Kazanma alışkanlığımız tamam… Sıra Amed’de! Mert Cengiz yazdı...

21 Mart 2021 01:22

 

Kazanma alışkanlığını tamam… Sıra Amed’de!

Kocaelispor 1 hafta içerisinde oynadığı 3 karşılaşmayı da 3-0’lık skorlarla kazandı.

Aldığı net galibiyetlerin yanında rakiplerinin puan kayıplarıyla beraber Play-Off’un dışıyla olan fark 6 puana çıktı.

Maç maç bakacak olursak…

Kötü oynanan fakat galip gelinen Niğde Anadolu maçı sonrası ligin alt sıralarından kurtulmak isteyen Velimeşe’ye konuk olduk.

Henüz ilk dakikalardan itibaren topun kontrolünü eline alan rakip takım pozisyon üretmekte zorlansa da zaman zaman kalemizde tehlikeler yaşattı.

İlk yarı özelinde konuşmam gerekirse, sezon boyunca oynanan en kötü oyunlardan birisiydi.

İkinci yarıya da efektif başladığımız söylenemez.

Fakat bu sene kritik anlarda yardıma duran toplar yetişti.

Taha Batuhan sahneye çıktı ve bizim adımıza oyunu çözdü.

Zira bu gol Velimeşe’nin kırılganlığını ortaya çıkartan gol oldu.

Arkasında oyun itibariyle rahatlayan ve rakip sahada bolca pozisyon bulan takımımız skoru çok daha farka götürecek imkanlara sahipti.

3-0’lık galibiyet bu deplasman ve oyun göz önüne alındığında çok önemli bir iş oldu.

Tabii ki rakipler de kayıplar yaşadı ve Velimeşe galibiyeti daha da değerlendi.

 

BU KEZ BİZ DEMİR GİBİYDİK

Geçen sezonun ikincisi ve bizden önce oynadığı 10 maçta kaybetmemiş Ankara Demirspor muhtemelen seri için en zorlu görünen mücadeleydi.

Maç başlangıcı itibariyle yine topu rakibe çabuk teslim ettiğimiz bir senaryo izledik.

Velimeşe maçından farklı olarak bu maçta gerek rakibin en üretken oyuncusu Serdar Eylik’in cezası, gerekse de daha derli toplu görünen defans hattımızla daha az pozisyon verdik.

Ankara Demirspor’un çok uzun boylu (defans-hücum yayılımı) top oynamasından kaynaklı olarak, özellikle uzun toplar bizim avantajımız oldu.

Murat Cem’in cezası dolayısıyla biraz daha geride konumlanan Yiğitali ekstra bir performansla bu eksikliği doldurdu.

Mesut, oyunun defansif yönünde etkili performans ortaya koyarken, Yiğitali takımın hücum için oyun kurucu rolüne büründü.

İlk 40 dakikada oyun adına bir şey görülmedi.

Ne zaman ki Benhur’un golü geldi, o zaman takım da kendine geldi.

Bulduğumuz 3 gol de kanatlara atılan toplar sonrası ceza sahasına girişlerimiz sayesinde gerçekleşti.

Kocaelispor özellikle ikinci yarının başında, top rakipteyken ısıran, kalemizden çok uzakta oynanan, kurgulu hücum planıyla taraftarı umutlandıran bir oyun ortaya koydu.

Beklenenden çok daha rahat bir galibiyetle Demir maçını kapattık.

 

SANCAKTEPE’DE BEKLENEN OLDU

Son oynanan Sancaktepe karşılaşmasına baktığımızda özellikle ilk yarıda erken gol bulunmadığı için zora giren ve puan kaybedilen kimi maçlardan alınan dersle karşılaşmaya hızlı başlandı.

Henüz 4. dakikada seken topta ceza sahasına güzel bir koşu atan ve topa mükemmel vuran Semih takımı öne geçirdi.

İlk yarıda golü erken bulmasına rağmen Kocaelispor oyunu kopartmayı başaramadı.

Gol kaçırma ve ön alanda rol çalmalar Sancaktepe maçında da devam etti.

Dahası, kenar yönetiminin ısrarlı şekilde oyun kurulması yönündeki telkinlerine rağmen takım oyun da kuramadı, adam akıllı top da tutamadı.

Dahası Sancaktepe ilk yarıda oyuna tutundu, hatta kalemizde pozisyonlar da buldu.

Ancak Bayram yine başarılı görüntüsüyle gole engel olan isim oldu.

İkinci yarı ise yine yetenekli ayakların, fiziksel ve mental gücün ön plana çıkmasıyla ağırlığı koyan, maçı 3-0 kazanırken goller kaçıran bir Kocaelispor izledik.

Özellikle forvetlerin gol sayıları itibariyle sıkıntı çeken takımımızda, son dönemde bu isimlerin bir şekilde gol ve goller bulması bizim adımıza sevindirici oldu. 

Ancak şunu tekrarlamakta fayda var.

Ofans hattımız takım oyunundan halâ uzak!

 

ÜÇ MAÇA BERABER BAKACAK OLURSAK

Mustafa Reşit Akçay’ın gelişiyle beklerimizin hücum performanslarında bir artış söz konusu.

Erhan hocanın çok tercih etmediği şekilde, kanatların içlere veya ceza sahasına koşularıyla birlikte kanat beklerimiz Semih ve Gökhan’a alan da açılıyor.

O koridorları oyun sistemine yavaş yavaş adapte etmeye başladık.

İkinci yarının ilk maçlarında bu duruma adapte olmakta zorlanan beklerimiz (özellikle Gökhan) bu durumu hali hazırda vasat üzeri bir performansa evirmiş durumda.

Hücumda henüz istenilen seviyeye ve zenginliğe gelememiş, özellikle final pasları ve bitiricilik noktasında arızalarımız olsa da 3’er gollü galibiyetler almamız takımın özellikle ofans hattındaki özgüvenini artırmıştır.

Bunun yanında yenilmezlik serimiz 7 maç çıkarken, son 4 maçımızı kazanmamız, bize takımın “Bir şekilde kazanma alışkanlığı” kazandığını gösteriyor.

Oyun zamanla daha derli toplu hale gelecektir.

Lazım olan oyun gücü ve temposu Play-Off’ta işimize yarayacak.

Bizim bu süreçte maçları kazanmanın yanında oyunumuzun da gelişmesini sağlamamız gerekiyor.

Defans performansımız açısından meseleyi irdelersek…

Bariz hatalar veya aksama görmüyoruz ama topa hakim bir oyun kurgulayamadığımız, dahası savunma yaparken ikinci bölgede rakibi karşılamakta sıkıntı yaşadığımız için kalemizde pozisyonlar veriyoruz.

Zaman zaman Bayram’a ekstra yükler biniyor…

Süreci çok başarılı şekilde yürüten bir Bayram’ımız var fakat bu kısım sorun teşkil ediyor.

Yani biz her maçta da Bayram’ın adını zikretmemeliyiz, konuşacaksak da öne çıkarmamalıyız.

Topun arkasında daha derli toplu geçmeyi bilmemiz meseleyi çözecektir.

 

DEĞİNMEK İSTEDİĞİM İKİ FARKLI KONU VAR

Birincisi…

Çokça ve acımasızca eleştiriyoruz.

Galip gelinen maç da fark etmiyor.

Mustafa Reşit Akçay oyun içi felsefesi olan bir teknik adam.

Yeni bir sistem getirmeye çabalıyor.

Biz futbolcuları insan olmaktan çıkarıyoruz.

Selahaddin Dinçel dönemi çok kötü geçti.

O kadar kamp ve hazırlık maçı yapıldı, ne bir plan ne de bir oyun kurgumuz vardı.

Erhan Altın da bir şeyler denedi. Kimi zaman istedikleri oldu ama genel manada yine düzensiz bir kimlikteydik.

Mustafa Reşit Akçay da doğal olarak düşüncelerini uygulamada görmek istiyor.

O’nu da futbolcuları da anlayışla karşılamamız lazım.

Dünya’nın sayılı kulüplerinin oluşturabildikleri oyunlarını izleyip, takımımızı veya futbolcularımızı kıyaslıyoruz.

Daha da ileriye gidiyorum… Bu durumu zulüm olarak nitelendiriyorum.

Ne o aktif baskın ve 90 dakika derli toplu oyuna yatkın bir takıma sahibiz, ne de o seviyelerde top oynuyoruz.

Ayaklarımızın yere basması, başarı için öncelikli şart sağlıklı ve yapıcı eleştiridir.   

İkinci mesele ise…

Son maçına 1 buçuk ay önce çıkan Yılmaz ve 3 aydır sahalarda göremediğimiz İrfan… Neredeler?

Bu oyuncularla alakalı açıklamalar kurumsal olarak neden yapılmıyor..?

İnşallah kalacağımız Play-Off’lara kadar bu isimlerin 90 dakikayı çıkartacak şekilde maç performansı kazanırlar.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
YETKİNCAN GIDA
X