Teşekkürler Atilla Türker
Teşekkürler Atilla Türker
Bu haftaki yazımda gündeme getirdiğim istediğim konu bir kitap.
Hayatının büyük çoğunluğunu gazetecilik mesleğine adamış, küçük yaşlarından beri içerisinde olduğu bu top oyununu farklı yönlerinden yakalayan bir insanın, Atilla Türker’in kitabı.
Farklı yönlerinden diyorum, zira kendisi çoğunlukla saha içerisinde değil.
Statların tribünlerinde değil, tabiri caizse kulüplerin arka odalarında geziniyor.
Bu yüzden tercih ediyor belki de kitabına “Futbolun Arka Bahçesi” demeyi.
Gezinirken sürdürdüğü kazı faaliyetleriyle de camiaların en mahrem yerlerinden belgeler yakalıyor.
Bu yakaladığı belgeler, çoğunlukla futbolcuların transferleri esnasında doğan ilişkilerin belgeleri.
Genellikle camialarda nadirattan yapılan ve üstün körü rakamlarla oluşturulan denk bütçelerin yazılı olduğu mali tablolara dair belgeler yani.
Hangi transferde futbolcuya maaş olarak ne verilmiş, kulübüne bonservis ne verilmiş, menajerine “menajerlik ücreti” olarak ne kadar ödenmiş, bu ödemeler yapılmış mı veya nasıl yapılmış…
Veya bir kulübün fatura olarak kestiği şeyler… Yaptığı ihaleler, satın aldığı hizmetler veya ürünler…
Tabi bu mahrem bilgiler normalde şeffaf olarak paylaşılması gerekli olan şeyler.
Lakin ağır bir yük oluşturduğu için kıymetli yöneticilerimize Atilla Türker, onların omuzlarından biraz bu yükü alayımın derdinde. Biz biraz da bunun için teşekkür borçluyuz Atilla Ağabeye…
Ülkemiz futbol takımlarının hemen hepsi ciddi borçlar altında.
Ama neden? Neden bu ekonomik sıkıntılar bir türlü bitmiyor? Kulüpler tüm bu ekonomik sıkıntılara rağmen nasıl hala daha transferler yapabiliyor?
“4 büyük!” diye isimlendirilen kulüplerin kapatılamaz borçları var.
Devlet arkalarında durmasa enkaz haldeler. Hepsi birer çürümüş ağaç gibi, çeperleri ayakta tutuyor. Ve ne hallerdeyken halen yıldız bilmem ne diye aşırı maliyetli transferlerin peşindeler…
Üstelik bunu yaparken başlarını bu hale sokan durumlardan hiçte ders almışa benzemiyorlar.
Dün Avrupa’da oynayan Eskişehirspor’un başkanı bugün “Transfer tahtası ocak ayında açılmazsa amatöre düşer, yok oluruz” dedi.
Yine Avrupa gören ve son iki haftada BAL’da maça çıkamayan Karabükspor, Karabük yerel ligine düştü.
Gaziantepspor hepsinden beter halde. Kulüp komple kapandı.
Erzurumspor, Bursaspor, Orduspor, Mersin İY, Diyarbakırspor, Malatyaspor, Çanakkale Dardanel, Erzurumspor…
Biz, Kocaelispor olarak yıllardır neler çektiğimiz ortada… Hamdolsun ki biz döndük ve futbol tarihinde böyle bir geri dönüş yoktur. Bunun değerini bilerek hareket etmeliyiz!
Kapanan kulüplerin içlerinde futbolun kirli tarafını görüyoruz ağırlıkla.
Ülke kulüplerinin nasıl soyulduğunu, bu halkın paralarının emeklerinin nasıl hiçe sayıldığını, kimi insanların hayatlarının nasıl çalındığını… Ahbap çavuş ilişkisi içerisinde, insanın aklıyla dalga geçer gibi yapılanları…
İşte burada Atilla Gökçe sert meseleleri, belgelerin hemen hepsini çeşitli kaynaklarla tasdik ettirerek bize ulaştırıyor. Kısacası delilleriyle ortaya koyuyor.
İddia olarak, kalanı da ayrıca belirtiyor. Biraz da burada teşekkür edebiliriz Atilla Ağabeye…
Ülkemiz maalesef ki özellikle adaletin tesisi noktasında çok kötü zamanlardan geçiyor. Yapılan birçok cürüm, suç yapanın yanına kar kalıyor. Meğer ki yapan iyi bağlantılara sahip, güçlü birisi olsun. Bu durumun futbola tezahürünü belki de hemen her gün her hafta görüyoruz. Hakem atamaları, tahkim-PFDK kararları…
Yıllardır yapısal problemlerinden bahsediliyor futbolun.
Bahseden insanların da hemen birçoğu belli makam mevki görmüş isimler.
Ama nasıl oluyor da o problemleri düzeltmek mümkün olmuyor?
İşte bu noktaların neden nasıl çözül(e)mediğine dair de çok şey anlatıyor Atilla Türker.
Trabzonsporlu eski futbolu Ömer Rıza hakkında yıllar önce verilen kararın, kararı veren TFF’nin ilgili kurulunun bağımsız olmadığı gerekçesiyle iptalini vermişti CAS.
Bağımsızlık şöyle dursun, nasıl bir bağlantı, ahbap çavuş ilişkisi üzerinden kurulların oluşturulup, yürütüldüğünü net örneklerle ortaya koyuyor.
Bunlar için belli ki çok çalışıyor. Aldığı ödüllerle, ortaya koyduğu gazeteci profiliyle ve en önemlisi adaletin tesisi noktasında aldığı rolle çalışmasının karşılığını aldığını düşünüyorum.
Hülasası Türk futbolunun neden bu halde olduğunu, ortaya koyduğu bu gayretli çalışmalarla izaha çalıştığı için belki de tam şuan da teşekkür etmeliyiz Atilla Ağabeye.
Teşekkürler Atilla Türker…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Fırat Gül’e soralım? 21 Aralık 2022 Çarşamba
- Böyle bitmemeliydi 20 Aralık 2022 Salı
- Kaleci Gökhan’ı bu kadar konuşuyorsak sıkıntı var demektir 13 Aralık 2022 Salı
- Kocaelispor forması ağır bastı 08 Aralık 2022 Perşembe
- Karacabey’i gözümüzde çok büyütmüşüz 29 Kasım 2022 Salı
- Kafala: Modern Kölelik Biçimi… 27 Kasım 2022 Pazar
- Bunlar hep Engin Koyun ve Fırat Gül'e eksi yazar 22 Kasım 2022 Salı
- Kocaelispor ve şirketleşme durumu 15 Kasım 2022 Salı
- Madem öyle… Yiğit Canguru’yu ve onun gibilerini gönderin! 08 Kasım 2022 Salı
- Zor deplasman… Rahat galibiyet… 31 Ekim 2022 Pazartesi