Kafala: Modern Kölelik Biçimi…
Kafala: Modern Kölelik Biçimi…
Başta petrol olmak üzere yer altı kaynaklarının geçer akçe olduğu günden beri servet içerisinde yüzen Körfez ülkelerinin son zamanlardaki favori yatırımı futbol.
Son olarak Suudi Arabistan lideri Selman’ın başında bulunduğu bir konsorsiyum’un İngiltere PL ekiplerinden Newcastle United takımını satın aldı ve mali durumuyla alakalı kimi açıklamalarda bulundu.
Bahsedilen bütçe, Abu Dabi’li kuzenlerinin sahibi olduğu ve en zengin kulüpler sıralamasında ilk sırada yer alan bir başka İngiliz kulübü Manchester City’nin yaklaşık 10 katı.
Diğer kuzenleri olan Katarlılar ise dünyanın en zengin ikinci kulübü olan Paris Saint German’ın sahipleri konumunda.
Bugün gündem etmek istediğim husus ise, futbola yatırılan bunca paranın izini sürerken rastladığım başka bir sistem: KAFALA.
YÜZDE 30’LARDAN 80’LERE
Körfez ülkeleri genel anlamda sahip oldukları nüfuslar bakımından kısıtlı bir yerde konumlanıyor.
Bu da zengin konumda bulunan bu ülkelerin, ülke içerisinde yapacakları işlerde işçi açığa çıkıyor ve haliyle ülkeler yabancı işçiler için müsait hale geliyor.
Çeşitli şirketler aracılığıyla sektöre dönüşen bu göçlerde, erkekler genellikle yapılacak devasa inşaat projelerinde, kadınlar ise ev içi işlerde istihdam ediliyor.
Sektörün büyüklüğünün anlaşılması açısından istatistik vermemiz gerekirse, ülkelerdeki göçmen nüfusun, ülke vatandaşlarının nüfusuna oranı yüzde 30’lardan başlayıp yüzde 80’lere kadar çıkıyor.
İŞİN MANTIĞI ŞU
Kafala sisteminin nereden geldiğine bakacak olursak, hemen birçok farklı memleketten gelen işçilerin, ülke içerisine giriş yapmalarından sonra, onların ülkeye girişlerine “kefil” olan şirket veya işverenin işçinin pasaportuna el koyup, kendisine ülke içerisinde bulunmasını sağlayan bir kimlik vermesiyle başlıyor hikaye.
Eğer ülkeye girişi bir şahıs sağladıysa şahıs, işçi bulma şirketlerinden birisi sağladıysa onlar, işçini pasaportunun sahibi oluyor artık.
Bu sistemle iş yapacak olan kişilerin suç işlemeleri durumunda, serbestçe ülke dışarısına çıkışlarını engelleme ve gelen göçmenleri kontrol altında tutma mantığı var.
EN KRONİK SORUN KEYFİLİK
Tabi sistem bir süre sonra despotik bir sürece evrimle göstermiş. Bugün yasal sendikaların olduğu başta ülkemiz olmak üzere Dünya’nın çeşitli bölgelerinde işçiler ve çalışma şartlarıyla alakalı birçok sorunun yaşandığını varsayarsak, böylesine bir sistemde hikayenin nasıl ilerleyebileceğini tahmin edebilirsiniz.
En kronik sorun keyfilik. Kefil olduğu işçinin pasaportunu elinde bulunduran şirket ya da şahıs kişinin rahatça işi bırakıp ülkeden çıkmasına izin vermiyor.
Zira kefil olan kişi pasaportunu ve temiz raporunu vermediği sürece işçi ülke dışarısına çıkamıyor.
Dahası ülke içerisinde kafasına göre işte değiştiremiyor. Yani işçinin hak ettiği ücreti vermemeniz durumunda, işverenin yanından ayrılamadığı gibi, ülkeyi terk etmesine dahi izin verilmiyor.
Ayrılan kişi pasaportu olmadan ne başka bir şirkette iş yapabiliyor ne de işverenine karşı herhangi bir yasal hakka sahip. Üstelik kefili başvurarak işçinin oturum iznini de sonlandırma hakkına sahip.
ACENTELERİN HAYAL SÜSLEMELERİ
Ülkede çalışmaya gelen işçiler çoğunlukla, işçi acenteleri aracılığıyla, bu ülkelerde vaat edilen zenginliklerin hülyalarına kapılarak yola düşüyorlar.
Bu acenteler genelde işçilerin kendi ülkelerinde kazandıkları paraların üzerinde maliyetler istedikleri için, sahip oldukları az miktarda mallarını satarak ya da borçlanarak yurt dışına çıkabiliyorlar.
Acenteler bu hayallerini süsleyen reklamlarla bu sektörü büyütürken, birçok gençte zenginlik hülyalarını büyütüyor. Ancak genelde sonuç hüsranla sonuçlanıyor.
Çalışma karşılığı alınan paranlar ise vaat ettikleri zenginlikleri bulmak şöyle dursun, gelebilmek için harcadıkları paraları amorti etmekte sorun yaşıyor.
Doğru düzgün para alamayan, paralarından keyfi kesintiler yaşatılan işçiler, karşılığında çılgınca çalışmak zorunda kalıyorlar.
İŞÇİ ÖLÜMLERİ!
Çalışma süreleri sanayi devriminin başlangıcında insanların zorunlu tutulduğu gibi yüksek saatleri buluyor.
Çoğu inşaat gibi ağır sektörde bulunan işçiler, dehşet sıcaklıklarda hafta da altı gün, çoğu zaman 12 saat çalışmak zorunda bırakılıyor.
Bu durumun en fazla yol açtığı şey ise işçi ölümleri. Resmi olarak verilen rakamlardan neredeyse 30 kat işçinin bu zorlu koşullarda çalışırken kalp krizi benzeri rahatsızlık sebebiyle vefat ettiği raporlanmış durumda.
Sosyal yaşantılarında normal vatandaş veya turistler gibi herhangi bir yerde değil, zengin hayattan izole, güvenlik önlemleriyle bezeli kamplarda tutulmaktalar.
Bu kamplardaki şartlar da genel olarak vaat edilen hayattan oldukça uzak.
KADINLARA KİLER!
Kafala sisteminin çoğunluğunu oluşturan Uzak Asyalı işçilerin bir toplama kampında üst üste yatırıldığına, sınırlı beslenmek, tuvalet imkanlarına sahip olduğuna yönelik tanıklıklar fazlasıyla mevcut.
Ev çalışanı olarak istihdam edilen kadınların durumları da genellikle evlerdeki dar bir kiler veya merdiven altından hallice yerler.
Geçtiğimiz yıllarca defalarca kez Human Right Watch tarafından bu benzeri meselelerle ilgili olarak sert raporlar yayınlamış durumda.
Gel gelelim 2000li yılların başından beri yayınlanan bu raporlara ve yetkililerce göstermelik olarak verilen emirlere karşılık oldukça sınırlı gelişmeler gözlemlenmekte.
ASLINDA HER ŞEYİN FARKINDALAR
Mesela izlediği reformcu görüntü ve cazibe merkezi haline getirmeye çalıştığı ülkesi için, yumuşak güç olarak futbolu kullanan Katar Hükümeti, oldukça tartışmalı bir süreçten sonra 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği hakkı kazanmıştı.
Ülkede bu Dünya Kupası’na hazırlık süreci içerisinde yapılan hazırlıklar, ciddi istihdam alanı doğurmuş, burayı da Bangladeş başta olmak üzere çeşitli ülkeler gönderdiği işçileriyle doldurmuştu.
İnşaat süreçleri başladıktan sonra, yaşanılan sorunlara binaen Uluslararası Af Örgütü “Güzel Oyunun Çirkin Yüzü: Katar’ın 2022 Dünya Kupası Şantiyesinde Sömürü” isimli sert raporunu yayımladı.
Rapor yukarıda saydığımız hemen birçok hususa dair bizatihi tanıklıkları ihtiva edecek ve Örgüt Sekreteri konuyla alakalı “Göçmen işçilere uygulanan taciz dünya futbolunun vicdanında bir lekedir.” diyecekti.
Kim bilir o rapordan sonra kaç işçi daha tüm dünyanın hayranlıkla seyredeceği stadyumları yapmak için can verdi?
DARP VE TECAVÜZ
Yine körfez ülkelerinde ev işleri ve çocuk bakıcılığı konusunda yaygın görülen işlerden birisi hizmetçi kadın çalıştırmaktır.
Bu konuyla ilgili İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin işçi kadınlarla birebir görüşüp, genel durumlarıyla alakalı olarak düzenlediği 2014 tarihli raporda, kadınların 4’te birinin dövülüp, tekmelendiği, birçoğunun ise tecavüze uğradığı beyan edilmiştir.
Kadınların çalışma koşulları evlerde olması hasebiyle daha rahatken, çalışma saatleri ve yoğunlukları anlamında en az erkekler kadar şiddetli bir noktada olduğu da raporlanmıştır.
Kimi kadınların verdikleri beyanlarda neredeyse ara vermeden günde 20 saat çalışmak zorunda kaldıkları ortaya çıkmıştır.
EMEK SÖMÜRÜSÜ
Pandemi sürecinin getirdiği ekonomik buhran Körfez ülkelerini ve “Kafala” sistemini de etkiledi.
Süreç içerisinde bu sistem doğrultusunda bulunan işçiler, işsiz kaldılar. Belki birçoğu hemen henüz borçlanarak geldiği ülkelerden tabiri caizse kovulmak zorunda kaldı.
Üstelik gittikleri yerlerden hem mental hem maddi açıdan daha kötü bir noktada dönüyorlar.
Bununla alakalı medyaya yansıyan kimi hadiseler de oldu.
Mesela geçen yıl bir haberde Lübnan’da “Kafala Sistemi” içerisinde çalışan Etiyopyalı bir kadın, yanında çalıştığı aile tarafından işten çıkartılırken elinde valiziyle büyükelçiliğe bırakılmıştı. Ve bu durum çöpün çöp kovasına bırakılması gibi bir durumla özetlenmişti.
Her bakımdan emek sömürüsünün ve sınıflar arası farkların ortaya çıkartıldığı bir sistem olarak kafala, kimi insanların hayatını kaydırırken, kimi insanların halen daha hayallerini süslüyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Fırat Gül’e soralım? 21 Aralık 2022 Çarşamba
- Böyle bitmemeliydi 20 Aralık 2022 Salı
- Kaleci Gökhan’ı bu kadar konuşuyorsak sıkıntı var demektir 13 Aralık 2022 Salı
- Kocaelispor forması ağır bastı 08 Aralık 2022 Perşembe
- Karacabey’i gözümüzde çok büyütmüşüz 29 Kasım 2022 Salı
- Bunlar hep Engin Koyun ve Fırat Gül'e eksi yazar 22 Kasım 2022 Salı
- Kocaelispor ve şirketleşme durumu 15 Kasım 2022 Salı
- Madem öyle… Yiğit Canguru’yu ve onun gibilerini gönderin! 08 Kasım 2022 Salı
- Zor deplasman… Rahat galibiyet… 31 Ekim 2022 Pazartesi
- Galip geldik, ama… 25 Ekim 2022 Salı