herkes herkesi tanıyor. 

Kör bakmanın lüzumu yoktu ki...

Şu bir gerçek ki bir şekilde o stada girilecekti...

Dedim ya işte... Kontrolsüzlük ve üst zekanın koordinasyon kaybı aşağılara kadar indi... 

Yazık… Çok yazık..!

 

İŞTE BU BENİ ÇOK KIZDIRDI!

Hani aracımızdaki 3 meslektaşımın adları listede yok (TSYD listesinde var) diye bize “Aracını buradan çek” diyenler var ya, en sevdiklerimin üzerine yemin ederim ki, bizim durumumuzda olan birkaç aracı, içindeki gazeteci arkadaşımı tanıyorlar diye, her hangi bir kontrol yapmadan geçirdi.

İşte burada sinirlendim.

İlla bizim de geçebilmemiz için emniyetten tanıdığımız mı olması lazım!

Ya da böyle bir beklenti içine neden girelim. Zaten görevim var. 

Bu hakkaniyetsiz tutum beni delirtti!

Ben kimsenin hakkını yemedim…

Hakkımı da yedirmem!

Orada da söyledim.

Giden araçtakiler benim arkadaşım ve sizin baktığınız listede yoklar. Ve geçtiler...

 

YARDIMCI OLMAK İSTEDİM, AMA?

O sırada tanıdıklar da evlerine dönüyor ve ben daha da geriliyordum.

Kendi kendimi telkin ettim.

Dedim ki memurlara “Bakın bu şekilde tek tek isimlere bakarak işin içinden çıkamazsınız. Konvoy artacak, işiniz zorlaşacak. Listeleri getirtelim, hızlansın şuralar”

Ses yok tabi…

Telefon ettim ve o sırada denildi ki “Buradan çık, aşağıda konuş”

Olacak iş değil.

Ne yardım ettirdiler, ne de lafımı dinlediler.

Ya bu nedir ya... Sen sinirlendin de biz de etten kemikteniz yahu! 

Hal bu ki o listeler gelseydi oralar 5 dakikada nasıl kendisine gelecekti belli değil.

Çünkü araçların önemli kısmı basın aracıydı.

 

ASLA BIRAKMAZDIM

Kısacası her şey karmakarışıktı.

Kaos büyüyor ve kontrol iyice kayboluyordu.

Ben kararlıydım. Yanında kadın meslektaşım vardı.

Stada girmeyecektim. Gazeteden sorarlarsa da durumu anlatacaktım.

Kafamı keserlerdi, arkadaşlarımı orada bırakmazdım.

Bir kere şu var.

Bir yere gittiğinde ve yanında da bir kadın da varsa “Sen geç, sen kal” demek bile abestir.

Bunu bile uygun bir dille anlatmadılar.

“İsmi yok, gidin”

Yani bir erkeğe diyorlar ki "Yanındaki kadını bırak, sen geç"

Acaba bunu söyleyenler, kendisine böyle bir şeyle gelinse nasıl davranır.

Kadını bırakır mı! 

 

HANİ NE OLDU!

Kocaelispor'un SGK'lı personelinden tutun, maçta görevli sedyeciye, Kocaelisporlu futbolcudan kulüp başkankarına kadar...

Herkes bekliyordu.

Resmen şaka gibi bir görüntü vardı.

Neyse ki aşağıya Emrah geldi de biraz kontrolü sağladı.

Sonra yine aşağıya gelen bir amir “Basın kartı olanlar göstersin geçsin” talimatı verdi.

Saat 19.30’a geliyordu ve 6’dan taaa o saate kadar verdiğimiz mücadele sonunda oradan geçebildik.

Belki o amir bu talimatı vermese ortalık daha da karışacak, sinirler gerilecek ve boş yere karakolluk olacaktık.

İnanılır gibi değil...

20 yıldır bu şehirde bir şeyler karalayan ben o gün utanç zirvesini yaşadım.

Kocaeli’de, kendi stadımda, her türlü yardım çabama rağmen bana ve diğer meslektaşlarıma yapılanlara bakın ya!

Peki, ne oldu!!!! Hani ne oldu!!!!

Neden bu kadar sıktınız insanları!

Geçtik işte... Biz de ego mu kasalım şimdi...

Bu işin olurunu anlatmaya çalışırken neden insanların yüzüne bakıp da dinlemediler.

Bu insanlar goy goyuna oraya gelmedi ki, ekmeğinin peşinde ve listede adları olan resmi kamu görevlisi kişilerdi.

Bu kadar can sıkmaya, kalp kırmaya, kendilerini de, bizi de bu kadar yormaya değer miydi?

 

REKOR KIRDIK

O kadar yorulmuş ve başım o kadar ağrıyordu ki ne maçın havasına girebildim ne de kadar okuyuculara düzgün bir haber sunabildim.

Şu da var…

Aşağıda kimlik ve basın kartı gösterildi, araç girişi kısmında da gösterildi, stat giriş kapısında gösterildi...

Hatta üçüncü yerde üzerimiz ve çantamız da arandı.

Basının yanı başında duran polis memuru ile konuştuk.

Adını bilmiyorum, o'na teşekkür ederim. 

O kadar sakin, o kadar sağlıklı bir ifade dili vardı ki. 

Bütün elektriğimi çekti. 

Stada girdik, basın tribünündeki kapıda da hem kart ve kimlik gösterildi ve 4 aşamalı bir yarışın ardından yerimize geçebildik.

Valla kimse bana kalkıp da şu masalı anlatmasın. Yok efendim “Ben nereden bileceğim basın olduğunu, senin diğerlerinden ne farkın var” kafalarını.

Bir yere girilirken 4 kez kimlik ve kart gösterilmez!

Bu senin işleyişinin noksanlığını gösterir. 

Kimliğini ve karını 1 kere gösterirsin ve işine gücüne bakarsın.

Şehir içi ulaşımında, dünyanın herhangi stadına ya da her hangi bir yerine gitmek için tam 4 kez kimlik göstereceğiniz bir yer yoktur.

Kocaeli Stadı bu konuda rekor kırarak dünyada en çok kimlik gösterilerek girilen mekan olarak tarihe geçmiştir!

Yahu, zaten 3 engel atlamışsın, oraya yani basının kapı başına kadar gelen birinden de kimlik istenmesin artık!

Üzerinde yaka kartı, boynunda makine olan birisi stadın çimine ağaç dikmeye gitmiyor ki kimlik soruyorsun.

Anladım ki kimlik isteme viral bir hastalık haline gelmiş!

 

DAHA NE YAŞAYACAĞIZ ACABA

Genel hatları ile baktığımızda yaşanan bu kaos için belirtebileceğim iki kelime var…

SİSTEMSİZLİK ve İLETİŞİMSİZLİK!

Salgın laneti bitse de bu muhabbetlerden kurtulsak artık.

Biz, yani Kocaelispor taraftarı bu şehirde eziyet çekmeye devam edeceğiz.

Bu gerçek...

Kendi insanımızın kendi şehrinde parya olması da kaderi olmaya devam edecek!

Stadın yolunu bilmeyen, hatta stada girene kadar rakibin kim olduğundan habersiz tiplerin protokolden maç izlediği, Kocaelispor için gecesini gündüzüne katan, evlerinden binlerce kilometre uzakta yeşil siyah renkler için mücadele ederek sesini kaybedenlerin dışarıda! kaldığı bir şehir burası!

Bizim bizden dostumuz yok dostlar…

Birbirinizden başka da kimseye güvenmeyin, inanmayın...

Bunu son maçta bir kez daha çok iyi anladık!

Kocaeli Stadı’nda bu sezonu kapattığımız için bizlere şükrettirdiler ya…

Acaba -Daha ne yaşayacağım- diye düşünüyorum…

 

OLSUN BE…

Biz kan kusar -kızılcık şerbeti içtik- deriz.

Neler çektik neler!

Bu ne ki…

Sen hep var ol KOCAELİSPOR…

Bu bize fazlası ile yeter…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
YETKİNCAN GIDA
X