OTURUN SIFIR!
Malum işimiz yanlışları ayıklamak…
Üzerimize atılı iftiralar ile ilgili sizleri aydınlatmak.
Bir ameliyata giriyorum…
Son söyleyeceğimi baştan belirteyim.
Eski yerin sahibi ve ortağı!
Dersinize hiç iyi çalışmamışsınız ve sınıfta kaldınız.
SIFIR! SIFIR! SIFIR!
Şimdi sizleri uzun bir yolculuğa çıkarıyorum.
Eski yerin sahibi ve ortağının! hezeyanlarını bir bir paylaşıyorum ve ne kadar yanlış bir yolda olduklarını aktarıyorum.
Aslında yayını izlerken biraz heyecanlı olur dedim ama dağ resmen fare doğurdu.
Güldüğüm anlar da oldu… İnanın o kadar güçlü bir hayal gücü vardı ki inanamazsınız.
Psikolojisini hiç iyi yönetemedi.
Ya da “Hançer” yazısı ciddi anlamda rahatsız etmiş belli!
Şimdi gelelim tomarla yalan yanlış beyanlara, boş edebiyatlara…
İKİ TABAK YİYEBİLİR MİYİM?
Başta benim için demiş ki –Daha önce kendisi ile hiç görüşmedim, tanımıyordum. Benle o görüşmek istedi. -Neler yapacaksınız, oraya gelirsem ne artım olacak? Yemek konusunda geldiğimiz yerde sorun yaşıyoruz, çok sıkıntı çektik, iki tabak yiyebilir miyim-
Bunları ben demişim! Kahkaha attım… Yahu her şeyi geçtim, yemek nereden çıktı... İki tabak istemişim bir de… Beni oradaki herkes bilir… Benim kadar yemek seçen başka birini tanımamışlardır. Yurttan gelen yemekler sebze ağırlıklı olunca sadece ben değil birçoğumuz dışarıdan lahmacun söylerdik. Hem de Moda Kebap’tan… Çok güzeldir, tavsiye ederim.
Hangi iki tabak… Zaten Kocaeli Gazetesi’nde sana fiş veriyorlardı. Yemediğin günlerin paraları maaşına eklenirdi.
Orada öyle değil ki… Yurttan geliyor, ister ye ister yeme. Yemezsen kimse sana para mara vermiyor. Hoş isteyen de yok.
16 YILLIK YERİNİ SATTI, PEŞİME DÜŞTÜ VE GELDİ
Komikliğe bakın hele. “Hançer” yazısında da söyledim. Benim Kocaeli Gazetesi ile ilgili zerre bir sorunum yoktu. Asıl ben hayatımda bu şahsı hiç tanımadım, bir kez bile oturmamışım. Kendisi zırt pırt beni arardı ve -Ben seni takip ediyorum. İşini namusunla yapıyorsun- diyerek kanıma girdi. Dediğim gibi kendisini aramadım, bende telefonu bile yoktu. En başta burada patladı! 16 yıllık yerimi satmışım... Kocaeli Gazetesi’nin sahibi Tanzer Ünal hocaya sorun. Ayrılırken kendilerine neler dediğimi, size anlatsın.
Demek ki bu, getirdiği herkes için -Sattı- diyecek.
Getirirken yalvar yakar, olmayınca –Sattı-
TANZER ÜNAL: BÖYLE BİR ŞEY MÜMKÜN DEĞİL
Diyor ki eski yerin sahibi “Ben Kocaeli Gazetesi’nin patronu ile görüştüm. Bana –Allah senden razı olsun, bizi büyük bir dertten kurtardın. Ancak Serhat’ı almasaydın iyiydi- dedi. Bunu Tanzer hoca ya da Erkan bey demiş. Tabii ki bu büyük yalana inanmadım ama yine de Tanzer hoca ile Erkan Bey’i aramak zorunda kaldım. Konuyu sordum. Tanzer hoca böyle bir durumun kesinlikle mümkün olmadığını söyledi ve “Erdem… Kendisine –Yeni yerin hayırlı olsun. Ancak şöyle bir şey var. Yeni kurulan gazeteler ilk bizim personelimize saldırıyor. Bizim arkadaşlarımıza dokunma- dedim. Kendisi –Sen benim abimsin, benim en zor zamanlarımda yanımdaydım. Ben bunu yapacak kadar ş…siz miyim?- dedi ama 2 gün sonra Serhat’ı aldı sonra da seni. Kısacası böyle bir şey mümkün olamaz- yanıtını verdi. Erkan bey de asla böyle bir konuşma yapmadığını belirtti. Açsın kendisi sorsun… Kısacası buradaki büyük yalanı da patladı! Yayında adamları da durup dururken zan altında bıraktı.
VAR OLSUN DİYE 1 HABER!
2016’da Spor41 kuruldu. Nazar değmesin çok iyi gidiyor. Kendisi de bunu fazlası ile biliyor. Dedi ki yayında -Bana geldiğinde -Spor41 diye bir sitem var, site var olsun diye günde 1 haber giriyorum. Buraya başladıktan sonra burayı kapatabilirim ama haber girmeyeceğim. Girersem de amatörler çok takip edildiği için 1 haber girerim- dedi. Bunu ben demişim!
BEN ERDEM ÖVÜÇ İLE ÇALIŞMAK İSTİYORUM
Bakın… Ben Mavi Kocaeli Gazetesi’ne de girerken -Spor41 kırmızı çizgim- dedim. Tuğrul abi de hiçbir sıkıntı olmadığını söyledi ve istediğin gibi hareket edebileceğimi söyledi. Eski yere girerken de Spor41’i anlattım. -Burada da aktif olacak- dedim. O da zerre bir sorun olmayacağını beyan etti ve “Spor41’e karışmıyorum. Nasıl istersen öyle yap. Ben Erdem Övüç ile çalışmak istiyorum” dedi. Zaten bunu kabul etmese ben neden hiçbir sorun yaşamadığım 16 yıllık kurumdan ayrılayım ki? Enayi miyim? Kısacası burada da patladı!
SPOR41, ESKİ YERDEN 7 YIL ÖNCE KURULDU
Sonra ben doğruları yazınca “Benim paramla gittikleri deplasmanlarda yapılan haberleri 3 dakika sonra kendi sitesine girdi. Kimse benim haberimi çalamaz!” diyor. Dediğim gibi bunu bu kişi en başta, yani 3 yıl önce kabul etti zaten. Anlatabiliyor muyum, bunları kabul ettiği için ben Kocaeli Gazetesi’nden ayrıldım. O da biliyor ama işte -Nasıl çamur atarım- diye dertlendi ve bunu hayal etti. -Benim maaşımla bunları yaptın. Geldikten sonra paravan şirket kurdun- dedi. Hafızası o kadar kendisini yanıltmış ki, Spor41, eski çalıştığım yerin kurulmasından tam 7 yıl önce kuruldu. Zaten varlığını sürdürüyordu ve bunu o da bunu adı gibi biliyordu. Hani çok zekiydi, hani ondan hiçbir şey kaçmazdı. Şu mu oldu senin iftiranla… Bile bile dolandırıldın mı sen yani. Ya da dolandırıldığını bile bile buna göz mü yumdun? Art niyet ne kadar açık değil mi? Çünkü hırs böyle bir şey. Kime nasıl çamur atarım diye kendisini paralamış. Madem böyle bir derdi vardı ve dediğim gibi Spor41’i biliyordu. Zamanında neden -Erdem ben senin sitende benim haberleri görmek istemiyorum- demedi? İnsanlar bu kadar saf mı? Onu dediği anda oradan ayrılır bakardım işime zaten. Ah ahh… Gerçekleri yazınca bunlara nasıl bir yara vermiş ki saldıracak başka bir konu bulamamışlar! O kadar komik ki ve içi boş ki.
SPOR41’İ BASAMAK OLARAK KULLANDI
Dedi ki yine “Spor41’i basamak olarak kullandı” Ben dediğim gibi Spor41’i 2016’da kurdum. Ancak 2000 yılından beri gazetecilik yapmaya çalışıyorum. Kısacası Spor41’i kurduğumda 16. yılımı doldurdum. Neyin basamağını kullanacağım! Buna ihtiyacım mı var? Şehirde beni büyük bir kesim tanıyor zaten. Basamak derken? Şirketin devlete tek delkli kuruş SGK ve vergi borcu yok. Gazetene almak için gece gündüz yalvardın, Spor41’i hiç sorun etmedin ve düşünmedin bile, ne oldu şimdi, he ne oldu! Gelemedin değil mi doğruları okumaya… Çünkü alışık değil. Kimse ona bir şey dememeli, her zaman kendisi haklı olmalı. “Sahte” ve “Paravan” dediği şirketin vergi levhasını gösterdiğimde o suratı kızaracak mı? Beni dolandırıcılıkla suçlayanlar, son örnekten hareket edeyim, önce yeni yılın ocak ayının maaşını yatırıp neden personelden, bir önceki yılın yani 2025 Aralık ayı maaşıdır- diyerek yeni zamlanan asgari ücretin eski ücret ile arasındaki farkı iade aldı? En sevdiklerimin üzerine yemin ederim ki oradaki arkadaşlarım elleri titreye iadeyi yaptı ve üzerine de beddua bile okudu. Basın İlan Kurumu’na seslendi ya şimdi…
KİM TAKAR
Belediyeler sözüm ona demiş ki bu kişi için “Şahsı karşımıza almayalım, bize karşı dik duruyor, Erdem’e ses çıkarmayalım…- Onun düşüncesine bu şekilde bakmışlar olaya! İnanamıyorum… Ya hayale bakın! Dedim ya, 2016 kuruldu Spor41… Sen bu işe 7 yıl sonra girmişsin. Spor41’in belediyeler ile olan anlaşmaları 7 yıldır zaten. Senle ne alakası var da senden çekindiklerini söyleyip siteyi sisteme aldıklarını hayal ettin? Bu nasıl bir mantıksızlıktır. Bir de onu kim tanır, kim dikkate alır ki… Kendisini neden bu kadar üstün görüyor anlamıyorum… Ama istiyor ki benimle ilgilensinler. Bununla beslenmek hoşuna mı gidiyor anlamıyorum ki… Şaka gibi ya… Resmen buradan kendisine prim çıkarmış. Ben öyleyim, ben böyleyim, ben şuyum, ben buyum demeyi artık bırakmalı. Hee aklıma gelmişken, yurt için ceza kesen ve ağır ithamlarda bulunduğu İzmit Belediyesi Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet mi –Spor41’i listeye alalım yoksa bu şahıs yani eski yerin sahibi bizi sıkıntıya sokar- dedi? Dediğim gibi bu konular kimsenin umurunda olmaz ki… -Herkes beni sayıyor- düşüncesine sahip. Aynı fikirde değilim. Özellikle son 1 aydır sahalarda gezen benim.
SİGORTALI GÖSTERİLEN BAYAN
Diyor ki hayaller anlatan kişi… “Benim gazetemde çalışan bir bayanı, yanında 2.5 ay sigortalı göstermiş. Maaşını bize ödetmiş. Ardından bu arkadaşı kendi kadroma aldım”
Özrü kabahatinden büyük! ALLAH (CC) insanları gerçekten şaşırtmasın. Bahsettiği bayanı hayatımda görmedim, tanımadım. Bana dedi ki “Bu kızı sende sigortalı gösterelim, maaşını biz yatıralım, sen de ona gönder. Ben manyak mıyım böyle bir talepte bulunayım. Bu arkadaşımız orada çalışmaya devam ediyor. Kendisine de gidin sorun” Kısacası bunu kendisi istedi ama sanki ben özellikle bunu istemişim gibi lanse etti. Burada da duvara toslamış. Daha net bir tabirle kendi ayağına sıkmış. Bana Basın Yasası diyor ya şimdi demek ki sen sigortasız birini gazetende çalıştırmışsın ve bunu da apaçık ifşa etmişsin. Ortaya da beni atmışsın. O kadar tutarsız ki söyledikleri… Kısacası burada da patladı!
YAYINDA PATLAMA ANI!
Bülent ile ilgili de hem çocuğa mali destek vermek hem de bizim için amatör maçları takip etmesi için talepte bulundum. Şu anki asgari ücretin 3’te 1’inden daha az bir parayla Bülent bize destek oldu. Sonra ortak gelince maliyetten kısmak istediler ve eski yerin sahibi ortaktan da aldığı gazla “Bülent’in bize bir faydası yok. Onu gönderdik” dedi. Bir de ben Bülent için “TV’de program yapabilecek kapasitede birisi, durumu çok perişan, sen hayır hasenat sahibi bir insansın, bu çocuğa da yardım et” demişim. Oha ki ne oha… Bizi tanıyanlar ve bu yazıyı okuyanlar bu kurulan cümleye nereleriyle gülüyor belli değil. Bakın benim üçüncü şahıslarla ilgili asla böyle bir yorum yapmayacağımı herkes bilir. Dahası kişilerin kusurları varsa saklarım. Kendisine sadece Bülent’in ağır bir ameliyat geçirdiğini belirttim. Neymiş perişanlıkmış. Hayale bakın ya… Dedim ya izlerken güldüm, kahkaha attım diye. Zaten izlerken sizin de dikkatinizi çekecek. Eski yerin sahibi Bülent konusunda ortağa önce -Ben dedim- diyor sonra -Sen bana dedin- diyor ardından elini burnuna götürerek yanlış konuştuğunun farkına varıyor. Bu kadar iftira atılmaz, bu kadar hayal edilmez, yanlış konuşulmaz. Makine gibi gerçekten! Dedim ya… Derslerine hiç iyi çalışmamışlar!
KARAKTER!
Eski yerine sahibine döneceğim…
Gelelim ortağa –Böyle bakıyorum fotoğrafa, karakter çok önemli bir şey- diyor.
Madem böyle bir ithamı var. Çıkalım sokağa beraber, ikimizi de tanıyanlara da soralım, ya da anket yapalım -Hangimiz karakterli, hangimiz değil- diye.
Var mısın ortak! Benim karakterimi sorgulayacak kapasitede birisi asla olamazsın olabilir. Hadsiz!
Gerçekten açın izleyin vallahi çaresizliği…
Ortak ağzında cümleleri geveledi durdu. Ne diyeceğini bilemedi, boş boş baktı, beyninde kurgulayamadı çünkü o an düşünemedi. Zaten sağlıklı düşünebilen bir kişi değil. Bu konuda kendisini geliştirmesi onun için iyi olur.
SARILMAK MI… ASLA!
Doğru, geldiği gün ilk toplantıda ortağı övdüm. Çünkü dışarıdan iyi birisi olduğunu düşünüyordum. Kısacası kendisini o güne kadar tanıdığım kadarıyla yorumladım ve motivasyon konuşması yaptım.
Ben zaten sürekli pozitif düşünürüm, hele hele toplum arasındaysam, kişi kötüyse bile onu ele vermem. O gün de yeni gelmiş, bizimle tanışmış ve ben de –İnsani- bir davranışla kendisine manevi güç verdim.
Yahu kardeşim insan der ki yayında “Sağ olsun bizi çok güzel anlattı” Tabii ki beklemem, karşısındaki kızardı çünkü.
Ama o aklınca değişik değişik hallere büründü.
Ancak çalışmaya başladıktan sonra insanları tanıyorsun.
İlk söylediklerimden pişman oldum mu, evet oldum.
Asıl Ali abiye kafayı taktıktan sonra daha net tanıdım.
Demiş ya yayında -Sarıldık gitti- diye.
Benim orada kime sarıldığımı oradaki herkes biliyor. Akşam kurumdan çıkarken kendisi sarılmak istedi, samimiyetime inanın hiçbir karşılık vermedim.
Neden sarılacağım ki… Filmin perde arkasındaki kahraman o çünkü ve bu sürecin sorumlusu da o.
CEVAP VEREMİYORLAR Kİ
3.5 ay geçmiş önceymiş… -Kurumsal olarak sorun var mı- diye herkese sorular soruldu. Açık ismimle kendi açımızdan her şeyin yolunda olduğunu yazdım. Çünkü servisimle ilgili yaşadığım bir sorun yoktu. Gerçek sorun huzursuzluktu. Soruyor çocuklara –Huzursuz musunuz?- diye. Cevap veremiyorlar ki… İşlerinden olurlar diye çekiniyorlar çünkü.
Gerçekçi biriyim dediğim gibi... O zamanlarda hiçbir deplasman masraflarımız geri çevrilmiyordu. Ali abi ile yazarlarımla ve programcılarımla gül gibi geçinip gidiyorduk.
Ne diyeyim, onlar gibi hayal mi satalım.
Ama şurası önemli… 2026 başı itibariyle mali daralma var, zarar ediyoruz denildi, her yerden kısıldı, milleti ekmeğinden etmeye başladıktan sonra, kısacası düzeni yerle bir ettikten sonra bozuldu her şey.
Çünkü kendisine bir şeyler için süre verildi ve bu süre dolunca ve gerçek anlamda acı bilanço gerçeği ile karşılaşınca kimyası bozuldu.
Gülerek “Subhanallah” derken kaldırdığı kağıttaki sorular o günlerde yani 2026 başında sorulsa aynı cevapları verir miydim sizce?
MANTIK DIŞI
Düşünsenize benim gibi kurum aidiyeti çok yüksek, oranın marka ve vizyonu için çabalayan, mesleğini seven insanı bile nasıl yordular.
Aslında onlar da benim oraya ne kadar faydalı birisi olduğumu biliyor.
Ortağın vücut dilinden bunu anlamak zor değil. Ayrıldığım için içi gidiyor ve içten içe de karşısındaki sitem etmiyorsa ben de başka bir şey bilmiyorum.
Ancak duygularını yitirmiş eski yerin sahibi hırsından çatlayacak gibiydi.
Bu konuyu daha derin işlemeyeceğim. Olayın mali konularıdır, ticarettir ve akçeli işleri konuşmayı asla sevmem.
Ben onlar gibi bel altı değil, bel üstü eleştireceğim. İftira atmayacağım, doğruları bir bir anlatmaya devam edeceğim.
Heee unutmadan… Bir sonraki toplantıda, 3.5 ay önce herkes sorulan sorulara 200 küsür sorun yazıldı. Bunun toplantısında sinirliydi.
Ama ben yine de onu cevaplarımla ezmediğim gibi belki de ender destek çıkan kişilerden birisiydim.
Yayında, kendisine moral verdiğim için tarafıma teşekkür edeceğine kafasına göre komiklikler yaptı.
Olayı kendince itibarsızlaştırmak istedi. O esnada o kadar hayattan kopuktu ki, o an ne anlattığını bilmeyecek vaziyetteydi.
Olmadı, konuşmayı beceremedi. Sen kalk o kadar genel başkanla canlı yayın yap ama burada iki kelimeyi bile yan yana getireme…
Olacak iş değil…
Yayında benim gazeteyi övdüğümü anlattı ama aynı toplantıda neden 200 küsür sorun olduğunu anlatamadı. Yemez ki… Çünkü onlar gerçekti, şu an benim anlattıklarım gibi…
Bu arada benim için referans verebilecek en son insanlardan birisidir.
Bana güzel referanslar verecek çok insan olduğunu biliyorum ama kendisi için kaç kişi olumlu referans verir? Kamuoyuna sorabiliriz isterse… He kaç kişi?
O gazeteden ayrılınca aynı pozisyonda bu kentte kaç yer kendisini kabul eder?
TACİZ
Eski yerin sahibine “Abi abi abi” diye koşmuşum diyor.
Her şeyden önce ben hayatımda hiçbir zaman eski sahibine abi demedim hep bey diye hitap ettim.
Bakın burada bile eksiye düştü!
Ben ortaktan önce eski yerin sahibini tanıdım ve tabii ki odasına gidip sohbet edeceğim. Sana ne!
Zoruna mı gitti…
Ki 1 ay öncesine kadar da kendisi ile hiç sıkıntım yoktu ki.
Acaba ince ince adamın nasıl beynine girdi de Ali abiyi de bahane edip benim üzerime onu saldı?
Diyorum, büyük fotoğraftaki asıl sorumlu odur ve bunu kendisi de çok iyi biliyor. Sorsan kabul etmez. Ali abiye kafayı takınca ardından eski yerin sahibi de –Masraf oluyor, Ali’yi deplasmanlara, maçlara gönderme- denilince dedim ki kendi kendime -Erdem ne oluyor?-
Çünkü bu konular benim işe girerken önemsediğim konulardı. Oraya gitme, buraya gitme, eee nasıl rekabetin içinde kalacağım?
Bunu benim mi düşünmem lazım karşısının mı? Yoksa salağa yatıp takılabilirdik. Ama bize yakışmaz ki… Mikrofonumuz ve personelimiz her yerde, özellikle Kocaelispor’un olduğu her yerde olmalıydı.
İşte vizyon bitti derken bunu anlatmak istedim. Sen nitelikli bir kurum olduğunu düşünüyorsan bunları yerine getirmelisin. Getiremiyorsan kendin için –Oyum, buyum- demeyeceksin.
Bu düşüncelerin ardından yine de ses çıkarmadım, Hançer yazısında yazdığım gibi Ali abinin Antalya’da başka birinin evinde kalması, başkalarının araçları ile dışarılara gitmesi çok zoruma gidiyordu ama yutkundum.
Bir de sürekli bu konuda yani Ali abi konusunda taciz edildim bana Ali abi için infaz emri verildi. Hem de 3 kez… Uygulamadım.
Bir keresinde ortak –Ali abi sana dua etsin- dedi.
-Neden dua etsin- dedim. Ali abinin duaya ihtiyacı yok ki, ki oradan çıktıktan 1 saat sonra yeni yer hazırdı ona… O da beni yalnız bırakmamak için dik durdu.
Geçen de yazdığım gibi tarafıma ses yükseldi ve -Lan- denilince ben de sesimi yükselttim ve olay bitti. Çok şükür ki bitti!
Ama tarihi yayında bunların hiçbirine değinilmedi. Spor41’den tutturdular. İftiralarla beni sizin önünüze attılar.
Ancak karşılık bulmadı. Bulamazdı da…
SAYEMDE RATING YAPTILAR
Eski yerin sahibi diyor ya -Yeni yerinde mutlu değil- diye. Yahu olay apaçık ortada. Özgür Kocaeli ile ilgili iletişim sorunu olunca bu gazeteden daha sonra bana teklifte bulunan Mavi Kocaeli Gazetesi’ne gittim.
Bu işin raconu bu değil mi? Yani seni ilk talep edenle görüşürsün, olmazsa diğer yerle temasa geçersin.
Özgür Kocaeli olmayınca da gelen diğer teklifi değerlendirdik ve Mavi Kocaeli’ye Ali abi ile birlikte geçtik.
Ne var bunda… Yine bomboş bir önerme size…
Bir de nereden biliyor mutsuz olduğumu. Gelip benle mi takıldı? Diyorum ya, hep hezeyan hep hayal.
Çünkü öyle olmasını istiyor ve bunu yani olmayan bir şeyi -Öyleymiş- gibi satıyor.
Yahu kimse kendisine inanmıyor biliyor musunuz… Hem de hiç. Ama o öyle düşünmüyor.
Para ile internete asker alabilir belki ama gerçekçi duyguları… Alamadı da…
Gördü 1 günde bizim için yapılan paylaşımları.
Kendisine gelen desteği de gördü.
Bu kadar işte, anlıyor musunuz! Bu kadar…
Yıllarca bu kentte para kazanmış ya da gazetecilik yapmış, kendilerini dev aynasında görenlerin ne kadar desteklendiğini kendileri de gördü!
Tekrar ediyorum gerçekleri bu!
Artık kendinizi şu bulutlardan bir indirin, arada bir aşağıya da bakın!
Şu da var… Sayemde program hiç olmadığı kadar izlenmiştir.
Haftaya yapın bakalım program ama gerçek rakamlarla… Hepimiz takip edelim yayını anlık kaç kişi izliyor.
ALLAH (CC) razı olsun Savaş hocadan. 2 saatte 1300 yorumlu programlara imza attı, Şener abi sadece faceden bir yayında anlık 5 bin insanı topladı, bizimkileri de siz yorumlarsınız artık.
Canlı maç yayınlarını da unutmadan. Derince’nin 2. Lig’e yükseldiği final maçını TRT ile yan yana çeken tarihteki ilk ve tek kanal oldular.
Sadece bu mu…
Hayal etseler akıllarına gelmeyecek şeylere imza atıldı.
Ama sorun Ali abiydi!
ASIL GARİBAN KİM Mİ?
Yahu o gazetenin tohumunda Erdem vardı Erdem!
Ortak ortalıkta yoktu!
Kırmızı çizgin Erdem… Herkes gider Erdem kalır dediğin kişi.
Bu kurumda, eski yerin sahibini satacak son kişi bendim, sokakta, çarşıda, pazarda her yerde naat ettiği Erdem… Olumsuz konuşanlarla kavga eden Erdem…
Ama o, Erdem’in ekip arkadaşını –Masraf oluyor- diye yok etmek istedi.
Hiç mi faydamız olmadı… Ne zaman oranın başını öne eğmişim, itibarını kötülemişim.
Hadi ortağı anlarım da, sen bunu bilmiyor muydun? Ali abinin kime ne günahı vardı.
Bu adamın şehirde karşılığı yok diye bağırdım durdum, sesimi duyuramadım.
Üzerine bana -Kalmasını istiyorsan sponsorunu bul, kendin finanse et bile dedin!
Hayretler içindeyim yemin ederim. 16 yıllık kurumumdan beni koparırken neler dedin sen bana be!
Her şeyi geçtim, Ali abiye “Gariban” bile dedin be… Yazıklar olsun sana! Neresi gariban! Sitem ettim “Neden öyle dediniz” diye. “Aslanlar gibi yaşıyor adam hayatını ve hepimizden mutlu” deyince suratın düştü.
Asıl garibanlık kimdir biliyor musun?
Çok parası olup da bir türlü mutlu olamayan insandır!
Sen mutlu değilsin ve mutlu olmayı da bilmiyorsun!
YÖ-NE-TE-MEZ-SİN!
Diyorum ya, yönetemediler, beceremediler…
Tek amaçları var para kazanmak oldu, gazetecilik ikinci plana itildi.
Bakın bu da olabilir. İnsanların işleri her zaman iyi olmayabilir.
Dünya karmakarışık zaten. Bir de insan yaptığı bir işten neden zarar etsin ki?
Ama bu işin karşılığı ya da hakkı Ali abiyi çıkarmak değildi, olmamalıydı.
2 ay sonra emekli olacak ve maliyeti hayli düşecek bir adamın maaşını 2 ay daha vermek sana koymazdı, koymamalıydı.
Ve ortak… Eğer gerçek anlamda ortaksan şunu bil… Bu işten para mara kazanamazsın!
Tek başına istediğin kadar sponsor bul, en fazla 2 ay, belki de 3 ay kişiler sana destek olur.
Sonran yok!
Orada 20-25 personel var ve bu işi uzun vadeli götüremezsin! Hayale kürek çekme!
Her ay karşı tarafın cebinden sana ciddi aktarmalar yapılmadığı sürece, ya-pa-maz-sın!
ALENEN TEHDİT ETTİ
Mükemmel patronculuk oynuyorlar ya şimdi…
Neredeyse kuruluşundan beri vardım ve o günden bugüne kadar orada kalan kişi sayısı sadece üç.
Girenin çıkanın haddi hesabı yok.
Neden bir kurumda bu kadar insan girip çıkar? Hiç düşünüldü mü?
Bu veri bile birçok şeyi anlatmaya yeter.
Eski yerin sahibi, Mavi Kocaeli Gazetesi sahibi İslam Bey’i bildiğiniz tehdit etti. -Kadrajıma girersin- diyor, -Çatışırız- diyor. O an belli ki şuur kaybolmuş.
Bu nasıl bir cengaverlik, nasıl yürek yemişliktir. Bu kişi alenen suç işlemiştir.
İslam Bey’in sana ne kini olacak. O bu işleri bilmez ki, kimseye sataşmaz yani… Yatırım yapmış, insanlara ekmek veriyor.
Bir de seni zerre dikkate almaz, buna da ihtiyacı yok.
Ne oldu ki şimdi? RTÜK lisansı alındı diye, senin -Uzaya çıkacağız- dediğin ancak yerinde saydığın gazeten için yapamadığını yaptığı için mi daraldın?
He?
–Tüm Kocaeli beni bilir- demiş- ya…
AYNEN KOCAELİ HERKESİ ÇOK İYİ BİLİYOR!
NEDEN Mİ SPOR 41’DEN YAZDIM-
Yemin ederim kendi arzumla Spor41’de bu boş edebiyatların cevaplarını veriyorum.
O kadar işim gücüm var uğraştığım muhabbetlere bak!
Bunun yani yazının yeni yerimde girmesinin kapısı açıktı ama ben gazetemi bomboş işlerle muhatap etmemek için yazının Mavi Kocaeli Gazetesi’nde yayımlanmasını istemedim.
Yoksa onlar için hiç sorun yoktu.
Bir de tehdidinde -Bugün bana yarın sana demiş- ya…
Bu soru serin sorun olmalı çünkü SEN KIRMIZI ÇİZGİNE İHANET ETTİN!
Ne olacaktı -Padişahım çok yaşa- mı deseydim.
El, pençe, divan önünde kilitli mi duraydım.
Ben böyle bir insan değilim.
Kocaeli beni de bu konularda iyi bilir!
Ben, senin tabirinle -Yakaladığın- için değil, Ali abinin yanında ADAM gibi durduğum için gittim.
Sen yola çıktıklarını yolda bulduklarınla değiştirdin, YARI YOLDA BIRAKTIN, ben davamla yürüdüm!
Aramızdaki 150 farktan birisi de bu.
NELER NELER!
Buket ablanın kulakları çınlasın, eski yerin sahibi onun için “Kullandım, attım” diyebilecek kadar kendini düşürdü. Kadıncağız kahroldu, ardından neler yazdı, herkes de okudu. Bırakın gazeteciye, bir kadına bunlar denir mi!
Ama duygu, vicdan, muhakeme kayıpsa... Ne beklersin ki…
Rahmetli Yusuf Balaban için “Bu adam kokuyor” diyerek kurumdan uzaklaştırdın. Rahmetli bunu bana Yeşilova’daki evine bırakırken ağlaya ağlaya söyledi. Adamcağız evinde tek kaldı ve bir süre sona odasında öldü. (Allah rahmet eylesin)
Onun hareket etmesine ve çalışmaya ihtiyacı vardı. Zirve’den bir inat uğruna getirdin gazeteye… Sonra Tahsin abi ile rahmetli İsmet abinin yayınlarını baltalamasını talimatını verdin, ardından ballandıra ballandıra bunu anlattın!
Kimleri ağlatmadı ki, kimleri ortam içinde bozmadı ki.
Daha konuşuruz, anlatırız, sorun yok…
Son olarak…
Çıkarım hakime savcıya her türlü kendimi anlatırım… İftiralara bir bir yanıt veririm.
Hiçbir çekincem olmaz…
Benim de elim armut toplamayacak…
Herkesin bir planı mutlaka var…
Ama yaşananlar ve yaşatılanlar asla unutulmaz!
EZ CÜMLE…
TARİH AFFETMEZ!
(Şimdilik bu kadar)
- Toplam 1 yorum
Kartepeli Soner 19:38 - 13 Mart 2026
Keşke yakından tanısaydın bu ikisini Erdemcim
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bu acımasızlığa bir an önce son verin! 22 Şubat 2026 Pazar
- Bu kadarını kimse beklemezdi 21 Şubat 2026 Cumartesi
- Smolcic ne düşünüyor? Ben size diyeyim… 18 Şubat 2026 Çarşamba
- Kim düşerse elinden tutuyorlar… Takım oldular! 13 Şubat 2026 Cuma
- Bu günleri de yaşayacakmışız be Eray'ım! 25 Ocak 2026 Pazar
- Petkovic olayı! Dua edelim de Euro artmasın! 19 Haziran 2025 Perşembe
- Petkovic'in maliyetini düşürmeliyiz 13 Haziran 2025 Cuma
- Büyükakın, Işık’ın geçmişteki hatalarını da düzeltiyor! 08 Haziran 2025 Pazar
- Muzaffer Bıyık iki evladını da kollarının arasına alacaktır 28 Mayıs 2025 Çarşamba
- Damir İbriç! 21 Mayıs 2025 Çarşamba